Bu Rivayetlerden Çıkarılan Hükümler:
3- Kurbanlığn ve Onu Vekilsiz Bizzat Kesmenin (Keserken) Besmele İle
Tekbirin Müstehab Oluşu Babı
Hadisi Şeriften Şu Hükümler Çıkarılmıştır :
4- Diş, Tırnak Vesair Kemiklerden Maada Kanı Akıtan Her Şeyle Hayvan
Kesmenin Cevazı Babı
Bu Hadisten Çıkarılan Hükümler:
8- Allah Teala'dan Başkası Namına Hayvan Kesmenin Haram Kılınması ve Bunu
Yapana Lanet Olunması Babı
Edahî:
Udhiyye'nin cem'idir. Udhiyye, kuşluk vakti kesilen hayvan demektir. Şeriatta
Kurban Bayramı günlerinde ibadet niyetiyle kesilen hayvan mânasında kullanılmıştır.
Bu kelime «idhıyye», odahiyye» ve «edhat» şekillerinde de okunur. Udhiyye ile
İdhiyyenin cemileri Edâhıyy ve Edahî şekillerinde geldiği gibi, dahıyye'nin
cem'i dahâyâ, edhâtm cem'i de edhâ gelir.
1- (1960)
Bize Ahmed b. Yûnus rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Zü-heyr rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Esved b. Kays rivayet etti.
H.
Bize bu hadîsi Yahya
b. Yahya da rivayet etti, (Dedi ki) : Bize Ebû Hayseme, Esved b. Kays'dan
naklen haber verdi. (Demiş ki) : Bana Cün-deb b. Süfyan rivayet etti. (Dedi ki)
: Resülüllah(Sallallahü Aleyhi ve Seîlem) ile birlikte kurbanda bulundum.
Namazı kılmaktan ve namazını bitirip selâm vermekten öteye geçmedi. Bir de ne
görsün, o namazından çıkmadan kesilmiş kurban etleri!.. Bunun üzerine:
«Kim kurbanını
namazı kılmazdan —yahut biz namazı
kılmazdan— önce kesti ise onun yerine bir başkasını kessin) Kim
kesmediyse besmele ile kessin!»
buyurdular.
2- (...)
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şey be de rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Ebû'I-Ahvas
Sellâm b. Süleym, Esved b. Kays'dan, o da Cündep b. Süf-yan'dan naklen rivayet
etti. Cündep şöyle demiş : Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve SeUeın)'\e birlikte
kurcanda bulundum. Cemaata namazı kıldırdığı vakit kesilmiş bir takım koyunlar
gördüm de:
«Kim namazdan Önce kesti
ise onun yerine bîr koyun kessin. Kim kesmediyse besmeleyle kessin!»
buyurdular.
(...) Bize
bu hadîsi Kuteybe b. Saîd de rivayet etti, (Dedi ki) : Bize Ebû Avâne rivayet
etti. H.
Bize İshak b. İsmail
ile İbni Ebi Ömer, tbni Uyeyne'den rivayet ettiler. Her iki râvi Esved b.
Kays'dan bu îsnadla rivayette bulunmuş ve Ebul Ahvas hadîsinde olduğu gibi
«Besmele ile» demişlerdir.
3- (...)
Bize UbeyduIIah b. Muâz rivayet etti. (Dedi ki) : Bize babam rivayet etti.
(Dedi ki) : Bize Şu'be, Esved'den rivayet etti. O da Cündeb El-Becelî'yi şöyle
derken işitmiş. Resûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) 'i kurban günü namaz
kılarken gördüm. Sonra hutbe okudu ve :
«Kim jbayram namazını)
kılmadan kesti ise onun yerine başkasını iade etsin. Kim kesmediyse besmeleyle
kessin!» buyurdular.
(...) Bize
Muhammed b. Müsennâ ile İbni Beşşâr rivayet ettiler. (Dediler ki) : -Bize
Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Şu'be bu isnadla bu hadîsin
mislini rivayet etti.
Bu hadîsi Buhârî
«Kitabu'I-îdeyn» ile «Edâhî, Nuzûr, Tevhîd» ve «Zebâyıh» bahislerinde; Nesâî
ile İbnü Mâce de «Kitâbu'I-Edâhî»'de muhtelif râvilerden tahrîc etmişlerdir.
ResûlüIİah (Saiiallahü
Aleyhi ve Selleın) 'in :
«Namazını kılmazdan
önce»mi yoksa «Biz namazımızı kılmazdan önce» mi. buyurduğunda râvi
şekketmiştir.
Ulemâ zengine kurban
kesmenin vâcib olup olmadığında ihtilâf etmişlerdir. Cumhura göre zenginin
kurban kesmesi sünnettir. Özrü olmadığı halde kesmese günahkâr olmaz, kazası
da lâzım gelmez. Bu kavil Ebû Bekr-i Sıddîk, Ömer b. Hattâb, Bi1â1-i Habeşî,
Ebû Mes'ud-u Bedrî (Radiyattahu anh) ile Saîd b. Müseyyeb, Alkame, Esved , Atâ,
İmam Malik, İmam Ahmed, îshak, Ebû Sevr, Müzeni, İbnü Münzir, Dâvud.u Zahirî
ve Hanefîler 'den İmam Ebû Yûsuf iîe İmam Muhammed'in. mezheb-îeridir.
imam Azam, Rabîa ve
Evzâî zengine kurban kesmenin vâcib.olduğuna kaildirler. Mâ1ikî1er'den
bazılarının mezhebi de budur. İbrahim Nehâî: «Kurban kesmek zengine vaciptir.
Bundan yalnız Minâ'daki hacılar müstesnadır» demiştir. Hanefî1er'in meşhur olan
mezhebine göre de kurban hür, mukim ve zengin olan müslümana vaciptir.
Kurbanın vakti :
İmamla beraber bayram namazı kılındıktan sonradır. Bu hususta ittifak vardır.
İbnü Münzir, bayram günü fecirden önce kurban kesilemiyeceğine ulemânın
ittifak ettiğini söylemiştir. Fecr doğduktan sonra kesilip kesilememesi
ihtilaflıdır.
İmam Şafiî ile Dâvud-u
Zahirî, İbnü Münzir ve diğer bazı ulemâya göre kurbanın vakti güneş doğarak
bayram namazı kılacak ve iki hutbe okuyacak kadar zaman geçtikten sonra girer.
Bundan sonra mutlak surette kurbanı kesmek caizdir.
Imam-ı Âzam'la Atâ':
«Kurbanın vakti köylerle sahrada yaşayanlar hakkında fecir doğduktan sonra
girer. Şehirliler hakkında imam bayram namazını kıldırıp hutbeyi okumazdan
girmez. Bir şehirli bundan önce kurbanını kesse, kurban namına kâfi değildir.»
demişlerdir, îmam Mâlik'e göre, imam bayram namazım kılıp hutbesini okumadan
ve kurbanını kesmeden başkaları kurbanını kesemez. İmam Ahmed imamın bayram
namazını kıldırmasından Önce kurban kesmenin caiz olmadığını namazdan sonra ise
imamın kesmesini beklemeden kurban kesmenin caiz olduğunu söylemiştir. Kurban
kesenin şehirli veya köylü olması hükümde birdir. Hasanlı Basrî ile Evzâî'den
ve İshak 'dan da böyle bir kavil rivayet olunmuştur; Rarbîa ; «İmam bulunmayan
yerde güneş doğmadan kurban kesilmez. Fakat doğduktan sonra kesilebilir»
demiştir.
. Kurban kesmenin son
vakti: İmam Âzam'la İmam Mâlik ve İmam Ahmed'e göre bayram günüyle ondan
sonraki iki gündür. Bu kavil ashab-ı kiramdan Ömer b. Hattâb , Ali b. Ebî
Tâlib, Abdullah b. Ömer Ve Enes b. Mâlik (Radiyaîlahu anh) hazeratmdan rivayet
olunmuştur.
İmam Şafiî: «Kurbanı
bayram günü ile onu takib eden üç teşrik gününde kesmek caizdir» demiştir.
Cübeyr b. Mut'ım ve İbni Abbâs (Radiyaîlahu anh) ile Atâ', Hasan.ı Basrî, Ömer
b. Abdilaziz, Süleyman b. Musa, Mekhûl ve Dâvud-u Zahirî 'nin mezhebleri de
budur, Saîd b. Cübeyr şehirler halkının yalnız Kurban Bayramı günü, köylülerin
ise bayram gününden maada teşrik günlerinde de kurban kesebileceğine kail
olmuş. Muhammed b. Şîrîn ise bayram gününden başka bir günde hiç bir kimsenin
kurban kesemeyeceğini söylemiştir.
Bayram gecelerinde
kurban kesmek İmam-i Âzam 'la İmam-ı Şafiî, İmam Ahmed, İshâk, Ebû Sevr ve
cumhura göre mekruhtur. İmam Mâ1ik'in meşhur kavliyle bi-lumûm Mâlikiyye
ulemâsına ve İmam Ahmed 'den bir rivayete göre geceleyin kurban kesmek caiz
değildir. Kesilirse iadesi lâdesi lâzım gelir.
Hadîs-i şerif bayram
hutbesinin namazdan sonra okunacağına da delildir.
4- (1961)
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dedi ki) : Bize HaUd b. Abdillah,
Mutarrif'den, o da Âmir'den, o da Bera'dan naklen haber verdi. Bera' şöyle
demiş : Dayım Ebû Bürde namazdan önce kurban kesti de
Resûlüllah (Sallallahü
Aleyhi ve Sellem):
«Bu et koyunu (ndan
ibaret) dir.» buyurdu. Dayım: — Yâ Rcsûîallah! Bende bir keçi oğlağı var! dedi.
«Onu kurban et ama senden başkasına
yaramaz,» buyurdu. Sonra şunları söyledi :
«Her kim namazdan önce
kurban keserse, ancak kendi için kesmiş olur. Kim namazdan sonra keserse onun
kurbanı tamam olmuş ve Müslümanların sünnetine isabet etmiştir.»
5- (...)
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Hüşeym, Dâvûd'dan, o da
Şa'bi'den, o da Bera b. Âzib'den naklen haber verdi ki, dayısı Ebû Bürde b.
Nıyar Peygamber (gallallahü Aleyhi ve Sellem) kesmezden önce kurban kesmiş de :
— Yâ
Resûlallah! Bu Öyle
bir gündür ki,
onda e mekruhtur.
Ben kurbanımı, ehlimi, komşularımı ve âitem efradını doyurayım diye
acele kestim, demiş. Resûhillah (Sallallahü Aleyhi ve
Setlem) de:
«Tekrar bir kurban
kes!» buyurmuş. Bunun üzerine:
— Yâ Resûlallah! Bende bir süt oğlağı var, bu oğlak iki koyun
etinden daha hayırlıdır, demiş. Efendimiz :
«O senin iki
kurbanının en hayırlisıdır. Ama senden sonra kîmse için bir çepiçle kifayet
etmez.» buyurmuşlar.
(...) Bize Muhammed b. Müsenııâ rivayet etti. (Dedi ki) ; Bize İbn-i Adiyy, Dâvûd'dan, o
da Şa'bî'den, o da Bera' b. Âzib'den
naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Resûlüllah (Sallaüahü Aleyhi ve
Sellem) bize kurban günü hutbe okudu da :
«Namazi kılmadıkça hiç
bîr kimse kafîyyen kurban kesmesin!» buyurdu.
Bunun üzerine dayını:
— Yâ Resûlallah! Bu
öyle bir gündür ki; bunda et mekruhtur... dedi. Bundan sonra râvi, Hüşeym'in
hadîsi mânasında rivayette bulunmuş! ur.
6- (...)
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şey be de rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Abduîhîlı b.
Kümeyi- rivayet etti. H.
Bize îbnü Nümeyr de
rivayet etli. (Dedi ki) : Bize babam rivâyeî. etti. (Dedi ki) : Bize Zekeriyya,
Fiiâs'dan, o da Amir'den, o da Berâ'daıı naklen rivayet etti. (Şöyle demiş) :
Resûlüliah (Salîalîahü Aleyhi ve Seîîe/n) :
«Her kim bizim
namazımızı kılar, kıblemize döner ve kurbanımız! keserse, namaz: kılmadıkça
kurban kesmesin!>> buyurdu. Onun üzerine dayım :
— Yâ Resûlallah! Ben bir oğlum namına kurban
kestim, dedi. O da : «Bu senin aîîen için acele yaptığın bir iştirj>
buyurdu. Dayım :
— Bende
bir koyun var ki, iki
koyundan daha hayırlıdır,
dedi. «Onu İter,I Çünkü o en hayırlı
kurbandır.» buyurdular.
7- (...) Bize Muhammed
b. Musennâ iîe İbn-i Beşşâr da rivayet ettiler. Lâfız İbn-i Müsenna'ıundır.
(Dediler ki) : Bize Muhammet! b. Ca'fer rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Şu'be,
Züheyd El-İyâmî'den, o da Şa'-bî'den, o da Berâ' b. Azib'den naklen rivayet
etti, Berâ' (şöyle demiş) : Resûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem):
«Şüphesiz kİF şu
günümüzde kendisinden ilk başlqyacağmı;z iş (şudur ki) evvelci namaz kılar,
sonra döner de kurban boğazianz. Bunu kim yaparsa bizim sünnetimize isabet
etmiştir. Kim evveiâ kurban keserse, o da ancak ailesine takdim ettiği bir
ettir. Kurbandan bir şey değildir,» buyurdu. Ebû Bürde b. Niyâr kurban
kesmişti. Binâenaleyh bende yıllanmıştan daha hayırlı bir oğlak var, dedi.
Efendimiz(Su'ilaliahii Aleyhi ve Scllem)
«Onu kes ama senden
sonra o hiç bir kimseye kâfi gelmeyecektir.» buyurdular.
er5'
(...) İBize
Ubeydullah b. Muâz rivayet etti. (Dedi ki) : Bize babam rivayet etıti, (Dedi
ki) : Bize Şu'be, Zühcyrden naklen rivayet etli. O da Şa'bî'yi Berâ' b.
Azib'den, o da Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve ScUemj 'den bu hadîsin
mislini rivayet ederken dinlemiş.
(...) Bize
Kuteybe b. Saıd ile Hemıad b. Seny de rivayet ettiler. (Dediler ki) : Bize Ebû'l-Ahvâs rivayet etti. H.
Bize Osman b. Ebi
Şeybe ile İshak b, İbrahim de toptan Cerir'den rivayet ettiler. Her iki râvil,
Mansûr'dan, o da Şa'brden, o da Berâ' b. Azib'den naklen rivayet ekmişlerdir.
Berâ' şöyle demiş: Resûlüllah (SaHaliahü Aleyhi ve Selleın) kuırfcaıı günü
namazdan sonra hize hutbe okudu... Sonra râvi yukarkileriın hadîsi gibi
rivayette bulunmuştur.
8- (...)
Bana Ahmed b. Saîd b. Salır Ed-Dârimî de rivayet etti. (Dedi ki) : Bize
Ebû'n-Nu'man, Ârim b. Fadl rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Abdulvâhid (yâni İbni
Ziyad) rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Âsim EI-Ahvel, Şa'bî'den rivayet etti.
(Demiş ki) : Bana Berâ' b- Âzib rivayet etti, (Dedi ki) : Bize Resûlüllah
(SttUaHahü Aleyhi ve Selle/n) bir kurban günü hutbe okudu da:
«Hiç bir kimse namazı
kılmadıkça kat'iyyen kurban kesmesin.» buyurdu. Bîr adam :
— Bende bir süt oğlağı
var ki, iki et koyunundan daha hayırlıdır, dedi. Efendimiz :
«O halde onu kurban
et. Ama senden sonra hiç bir kimse namına çe-pîç kâfi
gelmez.» buyurdular.
9- (...)
Bize Muhammed b. Beşşâr rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Muhammed (yâni İbni
Ca'fer) rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Şu'be, Sele-me'deıı, o da Ebû
Cuheyfe'den, o da Berâ' h. Âzib'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Ebû Bürde namazdan önce kurban kesti de/Peygamber
(SallaUuhii A leyhi ve
Seİlem);
«Onu değiştir!,,
buyurdu. Bunun üzerine
Ebû Bürde :
— Yâ
Kesüîallah! Bende bir
tokludan başka bir
şey foktur, dedi.
(Şu'be demiş ki :
Zannederim şunu da söyledi.) Ama o yıllanmıştan daha
hayırlıdır. Resûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellenı) de:
«Bunu onun yerine
koy! Fakat senden sonra hiçbir kimse namına kîfâyeî edecek değildir» buyurdular.
(...) Bize
bu hadîsi İhııü Müsennâ da rivayet etti. (Dedi ki) : Bana Vehb b.
Cerîr rivayet etli. H.
Bize İshak b. İbrahim
dahî rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Ebû Amir Eî-Akadî haber verdi., (Dedi ki) ;
Bize Şu'be bu isnad ile rivayet etti ama:
«O jtllanmışton
daha hayırlıdır» cümlesindeki şekki
anmadı.
10- (1962)
Bana Yahya b. Evyûh ile Amru'n-Nâkıd ve Züheyr b. Harb toptan İbııü Uleyye'den
rivayet ettiler. Lâfız Amr'mdır. (Dedi ki) : Bize İsmail b. İbrahim, Eyyûb'dan,
o da Muhammcd'den, o da Eııes'den naklen rivayet etti. Enes şöyle demiş.
Resûiüllah (Sallallahü Aleyhi re Sellem) kurban günü :
«Her kim namazdan önce
kurban kesti ise hemen iade etsin.» buyurdu. Bunun üzerine bir adam kalkarak :
— Yâ Resûlallah! Bu öyle bir gündür ki, onda et
arzu edilir, dedi. Ve komşularının bir hacetini andı. Galiba Resûiüllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)onu tasdik
etti. Adam:
— Bende bir oğlak var ki, bence
iki et koyunundan daha muteberdir. Onu keseyim mî? dedi. O da
kendisine ruhsat verdi.
Enes demiş ki : Bunun
ruhsatı başkasına ulaştı mı ulaşmadı mı bilmiyorum. Resûiüllah (Saılallalıü
Aleyhi ve Seliem) de iki koça davranarak onları kesti. Halk hemen koyuncağiza
koşarak onu paylaştılar. (Yahut : Onu parçaladılar, demiştir.)
11- (...)
Bize Muhammed b. Ubeyd El-Guberi rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Hammad b. Zeyd
rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Eyyub ile Hi-şam, Muhammed1 den, o da Enes b-
Mâlik'den naklen rivayet etti ki, Resûiüllah (Sallallahü Aleyhi ve Seliem) namazı
kılmış. Sonra hutbe
okumuş ve namazdan önce kim kurban kesti ise, tekrar bir hayvan
kesmesini emir buyurmuş...
Bundan sonra râvi İbnü
Üleyye hadîsi gibi rivayette bulunmuştur.
12- (...) Bana Ziyâd
b. Yahya EI-Hassânî de rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Hatim (yâni İbni Ver'dân)
rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Eyyûb, Mu-hammed b. Sîrîn'den, o da Enes b.
Mâlik'den naklen rivayet etti, Enes şöyle demiş. Resûlüllah (Sallallahii Aleyhi
ve Sellem) kurban günü bize hutbe okudu. Arkacığmdan et kokusu duydu. Ve
ashabı hayvan kesmekten men etti.
«Her kim kurban kesti
ise hemen iccle etsin.» buyurdular. Sonra râvi yukarkilerin hadîsi gibi
rivayette bulunmuştur.
Berâ' hadisini Bubârî
«Kîtâbu'i-Edâhi»de; Enes hadîsini «Kitâbu'l-îdeyn» ile «Kkâbu'l-EdâmVde; aynı
hadîsi Nesâî «Sa-lât» ve «Edâhi» bahislerinde; İbnü Mâce «Kitâfeu'l-Edâhi»'de,
Ukbe hadîsini Buhârî «Dehâya», «Şerika» ve «Vekâlet» bahislerinde; Nesâî ve
İbni Mâce *Kitâbu-dahâyâ»'da muhtelif râvilerden tahrîc etmişlerdir.
ResûlülUh (Salhllahü
Ale>-hi ve Scllem)'in Hz. Ebû Bürde'ye : «O et koyundur!» buyurması; kurban yerine geçmez, sevabı da
yoktur. Yiyeceğin etten ibarettir, manasınadır.
Cezea : Bir yılını
bitirmiş de ikiye basmış oğlaktır. Esmâiyye göre Cezea, bir senelik oğlak ve
sekiz-dokuz aylık kuzu mânâlarına gelir. Bazıları bir senelik kuzu mânâsına
geldiğini söylemişlerdir. Burada herhalde bir senelikten biraz küçük oğlan
manasınadır. Zira senesini doldurmuş koyun ve keçiden herkes için kurban olur.
«Bu Öyle bir gündür
ki, onda et mekruhtur...» cümlesi hakkında söz edilmiştir. Bâzıları «mekruh»
kelimesini «makrûn» şeklinde rivayet etmiştir. Makrûn, et arzu edilir
manasınadır. Nitekim hadîsin bir rivayetinde : «Bu Öyle bir gündür ki, onda et
arzu edilir» denilmiştir.
Mekruhtur rivayeti hakkında Kaâdî Iyâz şunları söylemiştir :
«Üstadlarımızdan
bazısı doğrusu bu cümlenin şeklinde hâ'nın fethiyle okunacağını söylemişdir.
Caham : Eti
arzu etmek, demektir.
Yâni, o günde kurban
kesmeyi terk ederek çoluğunu çocuğunu etsiz bırakmak ve onlara et hasreti
çektirmek mekruhtur. Bana üstad Ebû Abdullah b. Süleyman şunu söyledi : «Bu
cümlenin mânâsı kurban edilmesi caiz olmayan hayvanı kesmektir. Sünnete muhalif
olduğu için bu hayvanın eti mekruh olur.»
Hafız Ebû Mûsa'ya göre
mezkûr cümleden murad : «Bugün et aramak mekruhtur, güçtür» manasınadır —ki;
Nevevî bu mânâyı beğenmektedir.
1- Bayram
namazından Önce kurban
kesmek caiz değildir.
2-
Kurbanda komşulara ihsanda
bulunarak gönüllerini almak vardır.
3- Yaşım
doldurmamış oğlaktan kurban kesmek yalnız
Ebû Bürde hazretlerine caizdir. Başkalarına caiz olmadığına icma-ı ümmet
vardır. Evzâî ile Atâ'dan her hayvanın yaşını doldurmamış yavrusundan kurban
caiz olacağı rivayet edilmişse de bu hadîsi duymadıklarına hamlolunmuştur.
4- Hadîs-i
şerîf kurbanın vâcib olduğuna delâlet etmektedir. Çünkü Resûl-i Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Selem) namazdan önce kesHen kurbanın iadesini emir buyurmuştur.
Vâcib olmasa iadesini emir buyurmazdı.
5- Bayram
hutbesi namazdan sonra okunur.
6- Kurban
kesmekten maksat adet çokluğu değil, etinin güzelliğidir.
7- Bir
kişinin iki kurban kesmesi caizdir. Efdal olan herkesin kurbanını kendi
kesmesidir.
13- (1963)
Bize Ahmed b. Yûnus rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Zü-heyr rivayet etti. (Dedi
ki) : Bize Ebû z-Zübeyr, Câbir'den rivayet etti. Şöyle demiş: Resûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem):
«Yıllanmış hayvandan
başkasını kesmeyin. Ancak size (böylesin) bulmak) güç gelirse o başka! Bu
takdirde koyundan bir kuzu kesiverin!» buyurdular.
14- (1964)
Bana Muhammed b. Hatim rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Muhammed b. Bekr rivayet
etti. (Dedi ki) : Bize İbnü Cüreyc haber verdi. (Dedi ki) : Bana Ebû'z-Zübeyr
haber verdi ki, kendisi Câbir b. Ab-dillah'ı şunu söylerken işitmiş:
— Peygamber
(Sallallahü A leyin've Sellem) bize Medine'de kurban günü bayram namazını
kıldırdı. Müteakiben bir takım adamlar giderek kurban kestiler. Ve
Peygamber(Sallallahü Aleyhi ve Sellem) 'in kurban kestiğini zannettiler. Bunun
üzerine Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) kendisinden önce kurban kesenin
kurbanını başka bir hayvanla iade etmesini ve kimsenin Peygamber (Sallallahü
Aleyhi ve Sellem) kesmedikçe kurban kesmemesini emir buyurdu.
15- (1965)
Bize Kuteybe b. Saîd rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Leys rivayet etti. H.
Bize Muhammed b. Rumh
da riyâyet etti. (Dedi ki) : Bize Leys, Yezîd b. Ebî Habib'den, o da
Ebu'l-Hayr'dan, o da Ukbe b. Âmir'den naklen haber verdi ki, Resûlüllah
(Sallallahü Aleyhi ve Sellem) arkadaşlarına kurbanlık olarak dağıtmak üzere
ona koyun vermiş. (O da dağıtmış da) Bir oğlak kalmış. Bunu Resûlüllah
(Sallallahü Aleyhi ve Sellem) 'e söyleyince:
«Onu sen kurban eî!» buyurmuşlar.
Kuteybe hadîsteki
ashab yerine sahabesi, dedi.
16- (...)
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybc rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Yezid b. Harun, Hİşam
Destevâî'den, o da Yahya b. Ebî Kesîr'den, o da Ba'cete'l-Cühenî'den, o da Ukhe
b. Âmir El-Cüheıu'den naklen rivayet etti. Şöyle demiş : Resûlüllah
(SaîlaHahii Aleyhi ve Selfenı) bizim aramızda kurbanları taksim etti de bana
bir kuzu düştü. Ben :
— Yâ Kesûlallah!
Bana bir kuzu düştü, dedim. «Onu kurban et!» buyurdular.
(...)
Abdullah b. Abdirrahmân Ed-Dârimî de rivayet etti. (Dedi ki) ; Bize Yahya (yâni
İbni Hassan) rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Muâviye —ki bu zat İbni Sellâm'dır—
haber verdi. (Dedi ki) : Bana Yahya b. Ebî Kesîr rivayet etti. (Dedi ki) : Bana
Ba'ce b. Abdillah haber verdi. Ona da Ukbe b. Âmîr El-Cühenî haber vermiş ki,
Resûlüllah (Saİlallahii Aleyhi ve Sellem) ashab arasında kurbanlar dağıtmış.
Kavi yukarki hadis mânâsında rivayet etmiştir.
Müginne : Yıllanmış
mânâsına gelir ki, bundan koyun ve keçinin bir yaşını, sığırın iki yaşım,
devenin beş yaşını bitirmiş olanları kastedilir. Hadîs-i şerifte sarahaten
müsinne zikrediîdiğine göre koyundan maada hiç bir hayvanın yaşını doldurmamış
yavrusundan kurban olmaz. Koyunun sürüden ayrılmayacak derecede irileşmiş
yavrusundan ise yaşını doldurmadan da kurban olabilir. Bu hususta yaşlısının
bulunup bulunmaması hükmen müsavidir. İbnü Ömer (Radiyallahu anh) ile Zührî'den
rivayet edildiğine göre daha yaşlısı varken yaşını doldurmayan kuzudan kurban
olmaz. Hadîs-i şerîf onların lehine delil ise de cumhur ulema onu îstihbab
mânâsına almışlardır. Yâni yıllanmış hayvan kesmek müs-tehabdır. Böylesi
bulunmazsa o zaman kuzu da kesilebilir. Yoksa hadîste kuzunun hiç bir surette
kurban edilemiyeceğine dair bir sarahat yoktur. Ulemâ kurbanın yalnız koyun,
keçi, sığır, manda ve deveden caiz olacağma ittifak etmişlerdir. İbnü Münzir;in
rivayetine göre Hasen b. Salih vahşî sığırın yedi kişi için, geyiğin bir kişi
için kurban edilebileceğine kail olmuştur. Vahşî sığır hakkında Davud-u
Zahirî’nin mezhebi de budur.
Kuzudan kurban
olabilmek için en az altı ayını doldurmuş olması icabeder.
Cumhura göre kurban
için en mu'teber hayvan devedir. Ondan sonra sığır, daha sonra koyun ve keçi
gelir. İmam Ma1ik'e göre koyun hepsinden efdaldır. Çünkü eti bütün etlerden
makbuldür. Cumhurun hücceti deve i]e sığırın yedi kişi için kurban
edilebilmesi, koyununsa yalnız bir kişiye yetmesidir. Bu deve ile sığırın
üstünlüğüne delildir.
Ulema kurbanlığın
semizletiimesi müstehab olup olmadığında ihtilâf etmişlerdir. Cumhura göre
beslenip semizletilmesi müstehabdır. Bu babda «Sahîh-i Buhârî»'de Hz. Ebû Ümame
'den bir hadîs rivayet edilmiştir. Mezkûr hadîste :
«Biz kurbanlıkları semizlefîrdİk.»
denilmektedir. Kâdi Iyâz bazı Mâ1ikî1er'in bunu kerih gördüklerini
söylemiştir. Mâlikiler bunu yahudilere benzememek için kerih görmüşlerse de
Nevevî : «Bu kavil batıldır»
demektedir.
Atûdt:
Hassaten keçi yavrusu olup, otlayacak derecede büyümüş olanıdır. Oğlaktan
kurban kesmek Ebû Bürde, Ukbe b. Âmir ve Zeyd b. Hâlid gibi birkaç sahâbiye
mahsus olmak üzere tecviz edilmiş, onlardan başkasına cevaz verilmemiştir.
17- (1966)
Bize Kuteybe b. Saîd rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Ebû Avane, Katâde'den, o da
Enes'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş) : Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve
Seîlem) iki beyaz ve boynuzlu koç kurban etti, onları kendi eliyle kesti,
besmele çekti ve tekbir getirdi. Ayağını da boyunlarının üzerine koydu.
18- (...)
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Vekİ' Şu'be'den, o da
Katâde'den, o da Eııes'den naklen haber verdi. Eries (şöyle demiş): ResûlüUah
(SailulUthü Aleyhi ve ScUemj iki beyaz ve boynuzlu koç kurban etti. Ben
kendisini onları eliyle keserken gördüm. Onu. ayağını herbirinin boynunun
üzerine koyarken de gördüm. Besmele de çekti, tekbir de getirdi.
(...) Bize
Yahya b. Habîb de rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Hâlid (yâni İbni Haris)
rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Şu'he rivayet etti. (Dedi ki) : Bana Katâde
haber verdi. (Dedi ki) : Enes'i şunu söylerken işittim. Re-sûlüllah (Salîaîlahü
Aleyhi ve Sellem) kurban eti...
Yukarıki hadîs gibi
rivayet etmiştir.
Şu'be demiş ki: Ben
(Katâde'ye) bunu Enes'den sen mi işittin? dedim.
— Evet! cevâbını
verdi.
(...) Bize
Muhammed b. Müsennâ rivayet etti. (Dedi ki) : Bize İbni Ebî Adİyy Said'den, o
da Katâde'den, o da Enes'den, o da Peygamber (SallaUahü Aleyhi ve SeUem)'dcn
yukarki hadîsin mislini rivayet etti. Yalnız o: «Bismillah! vaIlâhuekbeH»diyordu, demiştir.
Bu hadîsi Buharı «Edâhi» bahsinde tahrîc etmiştir.
Emlah : Hâlis
beyaz demektir. Esmâiye göre ise içine bir parça siyahlık karışan beyazdır. Ebû
Hatim: «Emlâh beyazı kızıllığına karışandır.» demiş. Bir takımları kırmızıya
çalan siyah mânâsına geldiğini söylemiş. Kisâî :
Beyazla karışık siyah
fakat beyazı daha çok. mânâsına gelir
demiştir. Emlah': daha başka türlü tarif edenler de olmuştur.
Akran :
Güzel boynuzlu demektir. Ulemâ kurbanlığın güzel boynuzlu hayvandan
seçilmesinin müstehab olduğunu söylemişlerdir, Maamafih yaradılıştan hiç
boynuzu olmayan hayvandan da kurban kesilebileceğine ittifak etmişlerdir. Kırık
boynuzlu hayvan hakkında ihtilâf edilmiştir îmanı Âzam'la İmam Şafiî ve cumhur
tecviz etmiş İmam-i Mâlik kanadığı takdirde kırık boynuzlu hayvanı kurban
etmeyi mekruh görmüştür. Hayvanın bütün kusurlardan salim olmasını bütün ulemâ
müstehab görmüşlerdir. Hastalık ilikleri kuruyacak derecede zayıflık, körlük
veya bir gözünün görmemesi yürüyemiyecek derecede topallık bilittifak
kurbanlığa mâni olan kusurlardır. Bu kusurlar Hz. Berâ' m rivayet ettiği bir
hadîste beyan buyurulmuştur. Mezkûr hadîsi Buharı ile Müslim tahrîc etmemiş
olsalar da diğer Sünen sahipleri sahih senetlerle rivayet etmişlerdir.
Kurbanlığın beyaz renkte olması bütün ulemâya göre müstehabchr.
Kurbanını herkesin
kendi kesmesi Özrü yokken başkasın] tevkil etmemesi ve keza şâir kesilen
hayvanlarda olduğu gibi. burada da besmele çekmek meşru' olmuştur. Yalnız
besmelenin şart mı yoksa müstehab mı olduğunda ihtilâf edilmiştir. Besmeleyle
beraber tekbir getirmek ve ayağını hayvanın boğazına koymak da müstehabdır.
19- (1967)
Bİze Harun b. Ma'ruf rivayet etti. (Dedi ki) : Bİze Abdullah b. Vehb rivayet
etti. (Dedi ki) : Hay ve şunu söyledi. Bana E hû Sahr, Yczid b. Kusayf'dan, o
da Urve b. ZÜbeyr'den, o da Âişe'deıı naklen haber verdi ki, Resûlüîlah
(Sallallahü Aleyhi ve Selleın) siyah içinde yere basan, siyah içinde yatan ve
siyah içinde bakan boynuzlu bir koç (getirilmesini) emir buyurmuş. Ve kurban
etmesi için kendisine (böyle bir) koç getirilmiş. Müteakiben Âişc'ye :
«Yâ Âişe! Bıçağı getir i» demiş. Sonra :
«Onu bîr taşla
keskinle!» buyurmuşlar. O da dediğim yapmış. Sonra bıçağı almış
ve koçu tutarak
yatırmış, sonra kesmiş.
Ve :
«Bismillah! Ey ANahım!
Muhammed'den, ümmeî-i Muhammed'den kabul
eyle!» demiş ve
onu kurban etmiş.
Bu hadîste takdim ve
te'hir vardır. Takdiri şöyledir : «Koçu yatırdı; Bismillah!
Ey Allahim! Muhammed'den, Âl-i
Muhammed'den ve ümmet-i
Muhammed'den kabul eyle!
diyerek onu kesmeye girişti.»
1-
Keserken koyunu yatırmak
müstehabdır. Ayakta veya
ayaklan üstüne yatırırken kesilmez. Bütün hadisler buna delâlet
etmektedir. Ulemâ dahi böyle
olacağında ittifak etmişlerdir.
Koyun bilittifak sol tarafına yatırılır. Çünkü böyle olması kesen
için daha kolaylıktır. Sağ eliyle bıçağı, sol eliyle de hayvanın kafasın] tutar.
2-
Kurbanı keserken besmele ile birlikte
tekbir almak ve : «Yâ rabbiî
Bunu benden kabul eyle...» mânâsına gelen duayı okumak müstehabdır. Şâfiî1er'e göre : «Yâ
Rabbi! Senden yine sana...-» mânâsına gelen duayı okumak da müstehabdır. İmam Âzam'la İmam
Mâlik'e göre bu suretle yapılan dua mekruhtur.
3- Bir
adamın kendisi ve ailesi efradı namına yâni sevabına da hepsi ortak olmak
üzere kurban kesmeyi caiz görenler, bu hadisle istidlal etmişlerdir. Şâfii1er'le
diğer birçok ulemanın mezhebi budur. Hanefi1erle Sevrî bunu
mekruh görmüşlerdir. Tahâvi
bu hadîsin nv;-;nsub yahut tahsis
edilmiş olduğunu söyler.
20- (1968)
Bize Muhammed b. Müsennâ El-Anezî rivayet etti, (Dedi ki) : Bize Yahya h.
Saîd, Süfyan'dan rivayet etti. (Demiş ki) : Bana babam, Abâye b. Rifâa b.
Kafi', fa. Hadîc'den, o da Ra'fi'. b. Hadîc'den naklen rivayet etti. ŞÖyîe demiş : Dedim ki :
— Yâ Resûlallah! Biz
yarın düşmanla karşılaşacağız. Halbuki yanımızda bıçak yok. Kesûlülîalı (Sıdlallnhi'ı Aleyhi ve Seilem):
«Aceîe ef, yahut öidüH
Eğer bir şey kanı aiatir. Ve (hayvanın) üzerine besmele çekilirse ye! Yairtîz
dişle îırnok müstesna. Sana anlatayım. Diş ke-mîkîir. Tırnağa geünce (o
de) Habeşüİerin bıçağıdır.» buyurdular.
Deve ve koyun yağması
ele geçirdik dt\ onlardan bir deve kaçtı. Derken bir adanı ona ok atarak durdurdu.
Bunun üzerine ResûKillah (Siuialuiiî'û Aie\Iu re SetU'iu/:
«Hakikaten bu
develerin vahşî hayvanların kaçışı gibi bir kaçışı var. Onlardan bir şey size
galebe çaİds mı, ona işte böyle yapın!» buyurdular.
21- (...)
Bize İshak b. İbrahim de rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Ve-ki haber verdi.
(Dedi ki) : Bize Süfyau h. Snîd b. Mesrûk, babasından, o da Abâye b. Rifâa b.
Râfi b. lindîc'den. o da Râfi' b. Hadîc'den naklen rivayet etti. Şöyle demiş.
Resüllah (Sallallahü Aleyhi re Seîiem) 'îe birlikte Tihâme'den (Madrid)
Zülhuleyfe!de idik. Ve birkaç koyunla deve ele geçirdik. Derken
cemâat acele ederek onlarla
çömlekleri kaynattılar.
Peygamber (Saîktlhıhii
Aleyhi ve Seiicuıl Efendiimiz de emir vererek çömlekler döküldü,
sonra on koyun
yerine bir deve yavrusu
verdi.
Râvi hadîsin
geri kalanur: Yahya
h. Saîci'İn hadîsi
gibi anlatmıştır.
22- (...)
Bize İbni Ebi Ömer de rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Süf-yâıı, İsmail h.
Müslim'den, o da Saîd b. Mesrûk'dan, o da Abâye'den, o da dedesi Rafrrîcn
naklen rivayet etti. Sonra bu hadîsi bana Ömer b. Saîd b. Mesrûk bahasından, o
da Abâye b. Kifâa b. Râfî b. Hadîe'den, o da
dedesinden naklen rivayet etti.
Şöyle demiş :
— Yâ Resûlallah! Biz
yarın düşmanla karşılanacağız. Halbuki yanımızda bıçak
yok. Kamış kabuklarıyle keselim mi?
dedik.
Râvi hadisi kissasiyle
hikâye etmiştir: «O hayvanlardan biri elimizden
kaçtı da. ona ok attık ve yere serdik-
demiş.
(...) Bana
hu hadisi Kasım b. Zekeıiyya da rivayet etti. -;Dedi ki): Bize Hüseyin b. Ali,
Zâide'deıı, o da Saîd b. Mesrûk'dan bu isnadla bu hadîsi sonuna
kadar tamarniyle rivayet
etti. Ve bu
hadîste :
«Yarırmızda bıçak yok; kamışia keseiim mi?»
dedi.
23- (...)
Bize Muhammed h. Velid b. Abdüfi.nmîd dahî rivayet etti. (Dedi ki) : Bize
Muhammet) b. Ca'fer rivayet vili. (Dedi ki) :
— Yâ Resûlaüah: Biz
yarın düşnianla karşılaşacağız. H;;!i'ükî yanımızda bıçak
yoktur... demiş.
Râvi hadisi hikâye
etmiş, yalnız: «Cemâa. acele ederek onlarla çömlekleri kaynattılar. Peygamber
(Saliallahü Aleyh' ve Sel/emı Efendimiz de emir vererek çömlekler döküldü»
cümlesini anmamış; kıssanın diğer yerlerini
söylemiştir.
Bu hadisi Buharı
«Şeriket. Cihad» ve «Zebâyıh» bahislerinde; Ebû Dâvûd «ZebâyıbVde; Tirmizi
«Sayd» ve «Siyer» Nesâî «Hacc,
Edâhî. Sayd» ve
«Zebâyıh» bahislerinde;
İbnü Mâce «Edâhî» ve «Zehâyıh»'da muhtelif râviierden
tahric etmişlerdir.
İbni Tîn'in beyanına
göre hâdise hicretin sekizinci yılında Kuneyn gazasında geçmiştir. Zülhuleyfe
Mîkaat:dan Zülhu1eyfe değildir.
Anlaşılıyor ki Hz.
Râfi' düşmanla karşılaştıkları vakit hayvan kesmek icabederse ne ile
keseceklerini sormuştur. Kihçlarıyle düşmanın karşısına çıkmaya hazır bir
ordunun hayvan kesmek için başka bir alet, araması kılıçlarını ancak düşmana
karşı kullanmak azminde bulundukla-rmdandır. Çünkü kılıcı hayvan kesmek gibi
şeylerle kullanmak onu bozar, körletir.
Kesûlüllah (Saiiallahü
Aleyhi ve Selie/îif'in Hz. Râfi'a cevap verirken «A'cil» mi, yoksa «Erni» mi
dediğinde râvi şek etmiştir.
Â'cîl :
Acele et, demektir. «Erni» de aşağı yukarı aynı mânâya gelir. Fakat bu kelime
«Erin» ve «Erııî» şekillerinde de rivayet edilmiştir.
«Erin» : Onu keserek
helak et. mânâsına gelir. Ernî bu iki veçhe de uyar. Yalnız kelimenin sonunda
«N» kesre ile işba' edilmiş; bundan da doğmuştur.
Hattâbi diyor ki : «Bu
kelimeyi tespit için râviler uzun zaman uğraşmışlardır. Ben bunu lügat
ulemasına sordum. Fakat hiç birinin kafi olarak bir şey söylediğini görmedim.
Kendime bu işin içinden bir .çıkış yolu aradım. Gördüm ki, bu kelime birkaç
veçhe gelebilir...» Hattâ-b i ihtimalli gördüğü vecihleri sıralamış, daha
başkaları bu kelime üzerinde uzun uzadıya söz etmişler. Fakat Bedreddîn Aynî
bu sözierin çoğunu sarf kaidelerine muhalif bulmuştur. En kuvvetli vecih
«Erin»'dir.
Hadîsin muhtelif
rivayetlerinden anlaşılıyor ki, ashâb-ı kiram aç kalmışlar ve birkaç deve ile
koyun ele geçirerek acele kesmişler ve pişirmeye başlamışlar. Resûl-i Ekrem
(Satiallahii Aleyhi ve Selleın) ordunun gerisinde bulunuyormuş. Nihayet o da
gelerek bu hâli görünce kaynayan çömlekleri döktürmüş. Sonra kesilen her on
koyunun yerine bir deve vermiş. Ulema kaynayan kapların niçin döktürüîdüğünde
ihtilâf etmişlerdir. Bazıları hayvanlar ganimet değil, yağma suretiyle ve hiç
bir ihtiyaç yokken alındığı için döktürül düğünü; "bir takımları Peygamber
(Satlallahü Aleyhi re Seücm)'i geride bırakarak acele ilerledikleri ve düşmanın
hilesinden korunmadıkları için bir ceza olarak yemekleri döküldüğünü söylemişlerdir.
Fakat birinci kavile yani ihtiyaç yokken yağma iddiasına itiraz olunur.
Çünkü Buhârî'nin rivayetinde :
«Orduya açlık isabet
etti.» denilmektedir. Bu hususta Nevevî şunları söylemiştir : «Peygamber (Sallallahü
Aleyhi ve Seltem) 'in kaynayan çömlekleri döktürmesi İslâm memleketine ve
müşterek ganimet malından yemenin caiz olmadığı yere vardıkları içindir. Çünkü
taksim edilmezden önce ganimet malından yemek ancak düşman memleketinde mubah
olur.»
Çömleklerin
devrilmesiyle itlafı istenilen yalnız etlerin suyudur. Bu onlara bir cezadır.
Etler atılmamıştır. Eilâkis bir yere toplanarak ganimet malına katılmıştır. Gerçi
etlerin atılmayarak ganimet mallarına katıldığı naklolunmamış tır. Fakat
bunların yakılarak telef edildiği de rivayet edilmemiştir. Binâenaleyh
ganimete katıldıklarına hamledilir. Çünkü şeriat mal israfını haram kılmıştır.
Hayber vak'asindaki çömleklerin devrilmesi buna benzemez. Çünkü onlar şer'an
pis sayılan etlerle kaynıyordu. Bundan dolayı kaynayan çömleklerin etiyle
suyuyla devrilmesi hattâ kırılması emir buyurulmuştu. Buradaki etlerse hiç
şüphesiz temiz ve yenilir cinstendir. Binâenaleyh bunların telef edilmesi
düşünülemez.
Resûlüllah (Salkdlahü
Aleyhi ve Seîlem) kesilen koyunların yerine ganimet mallarına on koyun
mukabilinde bir deve verilmiştir. Bundan o develerin nefis olduğu ve bir
devenin on koyun kıymetini taşıdığı anlaşılır. Bu mesele kurban babmdaki
kaideye yâni bir deveaİn yedi koyun yerini tutarak, yedi kişi namına kurban
edilebilmesine muhalif değildir. Çünkü orta bir devenin kıymeti ekseriyetle
yedi koyundur. Buradaki de-velerse orta değil, nefisdirler.
1- Ordu İslâm memleketine vardığında taksim
edilmemiş ganimetten yemek caiz değildir.
2- Koyun,
sığır ve deveyi kıymet biçmeden taksim caizdir. İmam Malîk ile Küfe
ulemasının ve Ebû Sevr'in
mezhebleri budur. Yalnız bu
hususta rıza şarttır. İmam Şâfiî'ye göre
hayvanları kıymet biçmeden taksim caiz değildir. Peygamber (Sallallahü Aleyhi
ve Selîem) on koyuna karşılık bir deve vermiştir. Ki, kıymet biçmenin mânâsı da
budur.
3- Ehlî
hayvanlardan vahşîleşip kaçan ve tutulmayanı av hükmündedir. Avne suretle
kesilmiş hükmünde sayılırsa, bu da öyledir. İmam Âzam 'la İmam Şafiî,
İmam Ahmed Müzeni ve Dâvûd-u Zahirî 'nin mezhebleri budur. Bu kavil Ali b.
Ebî Tâlib, îbni Mes'ûd
İbni Abbâs ve İbni Ömer (RadiyaUahu anh) hazeratı ile Tavus, Atâ', Şa'bi Esved b. Yezid, İbrahim Nehâi, Hakem, Hammâd ve Sevrî'den rivayet olunmuştur.
İmam Mâlik, Rabîa ve
Ley s: «Ehli hayvan ancak kesilmek veya boğazlanmak [1]
suretiyle yenilir. Çünkü ehli hayvan ele geçmemekte her ne kadar vahşî gibi
olsa da nevi ve hükümde vahşilere katılmaz. Görülmüyor mu ki, o hayvanın üzerinde
sahibinin milki hâlâ bakidir» demişlerdir. Saîd b, Müseyyeb'in kavli de budur.
İmam Mâlik şöyle demiştir : «Bu hadîste o hayvanı okun öldürdüğüne dâir bir
şey yoktur. Râvi sâdece okun onu tutsak ettiğini söylemiştir. Hayvan tutulunca
artık insan gücünün ve kudretinin altına girmiş olur ki, ancak kesmekle
yenilir. Bu hususta vahşî ile ehlî arasında fark yoktur. KesûlüIIah (Sallallahü
Aleyhi ve Sellem) 'in (Onu işte böyle ya--pin) buyurmasına gelince bizde bu
emir mucebince amel ediyoruz. Yâni evvelâ hayvana silâh atıyor ve onu
durduruyoruz. Sonra ona diri olarak yetişirsek kesiyoruz. Silâhtan ölmüşse onu
yiyecek miyiz, yemiyecek miyiz bu hususta hadîste bir ta'yin yoktur. Ve hadis
mücmellere katılır.* Binâenaleyh hüccet olmaz.»
4- Kesmenin
şartı kanın akıtılmasıdır. Kütüb-ü Sitte'nin rivayetlerinde bu hususta hiç bir
damar tahsis edilmemiştir. Yalnız İbni
Ebî Şeybe'nin Musan nef inde Râfi1 b. Hadîc 'den rivayet edilen bir hadîste
Resülüllah(SaHallahii Aleyhi ve Sel!em)'e kamış kabuğu ile kesilen hayvanın
yenilip yenilmiyeceğini sorduğu; cevaben :
«Şah damarlarını
keserse ye!» buyurduğu 'bildirilmektedir. Şüphesiz ki. bu kesilecek ve
boğazlanacak yere mahsustur. Uîemâ hayvan keserken yemek borusu, hava borusu ve
iki taraftaki şah damarlarından nelerin kesilmesi icab ettiğinde ihtilâfa
düşmüşlerdir. Leys ile Dâvûd-u Zahirî, Ebû Sevr, Şâfiîler 'den İbn-i Münzir ve
bir rivayette İmam Mâlik bunların dördünün de kesilmesinin şart olduğunu
söylemişlerdir. İmam Şafiî ile meşhur kavline göre İmam Ahmed sadece yemek
borusuyla hava borusunun kesilmesiyle iktifa etmişlerdir. İmam Mâlik'e göre
nefes borusuyla iki şah damarını kesmek kâfi geldiği gibi, İmam Âzam 'la bir rivayette
î-mam Ebû Yûsuf'a göre bu dörtten üçünü kesmek kâfidir. Bir rivayete göre İmam
Ebû Yûsuf nefes borusuyla kalan üç şeyden ikisinin kesilmesini şart koşmuş.
Diğer bir rivayette nefes ve yemek borularıyîe şah damarlarından birini
kesmenin kâfi geleceğini söylemiştir. İmam Muhammed dört şeyden her birinin
ekserisinin kesilmesini şart koşmuştur.
5- Hayvan
keserken besmele çekmek şarttır. Çünkü Resulü Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) besmeleyi
kesmekle beraber zikretmiş, hayvanın mubah olmasını ona bağlamıştır.
Binâenaleyh kesmek ile besmele ikisi de şarttır. Hadîs-i şerif besmeleyi şart
koşmayan Şafiî aleyhine delildir. Ona göre besmeleyi unutarak veya kasten
çekmeyen kimsenin kestiği yenir. İmam Ahmed'in bir kavli de budur, İmam Mâlik
bu meselede Hânefi1er'le beraberdir. Bunlara göre kasden besmeleyi terk edenin
kestiği yenmezse de unutarak terk edenin kestiği yenir. İmam Ahmed'in meşhur
kavli de budur. Bu kavil İbni Abbâs, Tavus, Said b. Müseyyeb, Hasen-i Basrî,
Sevrî ,'İshak ve Abdur rahman b. Ebî Leylâ 'dan rivayet olunmuştur.
Kudûri şerhinde şöyle
denilmektedir : «Unutma hususunda ashab ihtilâf etmişlerdir. Ali ile İbni Abbâs
unutarak besmeleyi terk ederse, o hayvanın yenileceğini söylemiş. İbni Ömer
yenilmiye-ceğine kail olmuştur. Unutma hususundaki bu ihtilâf kasden terk eden
hakkında müttefik olduklarını gösterir.»
6- Diş ve tırnakla hayvan
kesmek caiz değildir.
Hadîsin zahirine göre insan ve hayvan tırnağı kesilmiş olsun olmasın,
temiz bulunsun bulunmasın hükümde dâhildir. Nevevî bütün hayvanların kemiklerinin
de diş hükmünde olduklarını söylemiş,
bâzıları kemik ismi verilen her şeyle hayvan kesilemiyeceğini
bildirmişlerdir. İbrahim Nehâî ile Hasen
b. Salih, Leys, İmam Ahmed, İshak, Ebû Sevr
ve Dâvûd-u Zahirînin mezhebleri budur.
İmam Âzam'la Ebû Yûsuf
ve Muhammed'e göre yerinden ayrılmamış diş ve kemikle hayvan kesilemezse de,
yerinden ayrılmış olanlarla kesmek caizdir. İmam Mâlik 'den bu hususta birkaç
rivayet vardır. En meşhur rivayete göre nasıl olursa olsun kemikle hayvan
kesmek caiz, dişle kesmek caiz değildir. İkinci rivayetinde İmam Mâlik, Hânefîler'le,
üçüncüsünde Şâfiî1er'le beraberdir. Dördüncü rivayette her diş ve tırnakla
hayvan.kesilebilir, demiştir. Bu hususta fıkıh kitaplarında tafsilât vardır.
7-
Hayvanın saldırganlığı yâni Önüne gelene
toslaması ve çifte atması gibi halleri vahşîleşme hükmündedir. Kuyuya düşen
sığır ve koyun gibi hayvanlar da vahşîleşmiş hükmündedir.
8- Hayvan
mutlaka kanı akıtan keskin bir âletle kesilir. Bir tarafım yaralamak ağır bir
şeyle vurmak onu öldürse bile eti bilittifak yenmez.
9- Kesilecek
hayvanı boğazlamak ve boğazlanacak olanı kesmek câizdir. Dâvûd-u Zahirî ile bir
rivayette İmam Mâlik'-ten başka bütün
ulemânın kavilleri budur.
10- Devenin
boğazlanması, koyunun ise kesilmesi efdal olduğunda ulemânın ittifakı vardır.
Sığır hususunda ihtilâf etmişlerdir. Sahih olan onun da koyun hükmüne
girmesidir. Cumhurun kavli budur. Bâzıları: «Sığır kesen boğazlamakla kesmek
arasında muhayyerdir.» demişlerdir.
24- (1969)
Bana Abdii'I-Cebbâr b. Alâ: rivayet etti. (Dedi ki) : Bİzc Süfyân rivayet etti.
(Dedi ki) : Bize Zührî. Ebû Ubeyd'den rivayet etti. Şöyle demiş : Bayramda Ali
b. Ebî Tâüb ile birlikte bulundum. Hutbeden önce namazdan (işe)
başladı ve :
«Şüphesiz Resûiüliah
(Sallallahii Aleyhi ve Sellcm) üç geceden sonra kurbanlarımızın etlerinden
yemeyi bize yasak etti.» dedi.
25- (...)
Bana Harmele b. Yahya rivayet etti. (Dedi ki) : Bize İbni Vehb haber verdi. (Dedi
ki) : Bana Yûnus, İbni Şihab'dan rivayet etti. (Demiş ki) : Bana İbni Ezher'in
azatlısı Ebû Ubeyd rivayet etti ki, kendisi bayramda Ömer b. Hattâb ile
bulunmuş. (Dedi ki) : Sonra Ali b. Ebî Tâlib'Ie birlikte bayram namazı kıldım.
Bize namazı hutbeden Önce kıldırdı. Sonra cemaata hutbe okuyarak:
— Şüphesiz Resûlüllah
(Sallallakü Aleyhi ve Sellem) üç gecenin üstünde (kafan) kurban etlerinizi
yemeyi size yasak etmiştir. O halde yemeyin! dedi.
(...) Bana
Züheyr b. Harb de rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Yâkub b. İbrahim rivayet etti.
(Dedi ki) : Bize İbııi Şihab'ın kardeşi oğlu rivayet etti. H.
Bize Hasen EI-Hulvânî
de rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Yâkub b. İbrahim rivayet etti. (Dedi ki) :
Bize babam, Sâlih'den rivayet etti. H.
Bize Abd b. Humeyd
dâhi rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Abdürrezzak haber verdi. (Dedi ki) : Bize Ma'mer haber verdi.
Bu râvilerin hepsi
Zühri'deıı bu isiıâdla bu hadîsin mislini rivayet etmişlerdir.
26- (1970)
Bize Kuteybe b. Saîd rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Leys rivayet etti. H.
Bana Muhammed h. Rumh
da rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Leys, Nâfi'den, o da İbn-i Ömer'den, o da
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Seîlem) den naklen haber verdi ki :
«Hiç bir kimse üç
günden yukarı kurbanının etinden yemesin!» buyurmuşlar.
(...) Bana
Muhammed b. Hatim de rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Yahya b. Said, İbn-i
Cüreyc'den rivayet etti. H.
Bana Muhammed b. Kâfi'
dahi rivayet etti. (Dedi ki) : Bize tbn-i Ebî Füdeyk rivayet etti. (Dedi ki) :
Bize Dahhak (yâni îbn-i Osman) haber verdi.
Her iki râvi Nâfi'den,
o da İbn-i Ömer'den, o da Peygamber (SaUaUahü Aleyhi ve Selletn)'dfm naklen
Leys'in hadîsi gibi rivayette bulunmuşfardır.
27- (...)
Bize İbn-i Ebî Ömer ile Abd b. Humeyd de rivayet ettiler.
(İbn-i Ebî Ömer bize
rivayet etti tâbirini kullandı. Abdi bize Abdürrez-zak haber verdi, dedi.)
(Demiş ki) : Bize Ma'mer, Zührî'den, o da Sâlim'-den, o da İbn-i Ömer'den
naklen haber verdi ki, Resûlüîlah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) üç geceden sonra kurban etlerinin yemesini
yasak etmiş.
Salim şöyle demiş :
«Bundan dolayı İbn-i Ömer üç günün üzerinde kalan kurban etlerini yemezdi.»
İbn-i Ebî Ömer: «Üç geceden sonra» dedi.
Birinci hadîsin senedi
hakkında Kaadî lyâz şunları söylemiştir : «Bu hadîsin Süfyan'dan rivayetinde
hadîs ulemasmca ref edip etmediği hususunda illet vardır. Çünkü Süfyan'in
ashabı hafızlar onu merfu' olarak rivayet etmemişlerdir. Onun için de Buhârî
onu Süfyan'm rivayetinden değil de, başkasının tarikinden rivayet etmiştir.»
Dare Kutni de: «Bu hadîs Abdu'l-Cebbâr b. A1a’nin vehmettiği hadîslerdendir.
Çünkü Alî b. Metînî ile Ahmed b. Hanbel, Ka'nebî, Ebû Hayseme, Ishâk ve
başkaları onu îbn-i Uyeyne 'den mevkut olarak rivayet etmişlerdir. Ama hadîsin
merfu şekli Zühr î 'den Süfyan'in tarikinden başka bir tarikle sahihtir. Bu
hadîsi Salih, Yûnus, Ma'mer, Zebîdî ve Mâlik Cüveyriye 'nin rivayetinden ref
etmişler. Onu hepsi Zührî'den merfu' olarak rivayette bulunmuşlardır.» diyor.
Bunun üzerine Nevevî de : «Her halü kârda hadîsin metni sahihtir.» demiştir.
28- (1971)
Bize İsfaâk b. İbrahim El-Hanzalî rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Ravh haber
verdi. (Dedi ki) : Bize Mâlik, Abdullah b. Ebî Bekr'den, o da Abdullah b.
Vâkıd'dan naklen rivayet etti. (Şöyle demiş) : Resûlüllah (Sallaliahü Aleyhi ve
Seîlem) üç geceden sonra kurban etlerini yemekten nehiy buyurdu. Abdullah b.
Ebî Bekir (Demiş ki) : Ben bunu Amra'ya andım da : Doğru söylemiş! Ben Âişe'yî
şunu söylerken işittim, dedi. Resûlüllah (Sallaliahü Aleyhi ve Seliem)
zamanında bayram günü çöl halkından haynıeııisinler seğirtip gittiler de
ResûîüIIah (Sallaliahü Aleyhi veSeliem) :
«Uç gece (et)
biriktirin, sonra kalanı tcsadduk edin!» buyurdu. Bundan bir müddet sonra
ashab :
— Yâ Kesûlallah! İnsanlar
su tulumlarını kurbanların dan yapıyor. Onların yağını eritiyorlar, dediler.
Resûlüllah (Sallaliahü
Aleyhi ve Seliem) : «Ne o?» diye sordu.
— Sen kurban etlerinin üç geceden sonra
yenmesini yasak ettin, dediler. Bunun üzerine:
«Ben size ancak su
seyîrfip giden zayıf bedevilerden dolayı men ettim. Artık yeyîn, biriktirin ve
tasadduk edin!» buyurdular.
29- (1972)
Bize Yahya b. \ahyâ rivayet etti. (Dedi ki) : Mâlik'e, Eîm'z-Zubeyr'den
dinlediğim, onun da Câbir'den, onun da Peygamber (Sallaliahü Aleyhi ve Seliem)
'den naklen rivayet ettiği şu
hadîsi okudum.
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) üç geceden
sonra kurban etlerinin yenmesini yasak etmiş, biraz sonra:
«Yeyİn/azıklarım ve
biriktirin!» buyurmuşlar.
30- (...)
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Alî b. Mushir rivayet
etti. H.
Bize Yahya b. Eyyûb da
rivayet etti. (Dedi ki) : Bize İbn-i Uyeyne rivayet etti.
Her iki râvi İhn-i
Cüreyc'den, o da Ata'dan, o da Câbir'den naklen rivayet etmişlerdir. H.
Bana Muhammed b. Hatim
dâhi rivayet etti. Lâfız onundur. (Dedi ki) : Bize Yahya b. Saîd, İbnü
Cüreyc'den rivayet etti. (Demiş ki) : Ata'a şunu söyledi. Ben Câbir h.
Abdillâh'ı şunu söylerken dinledim :
— Biz Minâ'mn üç gecesinden fazla develerimizin
etlerinden yemezdik. Sonra Resûlüllah
(Sallallahü Aleyhi ve Sellem) bize ruhsat vererek:
«Yeyin ve azıklarım!»
buyurdular.
Ben Atâ'a :
«Câbir! Nihayet
Medine'ye geldik mi?» diye sordu, dedim.
— Evet, cevâbını verdi.
31- (...)
Bize îshak b. İbrahim rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Zeke-riyya b. Adiyy,
Ubeydullah b. Amir'den, o da Zeyd b. Ebî Üleyse'den, o da Atâ b. Ebî Keban'dan,
o da Cabir b. Abdillah'dan naklen baber verdi. Câbir şöyle demiş :
— Biz kur!:an etlerini
üç geceden fazla tutmazdık. Derken Resûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)
bize onlardan azıklanmamızı ve yememizi emir buyurdu. (Üç geceden fazla duran etleri demek
istiyor.)
32- (...)
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe de rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Süfyân b. Uyeyne,
Amr'dan, o da Atâ'dan, o da Câbir'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş):
ResûlülJnh (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) zamanında biz onlarla Medine'ye
giderken azıklamyorduk.
Bu hadîsin Câbir
rivayetini Buhârî ile Nesâî «Hacc» bahsinde tahrîc etmişlerdir. Hz. Câbir'in
buradaki rivayetinde «Ben Atâ'a :
— Câbir; «Nihayet Medine'ye geldik mi?» diye sordu,
dedim.
— Evet! cevâbını
verdi.» deniliyor. Eu suâli soran râvi İbn-i Cüreyc'dir. Buhârî 'nin rivayetinde
aynı suâle Hz. Câbir'in «Hayır!» diye cevap verdiği görülüyor. İki rivayetin
arası şöyle bulunmuştur. Atâ ', Buhârî rivayetinde Câbir'in «Evet!» dediğini
unutmuş da «Hayır!» dediğini zannederek cevap vermiş. Müs1im'in rivayetinde
Câbir'in sözünü hatırlayarak «Evet!» dediğini bildirmiştir.
Kaadî Iyâz diyor ki :
«Ulemâ bu hadîslerle amel hususunda ihtilâf etmişlerdir. Bir cemaat kurban
etlerinin üzerinden üç gün geçtikten sonra artık o etler yenmez. Bu hadîslerin
ifade ettiği haram hükmü bâbîdır, demiş. Cumhur ulemâ ise, kurban etlerinin üç
gün sonra dahi yenilebileceğine kail olmuşlardır. Onlara göre nehiy buradaki
Câbir hadîsi ve diğer bazı rivayetlerle neshediîmiştir. Bu nesih sünnetin
sünneti neshetmesi kabilindendir. Bir takımları bunun nesh olmadığını söylemiş.
Buradaki haram kılınmanın bir illetden dolayı olduğunu, illet ortadan kalkınca
haram hükmü de kalktığını iddia etmişlerdir. Onlara göre buradaki illet yardım
talebiyle gelen zayıf bedevilerdir. İlk zamanlar müs-lümanlara üç günden sonra
kurban etlerini yemeleri bu zavallılara versinler diye haram kılınmıştı. Bu
illet ortadan kalkınca artık yeyip biriktirmeleri emrolunmuştur. Nitekim bu
cihet Abdullah b. Vâkıd rivâyetindeki Hz, Âişe rivayetinden de anlaşılmaktadır*
Dâffe:
Beraberce hafif bir yürüyüş yapan cemaat demektir. Dâffetül-Ârâb bunların Mısır'a
gelenleridir. Burada onlardan murad yardım bekleyen zayıf bedevilerdir.
«Kurban etlerinin
evvelce yasak edilmesi tahrim için değil, kerahet bildirmek içindi» diyenler de
vardır. Bunlara göre kerahet hala bakidir. Fakat üç günden sonra kurban etini
yemek haram değildir. Böyle bir illet bugün de zuhur etse, üç günden sonra
geriye kalan kurban etleri yine isteyen fakirlere verilir. Hadîs-i şerif aynı
mânâya hamledil irdi. Hz. Ali ile
İbn-i Ömer (Radiya Uahu ank) 'in
mezhebîeri budur.
Sahîh olan, hadîsin
mutlak surette neshedilmesidir. Yâni nehiy hadîsinden haram mânâsı kalmadığı
gibi, kerahet mânâsı dâhi kaldırılmıştır. Bugün artık kurban etlerini üç gün
değil, dilediği zamana kadar biriktirmek ve istediği zaman yemek herkese
mubahtır. Hz. Câbir hadîsiyle bu bâbm sonunda göreceğimiz Büreyde hadîsi bu
hususta açık delildirler.
Kurban etinin ne
kadarı yenilip, ne kadarı tasadduk edileceği de ihtilaflıdır. Aîkame'nin îbn-i
Mes'ud 'dan rivayetine göre kurban üçe pay edilerek üçte biri yenilecek, üçte
biri hediye olarak verilecek, üçte biri de tasadduk edilecektir. Bu kavil Atâ'dan
da rivayet edilmiştir. İmam Şafiî ile İmam Ahme.d'inve İshâk'm mezhebîeri de
budur. Se vrî kurban etinin ekserisi tasadduk olunur, demiş. Hânefîler'e göre
de müstehab olan eti üçe pay etmektir.
Kurban adayan kimse
fakir olsun, zengin olsun o kurbanın etinden yiyemez. Dört mezhebin imamları bu
meselede müttefiktir. Yalnız İmam Ahmed'den bir rivayete göre adak sahibi
kurbanından yiyebilir.
Kurban etinden yemek
ekseri ulemâya göre müstehab; Zahiri-ler'e göre vâcibdir.
33- (1973)
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Abdü'l-A'lâ, Cüreyrî'den,
o da Ebû Nadradan, o da Ebû Saîd-i Hudrî'den naklen rivayet etti. H.
Bize Muhammed b.
Müsennâ da rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Afcdü'l-A'Iâ rivayet etti. (Dedi ki)
: Bize Saîd [2] Katâde'den, o da Ebû
Nadra'-dan, o da Ebû Saîd-i Hudrî'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş) :
Re-sûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :
«Ey Medineliler!
Kurban etlerini üç geceden fazla yemeyin!» buyurdular. (İbn-i Müsennâ üç gece
yerine üç gün, dedi.)
Bunun üzerine ashab
çoluk-çocuk, uşak ve hizmetçileri bulunduğundan Resûlüllah (Sallallahü Aleyhi
ve Sellem)'e şikâyet ettiler. O da:
«Yeyin, yedirin,
saklayın yahut biriktirin!» buyurdular. İbn-i
Müsennâ : Abdu'I-A'lâ şekketmiştir, dedi.
34- (1974)
Bize İshâk b. Mansûr rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Ebû Âsim, Yezid b. Ebî
Ubeyd'den, o da Seleme b. Ekvâ'dan naklen haber verdi ki, Resûlüllah :
«Sizden kim kurban
keserse sakın üç geceden sonra evinde ondan bir şey sabahlamasın!» buyurmuşlar. Ertesi sene gelince ashâb :
— Yâ Resûlallah! Yine
geçen sene yaptığımız gibi mi yapacağız, demişler. Bunun üzerine
Efendimiz :
«Hayır! O öyle bir
seneydi ki, insanlar onda sıkıntı içindeydi. Ben de (kurban etlerinin) onların
arasında s«jy'ı olmasını istemiştim.» buyurmuşlar.
35- (1975)
Bana Züheyr b. Harb rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Ma'n b. îsa rivayet etti.
(Dedi ki) : Bize Muâviye b. Sâlİh Ebû'z-Zahiriyye'den, o da Cübeyr b.
Nüfeyr'den, o da Sevban'dan naklen rivayet etti. Sevbân şöyle demiş: ResûlüUah
(Sallallahü Aleyhi ve Sellem) kurbanını kesti. Sonra: «Yâ Sevban! Bunun etini
ıslâh eti» buyurdu. Artık Medine'ye gelinceye kadar kendisine ondan yedirmeye
devam ettim.
(...) Bize
Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ile İbn-i Râfi' de rivayet ettiler. (Dediler ki) : Bize
Zeyd b. Hubab rivayet etti. H,
Bize İshâk b. İbrahim
EI-Hanzeü dahi rivayet etti. (Dedi kî) : Bize Abdurrahman b. Mehdi haber verdi.
Her iki râvi Muâviye b. Sâlih'den bu isnad ile rivayette bulunmuşlardır.
36- (...)
Bana İshak b. Mansûr da rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Ebû Müshir haber verdi.
(Dedi ki) : Bize Yahya b. Hamza rivayet etti. Bana Zübeydi, Abdurrahman b.
ZÜbeyr b. Nüfeyr'den, o da babasından, o da Resûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve
Sellem)'\n azatlısı Sevban'dan naklen rivayet etti. Sevbân şöyle demiş: Bana
Resûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Veda' hacemda:
«Şu eti rslâh et!»
buyurdu. Ben de onu ıslâh ettim. Artık Medine'ye varıncaya kadar ondan yemeye
devam etti.
(...) Bana
bu hadîsi Abdullah b. Abdirrahman Ed-Dârimî dahi riva yet etti. (Dedi ki) :
Bize Muhammed h. Mübarek haber verdi. (Dedi ki) Bize Yahya b. Hamza bu isnadla
rivayette bulundu. Ama «Veda' hacem da» demedi.
37- (1977)
Bize Efeû Bekir b. Ebi Şeybe ile Muhammed b. Müsennâ rivayet ettiler. (Dediler
ki) : Bize Muhammed h. Fudayl rivayet etti. (Ebû Bekr : Ebû Sinan'dan dedi.
İbn-i Müsennâ ise : Dırar b. Mürra'dan dedi.) O da Muharib'den, o da îbn-i
Büreyde'den, o da babasından naklen rivayet etmiş. H.
Bize Muhammed b.
Abdiliah fc. Nünıeyr dahi rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Mubanııned b. Fudayl
rivayet etti. (Dedi ki) ; Bize Dırar b. Mürre Ebû Sinan, Muharib b. Disar'dan,
o da Abdullah b. Büreyde'den, o da babasından naklen rivayet etti. (Şöyle
demiş) : Resûlüîlah (SaîlaUahü Aleyhi ve Sellem):
«Ben sîzi kabirleri
ziyaretten nehiy ettim. Artık onları ziyaret edin. Sîzi Uç günden fazta kurban
etinden nehyettîm. Artık dilediğiniz kadarını elinizde tulün. Sizi tulumdan
başka kabtan şerbet İçmekt-en nehy ettim. Artık büîün kaplardan
için. Ama mÜskir içmeytni» buyurdular.
(...) Bana
Haccâc b. Şâir de rivayet etîi. (Dedi ki) : Bize Dahhâk b. Mahled, Süfyân'dan.
o da Alkame b. Mersed'den, o da İbn-i Büreyde'den, o da babasından milden
rivayet etti ki, Resûlüîlah (Saîlallahil Aleyhi ve Sellem):
«Ben sizi nehy
etmiştim...:; buyurmuşlar.
Kavi hadîsi Ebû
Sinan hadîsi mânâsında rivayet
etmiştir.
Seleme b. Ekva'
rivayetini Buhâri «Kitâbu'l-Edahî» de tahrîc etmiştir.
Haşem: Lügat
ulemâsına göre bir insana sığınan, ona hizmet ederek iğlerini gören kimseler
mânâsına gelir. Cevheri: «Haşem bir
kimsenin hizmetçileri ve o kimseye kızanlardır, Bunlara Haşem denilmesi, o
kimseye kızdıkları içindir. Haşmet, kızmak mânâsına, gelir. Utanmaya da haşmet
denilir...» diyor. Her halde Haşem kelimesi mânâca hademden daha cem'iyetli
olacak ki. hadîs-i şerifte ikisi birbirinin üzerine atfedilmişlerdir. Bu atıf
âmmdan sonra hâssın zikredilmesi kabilindendir.
«Şu etr ıslâh eîl»
cümlesindeki ıslâhdan murâd; eti bir parça kaynatarak sudan çıkarmak ve
kurutarak dayanır hale getirmektir. Bu cümle kurban etini üç günden fazla
evinde bulundurmanın ve ondan yiyerek biriktirmenin seferlerde onunla
azıklanmanın caiz olduğuna açık delildir. Bu tevekküle mâni değildir.
Nevevi diyor ki : «Bu
hadîste mukim için olduğu gibi, yolcu için de kurban kesmenin meşru' olduğuna
delil vardır. Bizim mezhebimiz budur. Cumhûr-u ulemâ da buna kaildir. Nehâi ile
Ebû Hanife : Yolcuya kurban yoktur, demişlerdir. Bu kavil Hz. A1i'den de
rivayet olunmuştur. İmam Mâlik ile bir cemaat kurbanın Minâ ile
Mekke 'deki müsâfire meşru olmadığına kaildirler.»
Büreyde hadisi nasihle
mensubun ikisini birden açıklamaktadır. Ulemâ neshin bazan burada olduğu gibi
nassan bilindiğini, bazan sahâbinin haber vermesiyle bilindiğini iki hadisin
arasını bulmak mümkün olmadığı zaman tarihle neshe hükmedildiğini
söylemişlerdir. Bu takdirde sonraki delîl evvelkini nesheder. Bazan icma' da
neshe delil olur. Nitekim dördüncü defa şarab içen bir kimsenin öldürülmesi
hakkındaki delilin nesh edildiği icma' ile sabittir. Fakat icma' nesh edilemez.
Kabir ziyareti
meselesi cenaze bahsinde görülmüştü. Tulumda şerbet saklama meselesi iman
bahsinde geçmiş ise de yakında «Eşrİbe» bahsinde inşaallah yine görülecektir.
38- (1976)
Bize Yahya b. Yahya Et-Temîmî ile Ebû Bekr b. Ebî Şeybe, Amr'un-Nâkid ve Züheyr
b. Harb rivayet ettiler. (Yahya : Bize
haber verdi tâbirini
kullandı. Ötekiler: Bize Süfyân b. Uyeyne rivayet etti, dediler.) Süfyân
Ziihri'den, o da Saîd'den, o da Ebû Hüreyre'den, o da Peygamoer (Sallallchü
Aleyhi ve Seliem)'den naklen rivayette bulunmuş^ tur. H.
Bana Muhanımed b.
Râfi' ile Abd b. Humeyd de rivayet ettiler. (Abd Bize haber verdi tâbirini
kullandı. İbn-i Râfi' ise : Bize Abdürrezzâk rivayet etti, dedi.) Abdürrezzâk:
Bize Ma'mer, Zührî'den, o da tbn-i Mü-seyyeb'den, o da Ebû Hüreyre'den naklen
haber verdi, demiştir. Ebû Hü-reyre şunu söylemiş: Resûİullah (SailallahU
Aleyhi ve Sellem):
«Fera' ve Atire
yoktur.» buyurdular.
İbn-i Râfi' kendi
rivayetinde : «Fera': İlk yavrudur. Arablar hayvanlarının doğurduğu ilk yavruyu
keserlerdi.» ibaresini ziyade etmiştir.
Bu hadîsi Buharı «Kitâbıı'J-Akîka»'da;
Tirmizi «Kurban» bahsinde tahrîc etmişlerdir.
Atîre, Arablarm
Kecebiyye dedikleri ve Recep ayının onunda kestikleri hayvandır. Bu hayvanın
kanını putlarının başlarına serperlermiş.
Ferâ' ise burada
tefsir edildiği vecihle hayvanın doğurduğu ilk yavrudur. İmam Şafiî 'nin
beyanına göre Arablar anasının bereketi ve nesli çoğalsın diye bu yavruyu
keserlermiş. Bazı lügat ulemâsına göre Fera' hayvanın doğurduğu ilk yavru olup
Arablar bunu. putlarına kurban ederlermiş.« Fera' develeri yüze baliğ olan kimsenin
elde ettiği ilk yavrudur. Onu keserlerdi.» diyenler de vardır. Bu tarife göre
de doğan ilk yavru mutlaka kurban edilirmiş. Nevevî : «Bu hadîste Fera' ve
Atî-re'nin emredildiği sahih olmuştur...» diyorsa da hadîs-i şerifte bunlar
emir değil nehiy buyrulmakta, yâni yasaklanmaktadır. Bu hadîsten ancak atîre
ile fera'm vaktiyle âdet olan ameller olduğu anlaşılır. Evet, bunları isbat
eden başka hadîsler vardır. Meselâ : Ebû-Dâvûd ve başkaları Hz. Nebîse'den şu
mealde bir hadîs rivayet etmişlerdi:
«Bir adam Resûlüllah
(Sallallahü Aleyhi ve Sellem)e nida ederek: — Biz
cahiliyyet devrinde Recep
ayından atîre kurbanı
keserdik, dedi.
Resûlüllah
(Saltallahii Aleyhi ve Sellem):
«Hangi ayda olursa
oEsun Allah için kurban kesin, Allah'a itaatkâr olun ve kestiğiniz hayvanı
fukaraya yed irin.» buyurdu. Adam:
— Biz cahiliyyet
devrinde Fera' kurbanı da kesiyorduk. İmdi bize ne emir buyurursun, dedi.
Efendimiz:
«Kırda gezen her
sürüde Fera' vardır. İlah...» buyurdular.»
İbn-i Münzir: «Bu
hadîs sahihtir» demiştir. Bu babda Beyhakî Hz. Âişe'den, Ebû Dâvud, Amr b.
Şuayb 'dan hadîsler rivayet etmişlerdir. Beyhakî 'nin Haris b. Ömer 'den
rivayet ettiği bir hadîste şöyle denilmektedir :
«Arafat'ta (yahut
Minâ'da) Peygamber (SallaUahü Aleyhi ve Sellem) Je geldim. Ona bir zat atîreyi
sordu da :
«İsteyen Atîre kurbanı
keser; isteyen kesmez. Dileyen Fera' da keser. Dileyen kesmez.» buyurdular.
İmam Şafiî diyor ki :
«Peygamber (SallaUahü. Aleyhi ve Sellem)in (Fera1 haktır) hadîsinin mânâsı
bâtıl değildir. Bu söz Arabcadir. Sual sorana cevap olarak söylenmiştir.
Resûlüllah (SallaUahü Aleyhi ve Sellem) in «Fera' ve Atîre yoktur» sözünün
mânâsı vâcib olan Fera' ve Atîre yoktur, demektir...» Hz. İmam bu sözleriyle
Fera' ve Atîre kurbanlarının müstehab olduğunu anlatmak istemiştir. Fakat
Bedrüddin Aynî bu te'vîlin yerinde olmadığını şu sözleriyle beyan etmiştir :
«Nesâî'nin bu hadîsi Resûlüllah (SallaUahü Aleyhi ve Sellem) Fera' ile
Atîre'den nehiy buyurdu şeklinde rivayet etmiş olması bu te'vîli reddeder.»
Kaadî Iyâz cumhûr-u
ulemâya göre Fera' ve Atîre kurbanlarının nesh edilmiş olduğunu söylemiştir.
39- (1977)
Bize İbıı-î Ebî Ömer El-Mekkî rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Süfyâıı,
Abdurrahman b. Humeyd b. Abdirrahman b. Avf'dan rivayet etti, o da Saîd b.
Müseyyeb'i Ümmü Selerae'den naklen rivayet ederken dinlemîş ki, Peygamber
(Sallallahü A leyhi ve Selîem):
«Malûm on gün girdi de
biriniz kurban kesmek istedi mi artık (kendi) saçından ve cildinden hiç bir
şeye dokunmasın!» buyurmuşlar.
Süfyân'a : «Bâzıları
bu hadîsi merfu' rivayet etmiyor.» dediler. — Lâkin onu ben merfu* olarak
rivayet ediyorum, cevâbını verdi.
40- (...)
Bize bu hadîsi İshâk b. İbrahim de rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Süfyân haber
verdi. (Dedi ki) : Bana Abdurrahman b. Humeyd b. Abdirrahman b. Avf, Saîd b.
Müseyyeb'den, o da Ümmü Seleme'den merfu' olarak rivayet etti. Efendimiz
(Sallallahü Aleyhi ye Sellem) :
«Malûm on gün girdiği
vakit elinde kurbanı olup kurban kesmek isteyen
kimse (bedeninden) asla
bir ki! almasın, tek bir tırnak kesmesin.»
buyurmuşlar.
41- (...)
Bana Haccac b. Şâir de rivayet etti. (Dedi ki) : Bana Yahya b. Kesir EI-Anberî
Ebû Gassan rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Şu'be Mâ-Hk b. Enes'den, o da Ömer b.
Müslim'den, o da Saîd b. Müseyyeb'den, o da Ümmü Seleme'den naklen rivayet etti
İd, Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem):
«Zülhicce hilâlini
gördüğünüz vakit bîriniz kurban kesmek isterse, saçlarına ve tırnaklarına
dokunmaktan kendini futsun.» buyurmuşlar.
(...) Bize
Ahmed b. AbdUlah b. Kakem El-Hâşimî dahî rivayet etti. (Dedi ki) : Bize
Muhammed b. Cafer rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Şu'be Mâlik b. Enes'den, o da
Ömer yahut Amr b. Müslim'den bu îsnadla bu hadîsin benzerini rivayet etti.
42- (...)
Bana Ubeydullah b. Muâz EI-Anberî de rivayet etti. (Dedi ki) : Bize babam
rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Muhammed b. Amr El-Leysî Ömer b. Müslim b.
Aramar b. Ükeyme El-Leysî'den rivayet etti. (Demiş ki) : Saîd b. Müseyyeb'i
şunu söylerken işittim :
Peygamber (SaiîaHahü
Aleyhi ve Selîem) 'm zevcesi Ümmü Seleme dinledim. Şunu söylüyordu. Kesûlüllah
(Sallallahü Aleyhi ve Sellenı) ı
«Kimin kesecek bir
hayvanı varsa Zülhicce'nin hilâli yenilendiği vakît tâ kurbanını kesİnceye
kadar saçından ve tırnaklarından asla bir şey almasın!» buvurdular.
(...) Bana
Hasen b. Aliy El-Hulvâm rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Ebû Üsâme rivayet etti.
(Dedi ki) : Bana Muhammed b. Amr rivayet etti, (Dedi ki) : Bize Amr b. Müslim
b. Ammâr EI-Leysî rivayet etti. (Dedi ki) : Kurban Bayramının önceğizinde
hamamda idik. Orada bâzı kimseler kasık kıllarını temizlediler de hamam sahiplerinden
biri: «Saîd b. Müseyyeb bunu mekruh görüyor; yahut yasak ediyor, dedi. Az sonra
ben Saîd h. Müseyyeb'e rastlayarak bunu kendisine andım. Saîd :
— Be kardeşim oğlu! Bu
unutulmuş ve terkedilmiş bir hadîstir. Bana Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve
Sellem) 'in zevcesi Ümmü Seleme rivayet etti. (Dedi ki) : Resûlüllah
(Sallallahü Aleyhi ve Sellenı) : buyurdular.
Râvi, Muâz'ın Muhammed
b. Amr'dan naklettiği hadîs mânâsında rivayette bulunmuştur.
(...) Bana
HarmeJe b. Yahya ile İbn-i Vehb'in kardeşi Abdullah b. Vehb rivayet etti. (Dedi
ki) : Bana Hayve haber verdi. (Dedi ki) : Bana Hâlİd b. Yezid, Saîd b. EM
Hilâl'den, o da Ömer b. Müslim El-Cündeî [3] den
naklen haber verdi, ona da İbn-i Müseyyeb haber vermiş. Ona da Peygamber
(Saliailahü Aleyhi ve SelUm;'in zevcesi Ümmü Seleme haber vermiş. Ve Peygamber
(Saliailahü Aleyhi ve Sellemj'i yukarkilerin hadîsi mânâsında anmış.
Ulema Zü1hicce ayının
10'u girdikten sonra, kurban kesmek İsteyen kimsenin saç ve tırnaklarını kesip
kesemiyeceği hususunda ihtilâf etmişlerdir. Saîd b. Müseyyeb, Rabîa, İmam
Ah-med, İshak, Dâvûd.u Zahirî ile Şâfiîler 'den bazılarına göre kuşluk vakti o
hayvanı kurban edinceye kadar kıl ve tırnaklarından bir şey almak haramdır.
İmam Şafiî Jye göre haram de-'ğil, keraheti tenzihiyye ile mekruhtur. İmam Âzam
mekruh olmadığına kaildir. İmam Mâlik bir rivayette mekruh değildir, demiş.
Diğer bir rivayette mekruh olduğunu söylemiş. Üçüncü bir rivayette vâcib
olmayan kurbanda bunun haram olduğunu söylemiştir. Haramdır diyenler babımızın
hadîsleriyle istidlal etmişlerdir.. Şafiî 'nin delili Hz. Âişe hadîsidir.
Mezkûr hadîste Âise (Radiyallahu anha)\ «Ben Re-sûlüllah (Saliailahü Aleyhi ve
Sellem)'in Mekke'ye göndereceği kurbanların gerdanlık iplerini bükerdim. Sonra
kendisi gerdanlığı takar, o hayvanı hareme gönderirdi...» demektedir. İmam
Şafiî: «Harem-i Şerife kurban göndermek, kurban kesmek istemekten daha büyük
iştir. Binâenaleyh hadîs bu gibi şeylerin haram olmadığına delâlet eder,»
demiş. Nehy hadîslerini keraheti tenzihiyyeye hamletmiştir.
Saçı almaktan murad;
tıraş olmak, saç kısaltmak veya yolmak suretiyle vücudun baş, sakal, bıyık,
kasık ve koltuk gibi yerlerindeki kılları temizlemektir.
Bundaki hikmet:
Cehennemden âzad olmak için vücudun bütün uzuvlarının kemal üzere kalmasıdır.
Bâzıları ihrama giren hacıya benzemek için nehyedildiğini söylemişlerdir.
Saîd b. Müseyyeb'in kıl temizlemeyi kerih görmesi,
kurban kesecek olan kimselere mahsustur.
43- (1978)
Bize Züheyr b. Harb ile Süreye b. Yûnus ikisi birden Mervân'dan rivayet
ettiler. Züheyr (Dedi ki) : Size Mervân b. Muâviye El-Fezârî rivayet etti,
(Dedi ki) : Bize Mansûr b. Hayyan rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Ebû't-Tufeyl,
Âmir b. Vasile rivayet etti. (Dedi ki) : Alî b. Ebî Tâlib'in yanında idim. Ona
bir adam gelerek :
— Peygamber
(Sallallahü Aleyhi ve Selletn) sana ne sır veriyordu? dedi. Bunun üzerine Ali
kızdı ve :
— Peygamber (Saiîallahü Aleyhi ve Selkm) haîkın yazdığı bir şeyi
sır veriyordu. Yalnız o bana dört sö'z söylemiştir, dedi. (Adam) :
— Ne onlar ya Emîrelmii'minin? diye sordu. Ali:
— Babasına lanet edene Allah Iânet etsin! Allah'tan
başkası için hayvan kesene Allah lanet etsin! Bid'atçı barındırana Allah
lanet etsin! Ve yeryüzünün alâmetlerini değiştirene Allah Iânet etsin! buyurdular, dedi.
44- (...)
Bize Efcû Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dedi ki) : Biz. Ebû Hâlid El-Ahmar
Süleyman b. Hayyan, Mansûr b. Hayyan'dan, o d; Ebû't-Tufeyl'den naklen rivayet
etti. (Şöyle demiş) :
— Ali b. Ebî Tâlib'e: Bize Resûlüllah
(SaİlaÜahü Aleyhi ve Setlem)'in sı olarak sana bildirdiği bir şey haber
ver! dedik. Ali :
— O bana insanlardan gizlediği hiç bir şeyi sır
olarak söylemedi. Lâ kin ben onu:
«Allah'tan başkası
namına hayvan kesene Allah lanet etsin! Bid'aîç barındırana Allah lanet etsin!
Annesine babasına lanet edene Aifah İane etsin! Ve alâmeti değiştirene Allah
lanet efsîn!» buyururken işittim, dedi
45- (...)
Bize MuKammed b. Müsennâ ile Muhammed b. Beşşâr rivayet ettiler. Lâfız İbn-i
Müsennâ'nındır, dediler ki: Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dedi ki) ;
Bize Şu'be rivayet etti, (Dedi ki) : Kasım b. Ebî Bezze'yi, Ebû't-Tufeyl'den
naklen rivayet ederken dinledim. Şöyle demiş:
— Ali'ye
soruldu: Size Resûlüllah (Saflallahü Aleyhi ve Selkm) hususî bir şey söyledi mi? denildi. Ali:
— Bize Resûîüllah (Salla!lahü Aleyhi ve Selîem) bütün insanlara
ta'mim etmediği bir şey tahsis etmedi. Yalnız şu kılıcımın kılıfında bulunan
müstesna, dedi ve içinde :
«Allah'tan başkası
namına hayvan kesen Allah lanet etsin! Yerin alâmetlerini çalanp Allah lanet
etsin! Babasına lâneî edene Allah lanet etsin! B id atçı barındırana Allah lanet etsin!» cümleleri yazılı bir sahife
çıkardı.
Anneye, babaya
lanetten muradın ne olduğunu ve bunun büyük günahlardan sayıldığını İman
bahsinde görmüştük. Alâmet diye terceme ettiğimiz «Menâr-ul-Arz» yerin
hudududur. Bu alâmetleri değiştirmek, hududunu nakledip kendi milkine katmakla
olur. Muhdis, bid'atçı, yeryüzünde fesad çıkaran kimsedir. Allah'tan başkası
namına hayvan kesmek besmeleyi bırakıp da onun yerine bir. putun veya haçın
yahut Musa ve îsa (Aleyhisselâm)'m veya Kabe 'nin ismini
anmaktır. Bunların hepsi haramdır. ,Ve bunlarla kesilen hayvan yenmez. Velev ki
kesen şahıs müs-lüman olsun. Besmele yerine bu sözlerden biriyle hayvan kesen
ve ismini andığı şeyi ta'zim İle onaabadet kasdeden kimse kâfir olur.
Hz, A1i'nin kızması
dalâlet fırkalarından Râfîzî1er'le Şiîler'in ve îmâmiyye taifesinin iddialarını
iptal etmektedir. Evvelce de görüldüğü vecihle onlar Peygamber (Sallallahü
Aleyhi ve Sellem) in yerine Hz. A1i'yi halife tayin ettiğine dair vasıyyeti
bulunduğunu iddia ederler.
Hadîs-i şerif ilmin
yazılabileceğine de delildir.