2- Uyku Halinde Şeytanın Kendisiyle Oynadığını Haber Vermeme Babı
3- Rü’ya Tabiri Hakkında Bir Bab
Bu Hadisten Çıkarılan Hükümler:
4- Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)’in Rü'yası Babı
Bu Hadisten Çıkarılan Hükümler:
Bu Hadisten Çıkarılan Hükümler:
1- (2261)
Bize Amru'n-Nâkıd ile İshâk b. İbrahim ve İbni Ebî Örae hep birden İbni
Uyeyne'den rivayet ettiler. Lâfız İbni Ebî Ömer'indi; (Dediler ki) : Bize
Süfyan Zührî'den, o da Ebû Seleme'den, naklen rivi yet etti. Şöyle demiş :
Rü'ya görüyordum. Ondan sıtmalanıyor, yalnız öı tünmüyordum. Nihayet Ebû
Katâde'yö rastladım da bunu ona söyledin Ebû Katâde şöyle dedi: Ben Resûlüllah
(Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'i:
«Rü'ya Allah'dandır.
Hulm ise şeytandandır. Biriniz hoşlanmadığı b düş görürse sol tarafına üç defa
tükürsün ve onun şerrinden Allah'a sığtı sın. Çünkü o düş kendisine asla zarar
verecek değildir.» buyururken işittim.
(...) Bize ibni Ebî Ömer de rivayet etti. (Dedi ki) : Bize
Süfyan, Talha oğullarının azatlısı Muhammed b. Amr b. Alkame’den, onlar da Ebu
Seleme’den, o da Ebu Katade’den, o da Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)’den
bu hadisin mislini rivayet etti. Ama bunların hadisinde Ebu Seleme’nin:
<Ben rü’ya görüyor,
ondan sıtmalanıyordum. Yalnız örtünmüyordum. >Dediğini anmamıştır.
(...) Bana
Harmele b. Yahya da rivayet etti. (Dedi ki) : Bize İbni Vehb haber verdi. (Dedi
ki) : Bana Yûnus haber verdi. H.
Bize İshâk b. İbrahim
ile Abd b. Humeyd dahî rivayet ettiler. (Dediler ki) : Bize Abdürrezzak haber
verdi. (Dedi ki) ; Bize Ma'mer haber verdi.
Her iki râvi
Zührî'den, bu isnadla rivayette bulunmuşlardır. Onların hadîsinde ondan
sıtmalanıyordum cümlesi yoktur. Yûnus'un hadîsinde : «Uykusundan kalktığı
vakit sol tarafına üç defa tükürsün.» ziyâdesi vardır.
2- (...)
Bize Abdullah b. Mesleme b. Ka'neb rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Süleyman
(yâni tbni Bilâl) Yahya b. Saîd'den rivayet etti. (Demiş ki) : Ben Ebû Seleme
b. Abdirrahman'ı şunu söylerken işittim : Ben Ebû Katâde'yi şunu
söylerken işittim: Ben
Resûlüllah {Sallallahü Aleyhi ve
Sellem)
«Rü'ya Allah'dandır.
Hulm İse şeytandan. Biriniz hoşlanmadığı bir şey görürse, üç defa sol tarafına
tükürsün! Çünkü o kendisine asla zarar verecek değildir.» buyururken işittim.
Râvi demiş ki: Ben
rü'yayı Üzerine bir dağdan daha ağır görüyordum. Bu hadîsi işittim İşiteli
artık ona aldırış etmiyorum.
(...) Bize
bu hadîsi Kuteybe ile Muhammed b. Rumh, Leys h. Sa'd'dan rivayet ettiler. H.
Bize Muhammed b.
Müsenna dahî rivayet etti. (Dedi ki) :
Bize Abdül-Vehhab (yâni Es-Sekafî) rivayet etti. H.
Bize Ebû Bekr b. Ebî
Şeybe de rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Abdullah b. Nümeyr rivayet etti. Bu
râvilerin hepsi Yahya b. Said'den bu isnadla rivayette bulunmuşlardır.
Sekaiî'nin hadîsinde : «Ebû Seleme dedi ki: Ben rü'ya. görüyordum.» Leys ile
îbnü Nümeyr'in hadîsinde Ebû Seleme'nin (bundan sonra) hadîsin nihayetine kadar
olan sözü yoktur. İtni Rumh bu hadîsin rivayetinde :
«Üzerinde bulunduğu
yandan öbür yana dönsün.» cümlesini ziyâde etmiştir.
3- (...)
Bana Ebu't-Tâhir de rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Abdullah b. Vehb haber
verdi. (Dedi ki) : Bana Amr b. Haris, Abdürrahim b. Sa-îd'den, o da Ebû Seleme
b. Abdİrrahman'dan, o da Ebû Katâde'den, o da Resûlülîah (Sallailahü Aleyhi ve
Sellem)den naklen haber verdi ki:
«Salih rü'ya
Allah'dan, kötü rü'ya 'se şeytandandır. İmdi her kim bir rü'ya görür de onun
bîr şeyinden hoşlanmazsa sol tarafına tükürsÜn ve şeytandan Allah'a sığınsın!
Bu rü'ya ona zarar vermez. Onu kimseye söylemesin. Şayet iyi rü'ya görürse
sevinsin. Sevdiği kimselerden başka kimseye söylemesin!» buyurmuşlar.
4- (...)
Bize Ebû Bekr b. Hallâd El-Bâhili ile Ahmed b. Abdillah b. Hakem rivayet
ettiler. (Dediler ki) : Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dedi ki) : Bize
Şu'be Abdurabbih b. Saîd'den, o da Ebû Seîeme'den naklen rivayet etti. Ebû
Seleme şöyle demiş : Rü'ya görürsem bu rü'ya beni hasta ediyordu. Nihayet
Resûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'i şöyle buyururken işittim :
«Salih rü'ya Allah'dandır.
Biriniz sevdiği bir şey görürse onu sevdiği bir kimseden başkasına söylemesin.
Hoşlanmadığı bir şey görürse sol tarafına üç defa tükürsün de şeytanın ve
rü'yanın şerrinden Allah'a sığınsın. Onu kimseye söylemesin! Çünkü o kendisine
zarar vermez.»
5- (2262)
Bize Kuteybe b. Saîd rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Leys rivayet etti. H.
Bize İbni Rumh da
rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Leys Ebu'z-Zübeyr'-den, o da Câbir'den, o da
Resûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve SeHem)'den naklen haber verdi ki:
«Bîriniz hoşlanmadığı
bir rü'ya görürse, sol tarafına üç defa tükürsün ve şeytandan Dç defa Allah'a
sığınsın! Bulunduğu yandan da öbür yana dönsün!» buyurmuşlar.
Ebû Katade rivayetini
Buhârî «Kitâbü't-Ta'bir» ve «Kitabü't-Tib»'da; Ebû Dâvûd, Tirmizî ve Nesâî «Rü'ya»
bahsinde; İbni Mâce «Kitâbü'd-Diyât»'da muhtelif râvilerden. tahrîc
etmişlerdir.
Rü'ya ile Hulm ikisi
de uyuyan kimsenin gördüğü düş mânâsına gelirse de ekseriyetle güzel düşlere
rü'ya, korkunç ve çirkin olanlarına huim denilmek âdet olmuştur. Bundan dolayı
hadîste teşrik izafeti kabilinden rü'ya Allah'a izafe edilmiş, hulm ise şeytana
nisbet olunmuştur.
İmara Mâziri diyor ki:
«Ehli sünnetin rü'ya hakkındaki mezhebine göre; Allah Teâlâ uyanık kimsenin
kalbinde yarattığı gibi uyuyan kimsenin kalbinde de bir takım inançlar
halkeder. Allah dilediğini yapar. Ona uyku veya uyanıklık mâni olamaz. Bu
inançları halkettiği vakit her halde bunları başka bir defa halkedeceği yahut
halketmiş olduğu bir takım şeylere alâmet yapar. Meselâ uyuyanın kalbinde
uçmayı halkederse bundaki en fazla mânâ o kimsenin olduğunun hilâfına bir şey
itikad etmiş olmasıdır. Ve bu itikad başkasına alâmet olur. Nasıl ki: Teâlâ
hazretleri bulutu yağmura alâmet olmak üzere halketmiştir. Bütün görülenler Allah'ın
halkettiği şeylerdir. Lâkin rü'yayı ve başka şeylere sevinç alâmeti olarak
yarattığı itikadları şeytanı orada bulundurmadan yaratır; zararlı şeylere
alâmet olanları şeytanın huzurunda yaratır. Böylece bunlar mecazen şeytana
nisbet edilirler. İşte Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'in :
«Rü'ya Allah'dandır,
hulm ise şeytandan sözünün mânâsı budur. Yoksa şeytan bir şey yapar mânâsına
değildir. Binâenaleyh sevilen düşün adı rü'yar sevilmeyenin adı da hulmdür.»
Resûlüllah (Satlallahü
Aleyhi ve Sellem) 'in :
«Çünkü o düş kendisine
asla zarar verecek değildir.» sözünden mu-rad: Allah Teâlâ üç defa sol tarafına
tükürüp şerrinden Allah'a sığınmayı o kimsenin korktuğundan kurtulup, selâmete ermesine
sebep halketmiştir. Nitekim sadakayı da malı korumak ve belâyı defetmek için
sebep halketmiştir, demektir. Binâenaleyh bu rivayetlerde zikredilen hususu
toplayıp hepsiyle amel etmek gerekir. Bir kimse korkunç bir rü'ya gördü mü eûzü
çekerek sol tarafına üç defa tükürmeli bulunduğu taraftan öbür yana dönmeli,
hatta iki rekât namaz kılmalıdır. Bu suretle rü'ya hakkında rivayet edilen
bütün hadîslerle amel etmiş olur. Maamafih hadîslerdeki-nin bâzısıyle amel
etmek dahî biiznillah zararı def etmek için kâfidir.
Kaadî lyâz diyor ki:
«Üç defa üfürme emri gördüğü kötü rü'yada hazır bulunan şeytanı koğmak, onu
tahkir ve rezil etmek içindir. Sol tarafa tükürmek de solun sevilmeyen kir ve
paslar mahalli olmasındandır. Sağ bunun aksinedir. Kötü rü'yanın kimseye
söylenmemesinin sebebine gelince ihtimal te'vil eden kimse onun gördüğü şekilde
tefsir eder de Allah'ın takdiri ile öylece vuku bulur diyedir...
Güzel rü'yanın sevdiği
kimseden başkasına söylenmemesine gelince bunun sebebi de şudur : Bu rü'yayı
hoşlanmadığı bir kimseye ta'bir ettirirse çekemediği için kötüye yorabilir. Ve
rü'ya o sıfatla zuhur edebilir. Gören dahî kötü te'vîli işitir işitmez üzülür,
mahzun olur.»
6- (2263)
Bize Muhammed b. Ebî Ömer El-Mekkî rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Abdü'l-Vehhab
Es-Sekaîî, Eyyûbu Sahtiyânî'den, o da Muhammed b. Sîrîn'den, o da Ebû
Hüreyre'den, o da Peygamber (Sallaliahü Aleyhi ve Sellem)'âzn naklen rivayet
etti. Şöyle buyurmuşlar:
«Zaman yaklaşınca
müslümanın rü'yası hemen hemen yanlış çıkmayacaktır. Sîzin en doğru rü'ya
göreniniz, en doğru söyleyeninizdir. Hem müslümanın rü'yası Peygamberliğin kırkbeş
cüz'ünden bîr cüz'dür. Rü'ya üç kısımdır : Bİri sâlih rü'ya olup Allah'dan
müjdedir, diğeri şeytanın verdiği üzüntüdür. Üçüncüsü kişinin kendi kendine
konuştuğu şeylerdendir. Biriniz hoşlanmadığı bir şey görürse hemen kalkîp
namaz kılmalı, onu kimseye söylememelidir.»
Râvi diyor ki:
«Rü'yada kösteği severim, bukağıdan hoşlanmam. Köstek dinde sebat demektir.»
dedi. Ama bu söz hadîste var mıdır, yoksa onu İbni Şîrîn mi söyledi bilmiyorum.
(...) Bana
Muhammed b. Râfi’de rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Abdür-rezzâk rivayet etti.
(Dedi ki) : Bize Ma'mer, Eyyûb'dan bu isnadla haber verdi. Bu hadîste râvi şunu
da söylemiştir : «Ebû Hüreyre dedi ki: Köstek hoşuma gider. Ama bukağıdan
hoşlanmam. Köstek dinde sabittir. Peygamber (Sallaliahü Aleyhi ve Sellem):
«Mü'minin rü'yası
peygamberliğin kırkaltı cüz'ünden
bir cüz'dür.» buyurdular.
(...) Bana
Ebu'r-Rabi' rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Hammad (yâni İbni Zeyd) rivayet
etti. (Dedi ki) : Bize Eyyûb İle Hİşam, Muhammed'-den, o da Ebû Hüreyre'den
naklen rivayet ettiler. Şöyle demiş: Zaman yaklaşınca...
Râvi hadîsi nakletmiş
fakat, bu hadîste Peygamber (Saltallahü Aleyhi ve Sellemyi anmamıştır.
(...) Bize
bu hadîsi İshâk b. İbrahim de rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Muâz b. Hişam
haber verdi. (Dedi ki) : Bize babam Katâde'den, o da Muhammed b. Sîrîn'den, o
da Ebû Hüreyre'den, o da Peygamber (Sallaliahü Aleyhi ve Sellem) 'den naklen
rivayet etti. Ve bu hadîse : «Bukağıdan hoşlanmam...» sözünü cümlenin tamamına
kadar kattı:
«Rü'ya peygamberliğin
ktrk altı cüz'ünden bir cüz'dür.» ifâdesini anmadı.
7- (2264)
Bize Muhammed b. Müsenna ile İbni Beşşâr rivayet ettiler. (Dediler ki) : Bize
Muhammed b. Cafer ile Ebû Dâvud rivayet et tiler. H.
Bana Züheyr b. Harb da
rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Abdurrahman b. Mehdi rivayet etti.
Bu râvilerin hepsi
Şu'be'den rivayet etmişlerdir. H.
Bize Ubeydullah b.
Muâz dahî rivayet etti. Lâfız onundur. (Dedi ki) : Bize babam rivayet etti.
(Dedi ki) : Bize Şu'be, Katâde'den, o da Enes b. Mâlik'den, o da Ubâde b.
Sâmid'den naklen rivayet etti. Ubâde şöyle demiş: Resûlüllah (Sallallahü Aleyhi
ve Sellem):
«Mü'minin rü'yası
peygamberliğin kırk altı cüz'ünden bir cüz'dür.» buyurdular.
(...) Bize
Ubeydullah b. Muâz da rivayet etti. (Dedi ki) : Bize babam rivayet etti. (Dedi
ki) : Bize Şu'be, Sabit El-Bünânî'den, o da Enes b-Mâlik'den, o da Peygamber
(Sallaltahü Aleyhi ve Stf/temJ'den naklen bunun mislini rivayet etti.
8- (2263)
Bize Abd b. Humeyd rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Abdür-rezzâk haber verdi.
(Dedi ki) : Bize Ma’mer, Zührî'den, o da İbni Müseyyeb'den, o da Ebû
Hüreyre'den naklen haber verdi. Şöyle demiş: Resûlüllah (Saüalianü A leyhi ve Selîem):
«Gerçekten mü'minin
rü'yası peygamberliğin k:rk altı cüz'ünden bir cüz'dür.» buyurdular.
(...) Bize
İsmail b. Halil de rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Ali b. Müs-hir, A'meş'den
naklen haber verdi. H,
Bize İbni Nümeyr de
rivayet etti. (Dedi ki) : Bize tabam
rivayet etti. (Dedi ki) : Bize A'meş Ebû Sâlih'den, o da Ebû Hüreyre'den naklen
rivayet etti. Şöyle demiş: Resûlüllah
(Sallallahü Aleyhi ve Sellem):
«Müslüman rü'yasıni
kendi görür. Yahut onun için görülür.»
buyurdu.
İbni Müshir'in
hadîsinde : <Sâlih rü'ya peygamberliğin kırk altı cüz'ünden bir cüz'dür.»
denilmiştir.
(...) Bize
Yahya b. Yahyâ da rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Abdullah b. Yahya b. Ebî Kesir
haber verdi. (Dedi ki) : Babamı şoyie derken işittim: Bize Ebû Seleme, Ebû
Hüreyre'den, o da Resûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet
ettî:
«Salih bir kimsenin
rü'yası peygamberliğin kırk altı cüz'ünden bir cüz'dür.» buyurmuşlar.
(...) Bize
Muhammed b. Müsennâ da rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Osman b. Ömer rivayet
etti. (Dedi ki) : Bize Ali (yâni İbni Mübarek) rivayet etti, H.
Bize Ahmed b. Münzir
de rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Abdü's-Samed rivayet etti. (Dedi ki) : Bize
Harb (yâni İbni Şeddat) rivayet etti.
Her iki râvi Yahya b.
Ebî Kesîr'den bu isnadla rivayette bulunmuşlardır.
(...) Bize
Muhammed b. Râü' de rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Ab-dürrezzak rivayet etti.
(Dedi ki) : Bize Ma'mer Hemmam b, Münebbih'-den, o da Ebû Hüreyre'den, o da
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) den naklen Abdullah b. Yahya b. Ebî
Kesîr'în babasından rivayet ettiği hadis gibi rivayette bulundu.
9- (2265)
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeyhe rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Ebû Üsâme rivayet
etti. H.
Bize İbni Nümeyr dahî
rivayet etti. (Dedi ki) : Bize babam rivayet etti.
Her iki râvi demişler
ki : Bize Ubeydullah, Nâfi'den, o da İbni Ömer'den naklen rivayet etti. Şöyle
demiş: Resûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem):
«Salih rü'ya
peygamberliğin yetmiş cüz'ündeıı bir cüz'dür.» buyurdular.
(...) Bize
bu hadîsi İbni Müsennâ ile Ubeydullah b. Said dahî rivayet ettiler. (Dediler
ki): Bize Yahya, Ubeydullah'dan bu isnadla rivayette bulundu.
(...) Bize
bu hadîsi Kuteybe ile İbni Rumh dahî Leys b. Sa'd'dan rivayet ettiler. H.
Bize îbni Râfi' de
rivayet etti. (Dedi ki) : Bize İbnı Ebî Füdeyk rivayet etti. (Dedi ki) : Bize
Dahhâk, (yâni İbni Osman) haber verdi.
Her iki râvi Nâfi'den
bu isnadla rivayette bulunmuşlardır. Leys'in hadîsinde: «Nâfi' dedi ki:
Zannederim İbni Ömer: Peygamberliğin yetmiş cüz'ünden bir cüz'dür dedi.»
ifâdesi vardır.
Bu hadîsi Buhârî,
Tirmizî ve Nesâî «Ta'bîrir-Rü'ya» bahsinde tahrîc etmişlerdir.
Hattâbî ve diğer bazı
ulemânın beyânına göre zamanın yaklaşmasından murad gece ile gündüzün müsâvî
olmasıdır. Bâzıları: «Bundan murad kıyametin yaklaşmasıdır.» demişlerdir.
Birinci tefsir rü'ya ile meşgul olmayanlara göre daha meşhurdur. Fakat ikinci
tefsiri te'yid eden hadîs vardır.
«Sizin en doğru rü'ya
göreniniz, en doğru soyleyeninizdir.» cümlesinin zahiri mutlak ise de KaadîIyâz
bazı ulemânın : «Bu âhir zamanda ilim kalktığı; ulemâ, sulehâ ve gerek
sözünden, gerek amelinden istifâde edilecek kimse kalmadığı zaman bir ta'viz ve
tenbih olmak üzere görülecektir.» dediklerini hikâye etmiştir. Hadîsin mutlak
mânâda olması daha akla yakındır. Çünkü doğru söylemeyen bir kimsenin rü'yasmda
da bozukluk olur.
Babımız rivayetlerinde
sâlih rü'yanm peygamberliğin cüzlerinden olduğu üç âdetle bildirilmektedir.
Bunların en meşhuruna göre rü'ya peygamberliğin kırk altı cüz'ünden bir
cüz'dür. ikinciye göre kırk beş, üçüncüye göre yetmiş cüz'ünden bir cüz'dür.
Müslim 'den başkalarının rivayetlerinde cüz sayıları daha da değişmektedir.
Meselâ : İbnü Abbâs (Radiyaîiahu anh) 'm bir rivayetinde «Peygamberliğin kırk
cüz'ünden bir cüzü»; El-Abbâs'm rivayetinde «Elli cüz'ünden bir cüzü»; İbni
Ömer rivayetinde «Yirmialtı cüz'ünden bir cüzü»; Ubâde rivayetinde : «Kırk dört
cüz'ünden bir cüz'üdür» denilmektedir. Tâberi bu ihtilâfın rü'yayı görenlerin
muhtelif olmasından ileri geldiğine işaret etmiştir. Sâlih mü'minin rü'yası
peygamberliğin kırk altı cüz'ünden bir cüz, fâsıkın rü'yâsı ise yetmiş cüz'ünden
bir cüz olur. Bâzılarına göre bu ihtilâftan murad: Gizli rü'yalar v«tmiş
cüz'den bir cüz, aşikâr (açık) rü'yalar kırk altı cüz'den bir cüz'dür demektir.
Bir takımları da şöyle demişlerdir : «Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'e
yirmi üç sene vahiy geldi. Bu yirmi üç senenin on üçü Mekke'de, onu Medine'de
geçti. Daha önce altı ay vahyi rü'yada görmüştü. Bu altı ay kırk altı (altı
ayın) bir cüz'üdür.»
Ma'zirî diyor ki:
«Ulemâdan bâzıları rü'yaların peygamberlikle hâsıl olan ve o sayede temyiz edilen
şeylere kırk altıda bir cüz nisbetinde benzerliği olduğunu söylemişlerdir.
Bâzıları birinciye (yâni altı ay rü'ya meselesine) itiraz etmiş. Resûlüllah
(Saüalîahü Aleyhi ve Sellem) 'in peygamberlik gelmezden Önce vahyi tam altı ay
rü'yada gördüğü sabit olmamıştır. Bir de Peygamber olduktan sonra birçok
rü'yalar görmüştür. Bunlar da altı aya katılınca nisbet değişir, demişlerdir.
Bu ikinci itiraz bâtıldır. Çünkü vahyden sonraki rü'yalar melek vâsıtasıyle
olmuştur ki; bunlar vahiy de dâhil olup ayrıca hesaba katılmazlar.»
Hattâbî de şunları
söylemiştir: «Bu hadîs rü'ya meselesini te'-kid ve onun mertebesini tahkikdir.
Rü'yanm peygamberlik cüzlerinden bir cüz oluşu peygamberlere mahsustur.
Başkaları hakkında böyle bir şey yoktur. Peygamberlere uyanıkken nasıl vahiy
gelirse uyku hâlinde de gelirdi. Ulemâdan bâzılarına göre bu hadîsin mânâsı
rü'ya peygamberliğe muvafık olarak görülür. Çünkü rü'ya peygamberlikten kalan
bir cüz'dür demektir.»
«(Rü'yada) köstek
(görmey) i severim, bukağıdan hoşlanmam.» cümlesi hakkında ulemâ şunları
söylemişlerdir : «Köstek görmeyi sevmesi, köstek ayaklara takıldığı içindir. Bu
da günahlardan, kötülüklerden ve bilûmum bâtıl şeylerden vazgeçmeyi gösterir.
Bukağıya gelince : Onun yeri boyundur. Hem bukağı Cehennemliklerin sıfatıdır.
Teâlâ Hazretleri Yâsîn Sûresinde:
«Biz onların
boyunlarına bukağı vuracağız.» Başka bir yerde de :
«Boyunlarına bukağılar
vurulduğu vakit.» buyurmuştur. Tâbir ulemâsı ise bu cümledeki iki sözü
derecelere ayırmış ve : «Uyuyan kimse mescidde veya hayırlı bir kalabalık
içinde yahut güzel bir halde ayaklarına köstek vurulduğunu görürse bu onun iyi
halde sebatına delildir. Söz sahibi bir kimsenin rü'yasında onu bu şekilde
görmesi de iyi halde sebatına delildir. Onu rü'yasında bir hasta veya mahbus
yahut misafir veya felâketzede bir kimse görürse görenin bulunduğu halde sabit
olduğuna delildir. Köstekle beraber bukağıda bulunmak gibi sevilmeyen bir şey
de görürse bu sefer netice sevimsiz çıkar. Çünkü bukağı azab göreceklerin
sıfatıdır.
Bukağıya gelince
boynuna takılmış görürse kötüdür. Maamafih ka-rîne bulunduğu takdirde büyük
mertebelere delâlet eder. Elleri kelepçeli görmek iyidir. Onların kötülüğe
uzanmayacaklarına delildir. Bâzan cimriliğine, bazan da niyet ettiği işi
yapamayacağına delil olur.» demişlerdir.
10- (2266) Bize Ebü'r-Rabi' Süleyman b. Dâvud El-Atekî
rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Hammad (yâni İbni Zeyd) rivayet etti. (Dedi ki)
:
Bize Eyyub ile Hişam,
Muhammed'den, o da Ebû Hüreyre'den naklen rivayet etti. Şöyle demiş:
Resûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) ı
«Her kim bent rü'yada
görürse hakîkaten görmüştür. Çünkü
şeytan benim şeklime giremez.» buyurdular.
11- (...)
Bana Ebu't-Tâhir ile Harmele de rivayet ettiler. (Dediler ki) : Bize İbni Vehfo
haber verdi. (Dedi ki) : Bana Yûnus İbni Şihab'dan naklen haber verdi. (Demiş
ki) : Bana Ebû Seleme b. Abdirrahman rivayet etti ki: Ebû Hüreyre şöyle demiş
: Ben Resûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) 'i:
«Her kim beni rü'yada
görürse uyanıkken de görecektir. Yahut beni uyanıkken görmüş gibidir. Şeytan
benim şeklime giremez.» buyururken işittim.
(2267) Râvi
demiş ki: Ebû Seleme de şunu söyledi: Ebû Katâde dedi ki: Resûlüllah
(Sallallahü Aleyhi ve Sellem):
«Beni gören gerçekten
hakkı görmüştür.;> buyurdular.
(...) Bana
bu hadîsi Züheyr b. Harb da rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Ya'kub b. İbrahim
rivayet etti, (Dedi ki) : Bize Zührî'nin kardeşi oğlu rivayet etti. (Dedi ki) :
Bize amcam rivayet etti. Ve râvi iki hadîsi birden isnadlarıyle tamamen
Yûnus'un hadîsi gibi zikretmiştir.
12- (2268)
Bize Kuteybe b. Saîd rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Leys rivayet etti. H.
Bize İbni Rumh da
rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Leys Ebu'z-Zübeyr'den, o da Câbir'den naklen
haber verdi ki: Resûlüllah (Saliaîlahü Aleyhi ve sellem):
«Her kim beni uyku
hâlinde gÖrdüyse hakîkaten görmüştür. Çünkü şeytanın benim suretime girmesi
caiz değildir.» buyurmuşlar. Bir de :
«Biriniz düş gördüğü
vakit kendisi ile uyku hâlinde şeytanın oynadı-|ğını kimseye haber
vermesin!» buyurmuşlar.
13- (...)
Bana Muhammed b. Hatim de rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Ravh rivayet etti.
(Dedi ki) : Bize Zekeriyya b. İshâk rivayet etti. (Dedi ki) : Bana
Ebu'z-Zübeyr rivayet etti ki : Kendisi Câbir b. Abdillah'ı şunu söylerken
işitmiş: Resûlüllah (Saliaîlahü Aleyhi ve Sellem}:
«Her kim beni uyku
hâlinde görürse hakîkaten görmüştür. Çünkü şeytanın bana benzemesi caiz değildir.» buyurdular.
Bu hadîsi Buhâri
«Kitâbül-Ta'mr»'de; Ebû Dâvud «Ki-tâbü'l-Edeb»'de muhtelif râvilerden tahrîc
etmişlerdir.
Ulemâ Resûlüllah (Saliaîlahü Aleyhi ve Sellem) 'in
:
«Hakîkaten beni
görmüştür.» sözü üzerinde ihtilâf etmişlerdir. İbni Bâkillanî'ye göre bu sözün
mânâsı: O kimsenin rü'yası sahihtir. Karışık düşler değildir. Şeytanın
benzetmelerinden de değildir, demektir. Hadîsin bir rivayetinde :
«Gerçekten hakkı
görmüştür.» buyurmuş olması da bunu te'yid eder. Yâni hakikî görüşle görmüştür.
Bazan Peygamber (Saliaîlahü Aleyhi ve Sellem) malûm sıfatlarının aksine
görünür. Meselâ: Biri onu beyaz sakallı görür. Bâzan da biri doğuda, biri
batıda olan iki şahıs aynı zamanda onu rü'yalarında görürler.
Mâzirî, İbni Bakılanı
'nin bu tefsirini rivayet ettikten sonra şunları söylemiştir : «Bir takımları
da diyorlar ki: Hayır hadîs zahirî mânâsına göredir. Ondan murad :
Peygamberimizi gören hakikati görmüştür, demektir. Bunu menedecek bir manî
yoktur. Akıl dahî imkânsız görmez ki, zahirinden değişmeye mecburiyet hâsıl
olsun.
ibni Bakıllânî 'nin :
«Bazan malûm sıfatlarının aksine yahut iki yerde birden görünür» sözü onun
sıfatlarında hata ve o sıfatları vakiin hilâfına tasavvurdur. Bazan bir kimse
hayâl ettiği bir şeyi görür gibi olur. Çünkü hayâl ettiği şeyin âdeta
gördükleri ile bağlantısı vardır. Binâenaleyh Peygamber (Saliaîlahü Aleyhi ve
Sellem) 'in zatı görünmüş; sıfatlan görülmeyip hayâl edilmiş olur. İdrak için
gözlerin görmesi, mesafenin yakınlığı görülen şeyin yerde gömülü yahut
yeryüzünde olması şart değildir. Şart olan yalnız onun mevcudiyetidir. Peygamber
(Saliaîlahü Aleyhi ve Seliem) in zat; görünmüş; sıfatlan görülmeyip hayâl
edilmiş olur. İdrak için gözlerin görmesi, mesafenin yakınlığı görülen şeyin
yerde gömülü yahut yeryüzünde olması şart değildir. Şart olan yalnız onun
mevcudiyetidir. Peygamber (Saliaîlahü A leyhi ve Sellem) 'in cismi yok
olduğuna bir delil bulunamaz. Bilâkis hadîslerde onun bakî olmasını iktiza eden
beyanat vardır. Bir kimse rü'yâsmda Peygamber (Saliaîlahü Aleyhi ve Sellem) in
kendisine, katli haram bir kimseyi öldürmesini emir buyurduğunu görse bu hayâl
edilen sıfatlardan olur. Görülen şey değildir.»
Kaadî Iyâz; «Bu
hadîsten murad Peygamber (Saliaîlahü Aleyhi ve Sellem)i hayâtında malûm olan
sıfatı yi e görmesidir. Bunun aksine görürse hakikî rü'ya değil, te'vîlî rü'ya
olur.» demişse de Nevevî bu sözü zayıf bulmuş : «Sahih olan onu hakikaten
görmesidir. Sıfatının malûm olup olmaması bu hususta müsavidir.» demiştir.
Ulemâdan bâzılarına
göre Allah Teâlâ'nın insanlara hassaten Peygamber (Saliaîlahü Aleyhi ve
Sellem)ı doğru olarak göstermesi, şeytanı onun suretinde görünmekten men
etmesi, uyku hâlinde onun üzerinde yalan uydurmasına mâni olmak içindir.
Nitekim peygamberlerine mucize denilen hârikaları vermiştir. Ve nitekim şeytan
uyanıkken de Peygamber (Saliaîlahü Aleyhi ve Sellem)'m suretine giremez. Çünkü
bu olmuş olsa hakla bâtıl birbirine karışır. Bu tasavvur korkusuyla Peygamberin
getirdiği şeylere itimat kalmazdı.
Ulemâ rü'yada Allah
Teâlâ'yı görmenin caiz ve sahih olduğunda müttefiktirler. Velev ki hâline
lâyık olmayan cisim sıfatlarıyle görünmüş olsun.- Zira görülen şey Allah'ın
zâtı değildir. Allah Teâlâ'nm cisim şekline girmesi ve hallerinin muhtelif
olması imkânsızdır. Peygamber (Saliaîlahü Aleyhi ve Sellem)'i görmek böyle
değildir.
İbni Bakıllânî diyor
ki: «Rü'yada Allah Teâlâ'yı görmek kalpte zuhur eden bir takım hâtıralardır.
Bunlar gören kimse için olmuş veya olacak bir takım şeylere delildirler.»
«Her kim beni rü'yada
görürse; uyanıkken de görecektir. Yahut benî uyanıkken görmüş gibidir.» cümlesi
üzerinde ulemâ şunları söylemişlerdir: «Burada râvi şekketmiştir. Eğer
hakikatte Peygamber (Saliaîlahü Aleyhi ve Sellem) beni görmüş gibidir demişse
bunun mânâsı hakikaten beni görmüştür. Yahut hakkı görmüştür, demektir. Böyle
değil de uyanıkken beni görecektir demişse bu hususta birkaç kavil vardır.
Birinci kavle göre maksat onun zamanında yaşayanlardır. O zamanda yaşayan bir
zat rü'-yasında Peygamber (Sallallahü Aleyhi ye Sellem)'i görürse onunla
hakikatte de müşerref olacak demektir. İkinci kavle göre rü'yayı gören şahıs
âhi-rette uyanık halde bu rü'yamn tasdikini görecek, Peygamber (Sallallahü
Aleyhi ve Sellem)'i bizzat muayene ve müşahede edecek demektir. Üçüncü kavle
göre rü'yayı gören kimse âhirette Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'i
hususî bir şekilde ona yakın olarak görecek ve şefaatına nail olacak demektir.»
14 -(...)
Bize Kuteybe b. Said rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Leys rivayet etti. H.
Bize İbni Rumh da
rivayet etti. (Dedi ki): Bize Leys Ebu'z-Zübeyr'den, o da Câbir'den, o da
Resûlüllah (SaUallahü Aleyhi ve Sellem) 'den naklen haber verdi ki, kendisine
gelerek:
— Ben düşümde başımın
kesildiğini ve onu kovaladığımı gördüm, diyen bir bedeviyi men ederek:
«Uyku esnasında
şeytamn seninle oynadığını haber verme!» buyurmuşlar.
15- (...)
Bize Osman b. Ebî Şeybe de rivayet etti. (Dedi ki) : Bize jCerîr A'meş'den, o
da Ebû Süfyân'dan, o da Câbir'den naklen rivayet etti. Câbir şöyle demiş: Bir
bedevi Peygamber (SaUallahü Aleyhi ve Sellem) 'e gelerek:
— Yâ Resûlallah!
Rü'yamda başımın vurulup yuvarlandığını, kendimin de izinden koştuğumu gördüm,
dedi. Bunun üzerine Resûlüllah (SaUallahü Aleyhi ve Sellem) o bedeviye:
«Uykun esnasında
şeytanın seninle oynamasını âleme anlatma!» buyurdular.
Câbir demiş ki: Bundan
sonra Peygamber (SaUallahü Aleyhi ve Sellem)'i hutbe okurken dinledim:
«Sakın bîriniz
uykusunda şeytanın kendisiyle oynadığını söylemesin!» buyurdular.
16- (...)
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ile Ebû Saîd El-Eşecc de rivayet ettiler. (Dediler
ki) : Bize Veki' A'meş'den, o da Ebû Süfyân'dan, o da Câbir'den, naklen rivayet
etti. Şöyle demiş: Bir adam Peygamber
(SaUallahü Aleyhi ve
Sellemfe gelerek :
— Yâ Resûlallah!
Rü'yamda başımın kesildiğini gördüm... dedi. Bunun üzerine Peygamber
(SaUallahü Aleyhi ve Sellem) güldü ve :
«Şeytan birinizle
uykusunda oynadığı vakit onu âleme söylemesin!» tuyurdular. Ehû Bekr'in
rivayetinde:
«Birinizle
oynanırsa...» ibaresi vardır.
Şeytanı anmamıştır.
Mâzirî diyor ki : «İhtimal
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) bu zâtın rü'yasının karışık düşlerden
ibaret olduğunu vahy ile yahut rü'-yasında buna delâlet eden bir şey ile
bilmiştir. Yahut rü'yacîaki bir delâlet onun şeytanın verdiği üzüntü
kabilinden bir mekruh olduğunu göstermiştir. Tâbir âlimlerine gelince onlar
kitaplarında baş kesilmesinden söz eder; ve bunu rü'ya sahibinin içinde
bulunduğu nimetlerden veya mafevkinden ayrılmasına kuvvetinin elinden gidip
bütün işlerinde hâlinin değişmesine delil sayarlar. Meğer ki rü'yayı gören
köle ola. Bu takdirde rü'ya onun âzâd edileceğine delâlet eder. Rü'yayı gören
hasta ise şifâ bulacağına, borçlu ise borcunu ödeyeceğine, haccetmemişse
haccedeceğine, üzüntülü ile sevineceğine, korkmuşsa emniyete ereceğine delil
olur.»
17- (2269)
Bİze Hâcib b. Velid rivayet etti. (Dedi ki) : Bİze Mu-hammed b. Harb
Zübeyrî'den rivayet etti. (Dedi ki) : Bana Zührî, Ubey-dullah b, AbdiIIah'dan
naklen haber verdi ki, İbni Abbâs veya Ebû Hüreyre'nin rivayetine göre bir adam
Resûlüllah (Sallailahü Aleyhi ve Sellemye gelmiş. H.
Bana Harmele b. Yahya
Et-Tücîbi de rivayet etti. Lâfız onundur. (Dedi ki) : Bize tbni Vehb haber
verdi. (Dedi ki) : Bana Yûnus İbni Şi-hab'dan naklen haber verdi. Ona da
Ubeydullah b. Abdillah b. Utbe haber vermiş ki: İbni Abbâs bir adamın Resûlüllah (Sallailahü Aleyhi ve Seliem) e
gelerek şunu söylediğini rivayet etmiş:
— Yâ Resûlallah! Ben bu gece rü'yamda yağ ve bal yağdıran bir
bulut gördüm. Halkın da bundan elleriyle avuçladıklarını gördüm. Kimisi çok
alıyordu, kimisi az. Bir de gökyüzünden yere ulaşan bir ip gördüm. Senin onu alarak yükseldiğini gördüm.
Sonra senin ardından
onu bir adam alarak yükseldi.
Sonra onu bir başka adam aldı. Onda ip koptu. Sonra onun için ipi eklediler ve
yükseldi.
Ebû Bekr dedi ki:
— Yâ KesûlaÜah! Babam sana feda olsun! Vallahi
bana müsaade buyurursan onu çok iyi ta'bir edeceğim. Resulü!lab (Sallailahü. Aleyhi ve Seliem):
«Onu ta'bir et!»
buyurdu. Ebû Bekr :
— Bulut İslâm'ın bulutudur. Yağan yağ ve bal
ise Kur'ân'dır, Onun lezzeti ve yumuşaklığıdır. İnsanların bundan
avuçlamalarına gelince kimi Kur'ân'ı çok öğrenir, kimi az. GÖkden yere ulaşan
ip ise senin üzerinde bulunduğun hakdır.
Onu tutuyorsun, Allah da seni
onunla yükseltiyor. Bilâhare senden sonra gelen bir adam onu tutuyor ve
onunla yükseliyor. Sonra ; (yine) başka bir adam onu tutuyor. Ve onunla
yükseliyor. Sonra onu başka bir adam tutuyor, onda ip kopuyor. Sonra bu adam
için ip ekleniyor. Ve onunla yükseliyor. İmdi babam sana feda olsun bana haber
ver yâ Resûlallah, isabet mi ettim? Hatâ mı? dedi. Resûlüllah (Sallallahü Aleyhi ye Seliem):
«Bâzısında isabet
ettin; bâzısında yanıldın.» buyurdular.
Ebû Bekr:
— Vallahi yâ Resûlallah! Bana illâ söyle! Hata
ettiğim nedir? dedi. «Yemin etme!»
buyurdular.
(...) Bize
bu hadîsi İbni EM Ömer de rivayet etti, (Dedi ki) : Bİze Süfyân Zührî'den, o da
Ubeydullah b. AbdiIIah'dan, o da İbni Abbâs'dan naklen rivayet etti. Şöyle
demiş : Bir adanı Uhud tarafından ayrılarak Peygamber (Sallailahü A leyhi ve
Seliem) 'e geldi ve:
— Yâ Resûlallah! Ben
bu akşam rü'yada yağ ve bal yağdıran bir bulut gördüm... dedi.
Râvi Yûnus'un hadîsi
mânâsında rivayette bulunmuştur.
(...) Bize
Muhammed b. Rafı' de rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Abdürrezzâk rivayet etti.
(Dedi ki) : Bize Ma'mer Zührî'den, o da Ubeydullah b. Abdullah b. Utfee'den, o
da İbni Abbâs veya Ebû Hüreyre'den naklen haber verdi. Abdürrezzâk demiş ki:
Ma'mer bazan İbni Abbas'dan, ba-zan da Ebû Hüreyre'den derdi, (Demiş ki) : Bir
adanı Resûlüllah (Sailallahu AleyhiveSellem)ye gelerek:
— Ben bu gece bir
bulut gördüm... dedi.
Kavi yukarkilerin
hadîsi mânâsında rivayette bulunmuştur.
(...) Bize
Abdullah b. Abdirrahman Ed-Dârimî dahî rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Muhammed
b. Kesîr rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Süleyman (bu zât İbni Kesîr'dir.)
Zührî'den, o da Ubeydullah b. Abdillah'dan, o da İbni Abbas'dan naklen rivayet
etti ki: Resûlüllah (Sailallahu Aleyhi ve Sellem)"m ashabına
söylediklerinden biri de şu idi:
«Sizden her kim rü'ya
gördüyse onu anlatsın ki, kendisine ta'bir ede-yİm.» Derken bir adam gelerek:
— Yâ Resûlallah, bir
bulut gördüm... dedi.
Râvi yukarkilerin
hadîsi gibi rivayette bulunmuştur.
Bu hadîsi Buhârî
«Kitabü't-Ta'bir»'de; Ebû Dâvud «Kitabü'l-Eynıan ve'n-Nuzûr»'da; Nesâî ile İbni
Mâce «Rüya» bahsinde muhtelif râvilerden tahrîc etmişlerdir.
Resûlüllah (Sallallahü
Aleyhi ve Sellem) 'den sonra ipten tutunanlar sıra ile Ebû Bekr, Ömer b. Hattâb
ve Osman b. Affan (Radiyallahû anh) hazerâtıdır. Hz. Osman'da ipin kopup
tekrar bağlandığı görülmektedir. Yâni hilâfet bağı kopmuş, başkasının eline geçmiştir.
Resûlüllah (Sailallahu
Aleyhi ve Sellem) 'in :
«Bâzısında isabet
ettin, bâzısında yamldın.» sözünden murad ne olduğu ulemâ arasında
ihtilaflıdır. İbni Kuteybe ile başkalarına göre bunun mânâsı: «Tefsirinde
isabet ettin; hakikî te'vüini buldun, ama ben emretmeden tefsirine şitab
etmekte yamldın.» demektir. Bâzıları bu te'vîli fasit bulmuşlardır. Çünkü
Peygamber (Sailallahu Aleyhi ve Sellem) rü'yayı te'vîl hususunda Ebû Bekr'e
izin vermişti. Onlarca Ebû Bekr ancak rü'yanın bazı yerlerini ta'bir etmeden
bıraktığı için hatâ etmiştir. Çünkü rü'yayı gören: «Ben yağ ve bal yağdıran
bulut gördüm.» demişti. Ebû Bekr bunu K u r ! â n 'la onun lezzeti ve yumuşaklığı
ile tefsir etmiştir. Halbuki bu yalnız balın tefsiridir. Yağın tefsirini
bırakmıştır. O sünnet diye tefsir edilir. Ebû Bekr'e yaraşan : «Kur'ân ve
sünnet» demekti. Tahâvî de bu kavle işaret etmiştir.
Diğerlerine göre hata
Hz. Osman'ın halinde olmuştur. Çünkü rü'yada zikredildiğine göre Hz. Osman
ipten tutunmuş, ip kopmuştur. Bu da Osman (Radiyallahû anh) 'in kendiliğinden
hilâfetten hal' edildiğini gösterir. Ebû Bekr ise bunu : «Osman zorla hal'
edilmiş ve öldürülmüş ve hilâfete başkası geçmiştir.» şeklinde tefsir etmiştir.
Cümlenin doğru tefsiri ipin eklenmesini Osman'in kavminden başka birinin iş
başına geçmesine hamletmektir. Bir takımları da hatânın ta'bir için Peygamber
(Sailallahu Aleyhi ve Sellem)'den izin istemesinde olduğunu söylemişlerdir.
Peygamber (Sailallahu
Aleyhi ve Sellem) 'in Hz. Ebû Bekr'e: «Yemin etme!» demesi yeminini tekrarlama,
çünkü söylemiyeceğim, manasınadır. Bâzıları bunu düşünürsen hatânı anlarsın
mânâsına almışlardır.
1- Rü'ya
tâbiri caizdir. Rü'yayı ta'bir eden kimse bazan isabet, bazan hatâ edebilir.
Rü'ya alel'ıtlak ilk ta'bir edenin dediği gibi çıkmaz. İsabet ettiği zaman
onun dediği gibi çıkar.
2- Yemin
eden kimsenin yemininde durması bir mefsedeti veya meşakkati îcâb ederse, o
yemini bozmamak müstehab değildir.
3- Kaadî
Iyâz'In beyânına göre kasem kelimesiyle yapılan yeminde keffâret yoktur. Çünkü
Hz. Ebû Bekr sadece kasem ederim demiş;
fazla bir şey söylememiştir. Nevevî, Kaadî 'nin sözüne şaşmakta ve Hz. Ebû Bek
r 'in vallahi diyerek yemin ettiğini bütün «Müslim» nüshaları sarahaten
naklettiğini hatırlatmaktadır. Yine Kaadî 'nin beyânına göre İmam Mâlik 'e: Bir
adam rü'yayı içinden şerre yorduğu halde ağızdan hayra yorabilir mi? diye
sorulmuş, İmam Mâlik: Maazallah peygamberlikle oynanıyor mu? Rü'ya peygamberliğin
cüzîerindendir, demiştir.
4- Hadîs-i
şerif rü'ya ilmini Öğrenmeye ve rü'yayı sorup te'vil etmeye teşvik
mahiyetindedir.
18- (2270)
Bize Abdullah b. Mesleme b. Ka'neb rivayet etti. (Dedi ki) Bize Hammad b.
Seleme, Sabit EI-Bünânî'den, o da Enes b. Mâlik'-den naklen rivayet etti. Enes
şöyle demiş: Resûlülîah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem):
Bir gece ben uyuyan
kimsenin gördüğü yerde kendimizi Ukbe b. Râ-fi'in evinde imişiz gördüm. Bize
tbni Tâb hurmasından hurma getirdiler. Ben bunu, yükselmenin dünyâda bizim
için, âhİrerte akıbetin de bizim ol-duğ\ na ve
dînimizin tamamlandığına yordum.»
buy ırdular.
l'eygamber (Sallallahü
Aleyhi ve Setlem)'in rü'yâsmda gördüğü hurma İbni Tâb hurması nâmiyle
meşhurdur. Arablar-buna Rutâb- ı îbni Tâb, Temrü îbni Tâb, Azk.ı İbni Tâb,
Urcur u îbni Tâb isimlerini vermişlerdir. İbni Tâb, Medîne1i bir zattır. Hurma
ona izafe edilmiştir. Resûlülîah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) 'in rü'yasını
dünyada yükseliş diye te'vil etmesi İbni R â f 'in evinde gördüğü için tefeül
yoluyla olsa gerektir. Çünkü Râfi' yüksek demektir. Dinin kemâlini de İbni Tâb
kelimesinden tefe'ül etmiş olacaktır.
Bu radaki «tâbe»
fiilinden : Kemâle erdi, hükümleri
kararlaştı, kaideleri hazırlandı
mânâsı kastedilmiştir. Tabe : Aslında güzel oldu, demektir.
19- (2271)
Bize Nasr b. Alî El-Cehdamî rivayet etti. (Dedi ki) : Bana babam haber verdi.
(Dedi ki) : Bize Sahr b. Cüveyriye Nâfi'den rivayet etti. Ona da Abdullah b.
Ömer rivayet etmiş ki: Resûlülîah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle
buyurmuşlar:
«Kendimi rü'yada bir
misvakla misvakianırken gördüm. Derken beni iki adam çektiler. Biri diğerİndfen
daha büyüktü. Ben de misvakı küçük olana verdim. Bana : Büyük, denildi. (Bu
sefer) Ben de onu büyüğe verdim.»
Bu hadisi Buharı
«Sivak» bahsinde tahric etmiştir.
Peygamber (Sallallahü
Aleyhi ve Sellem)'ç misvak'ı büyüğe vermeyi emreden Cebrail (Aleyhisselam)
'dır. Nitekim hadisin bazı rivayetlerinde sarahaten bildirilmiştir.
1- Bir
cemâatin içerisinde ikrama büyüklerden başlanır. Selâm, hoş beş, meşrubat, koku
v.s. hususunda da sünnet olan budur.
2-
Başkasının misvakını kullanmak mekruh değildir. Ancak kullanmazdan önce
yıkanması sünnettir.
3- Hadis-i
şerif misvak kullanmanın faziletine delildir.
20- (2272)
Bize E&û Âmir Abdullah b. Berrad El-Eş'arî ile Elû Küreyb Muhammed b. Alâ'
rivayet ettiler. Lafızları birbirine yakındır. (Dediler ki) : Bize Ebû Üsâme
Büreyd'den, o da dedesi Ebû Bürde'den, o da Ebû Musa'dan, o da Peygamber
(Sallallahü Aleyhi ve Sellem) 'den naklen rivayet etti. Şöyle buyurmuşlar:
«Rö'yâda kendimi
Mekke'den hurmali bir yere hicret ediyorum gor-düm. Zanmm bu yerin Yemame yahut
Hecer olacağına gitti. Bir de baktım Yesrib şehri imiş. Bu rü'yamda bir kılıç
salladığımı da gördüm. Kılıcın başı koptu. Bir de baktım bu Uhud Harbi gününde
mü'minlerin başına gelen musîbettir. Sonra onu tekrar salladım ve en güzel
şekline döndü. Bir de baktım bu Allah'ın getirdiği fetih ve mü'minlerin bir yere
toplanmasıd;r. Bu rü'yâda bir takım ineklerle Allah'ın yaptığının daha hayırlı
olduğunu gördüm. Bir de baktım ki bunlar Uhud gününde mü'minlerden bir cemaattır.
Ve hayr Allah'ın sonradan getirdiği hayır; ve Allah'ın bize sonradan Bedir
gününde getirdiği stdkin sevabıdır.»
Bu hadîsi Buhârî «Menâkıb», «Meğâzi», «Alâmâtü'n-Nübüvve» ve
«Ta'bir» bahislerinde; Nesâî ileİbni Mâce de «Kitâlür-Rü'ya»'da muhtelif
râvilerden tahrîc etmişlerdir.
Hecer :
Yemen'de bir şehirdir. Bahreyn'in payitahtıdır.
Yesrib: Medine
'nin eski ismidir. Bu hususta hac bahsinde izahat geçmişti.
Ulemânın beyânına göre
ResûlüIIeh (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)in rü'-yasını bu şekilde tefsir etmesi
kılıç yardımcıya delâlet ettiği içindir. Çünkü bir insan düşmana kılıcıyle
nasıl hücum eder. Başka yerlerde kılıç oğul, baba, amca veya kardeş, zevce gibi
şeylere tefsir edilir, Bazan da me'murluğa, emânete, kişinin diline ve
hüccetine, bir zâlimin tasallutuna delâlet eder. Bu hükümler görende, yahut
gördüşü şeyde bulunan bazı mânâlara göre karine ile verilir.
Müslim 'den başkaları
«Bu rü'yada bir takım inekler gördüm» cümlesine : «Kesilen inekler» kaydını
ziyâde etmişlerdir. Rü'yanm te'vîii de bu ziyâde ile tamam olur. Zira inekleri
kesmek Uhud gazasında sahabenin şehîd edilmeleridir.
«Allah hayırdır...»
cümlesini ekseri ulemâ Allah'ın sevabı daha hayırlıdır. Yâni Allah'ın
şehidlere verdiği sevab dünyada yaşamalarından daha hayırlıdır, şeklinde
tefsir etmişlerdir.
21- (2273)
Bana Muhammed b. Sehl Et-Temîmî rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Ebu'l-Yeman
rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Şuayb, Abdullah b. Ebî Hüseyin'den, naklen haber
verdi. (Demiş ki) : Bize Nâfi' b. Cübeyr İbni Abbâs'dan rivayet etti. İbni
Abbâs şöyle demiş: Müseylemetü'l-Kezzâb Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)
zamanında Medine'ye geldi de: Muhammed kendisinden sonra bu işi bana bırakırsa
ona tâbi olurum demeye başladı. Medine'ye kendi kavminden birçok insanlar
arasında gelmişti. Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) beraberinde Sabit
b. Kays b.Şemmas qlduğu halde onun yanma geldi. Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve
Sellem) 'in elinde bir hurma dalı parçası vardı. Arkadaşlarının içindeki Müseyleme'nin
başına durarak:
«Benden şu parçayı
istemiş olsan onu sana vermem. Ben Allah'ın senin hakkındaki emrine tecavüz
edemem. (Bana itaattan} geri dönersen Allah mutlaka seni tepeteyecektir. Öyle
zannediyorum ki sen, hakkında bana ne gösterildi ise gösterilmiş olan kimsesin.
İşte Sabit benden ötürü sana cevap verecek.» buyurdu. Sonra ondan ayrıldı.
(2274) îbni
Abbâs demiş ki: Peygamberi Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'in : «Sen, hakkında bana
ne gösterildi ise gösterilmiş
olan kimsesin.»
sözünü sordum da Ebû
Hüreyre bana haber verdi ki: Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuşlar:
«Bir defa ben uyurken
elimde altından iki bilezik gördüm. Bunların hâli beni meşgul etti. Derken
rü'yamda bana onları üfürmem vahy edildi. Ben de üfürdüm de uçtular. Ben
bunları benden sonra çıkacak iki yalancı (peygamber) diye te'vİl ettim.
Bunlardan birisi San'a'nın reisi Ansi, diğeri Yemame'nin reisi Müseyleme idi.»
22- (...)
Bize Muhammed b. Râfi' de rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Ahdürrezzâk rivayet
etti. (Dedi ki) : Bize Ma'mer, Hemmam b. Müneb-bih'den naklen haber verdi.
Hemmam: Ebû Hüreyre'nin Resûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellemyden bize
rivayet ettikleri şunlardır, diyerek bir takım hadîsler rivayet etmişlerdir.
Bunlardan bîri de şudur : Besûlüllah (Sallallahü A leyhi ve Sellem);
«Bir defa ben uyurken
bana yerin hazîneleri getirildi ve (getiren) ellerime altından İki bilezik
koydu. Bunlar benim nazarımda büyüdüler ve beni meşgul ettiler. Bunun üzerine
bana onları üfür m e m bildirildi. Ben de üfürdüm ve gittiler. Ben bunları
aralarında bulunduğum iki yalancı : San'a'-nın reisi ile Yemame'nin reisi diye
tevıl ettim.» buyurdular.
Müsey1ime ile
Esved'e1- Ansi ikisi de yalancı peygamberlerdendir. Müsey1ime Peygamber
(Sallallahü Aleyhi ve Sellemfden sonra onun yerine geçmek şartı ile kendisine
tâbi olacağını söylüyormuş. Bu niyetini bildirmek üzere Medîne'ye gelmiş. Peygamber
(Sallallahü Aleyhi ve Sellem)m Müsey1ime'nin yanma gelmesini ulemâ muhtelif
şekillerde izah etmişlerdir. Bâzılarına göre müslü-man olurlar ümidiyle ve
kendisine vahy olunanı bildirmek maksadıyle gerek Müsey1ime'nin, gerekse
yanındakilerin gönüllerini almak için gitmiştir. Bir takımları Müsey1ime'nin
gelişine mükâfat olarak gittiğini söylemişlerdir. Çünkü Müsey1ime uzak yerden
gelmişti. Müseylime o zaman henüz müslüman görünüyordu. Küfrü irtida-dından
sonra meydana çıkmıştır. Başka bir hadîste de Müseylime'-nin Peygamber
(Sallallahü Aleyhi ve Sellem) 'e geldiği bildirilmektedir. Şu halde görüşmenin
iki defa vuku bulmuş olması ihtimâli vardır.
Peygamber (Sallallahü
Aleyhi ve Sellem) 'in Müsey1im e'ye: «Ben
Allah'ın senin hakkındaki emrine tecâvüz edemem.» buyurmasının mânâsı : Senin istediklerine
yâni seni kendi yerime bırakmaya yahut Peygamberlik vazifesinde kendime ortak
yapmaya razı olamam. Razı olursam Allah'ın bu husustaki emirlerine karşı çıkmış
sayılırım, demektir.
Bazı nüshalarda
hadisin bu cümlesi:
«Sen Allah'ın senin
hakkındaki emrine tecâvüz edemezsin.» denilmiştir. Ki: Kaadî Iyâz bunun da
sahih olduğunu söyler. Mânâsı : Sen Allah'ın senin hakkında takdir ettiği
hüsran ve helake karşı gelemezsin. Yahut senin hakkındaki takdir ettiği
şekaveti bozamazsın, demektir. Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)
Müseylime 'ye: Bana tâbi olmaktan geri kalırsan Allah seni tepeler demiş ve
onun bir mucizesi olarak Müseylime,
Yemâme harbinde tepelenmiştir.
Sabit b. Kays
Resûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) 'in hatibi idi. Ona gelen hey'etlerin
hatiblerine Sabit cevap verirdi. Bu sefer de onu göstermesi bundandır.
«Ben bunları benden
sonra çıkacak iki yalancı (peygamber) diye te'vil ettim.» cümlesindeki çıkıştan
murad onların şan ve şevketlerinin meydana çıkması yahut Peygamberlik
iddiaları ve muharebeleridir. Yoksa Peygamber
(Sallallahü Aleyhi ve Sellem)
zamanında kendileri meydanda idi.
Resûlüllah (Sallallahü
Aleyhi ve Sellem) 'e bu bilezikleri üfür diye emir buyurularak onları üfürmesi
ve uçmaları bu yalancıların iddialarının mah-vu müzmahü olacağına delildir.
Nitekim öyle de olmuştur. Bu da ~Re-sûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) 'in
bir mûcizesidir.
«Bana yerin hazineleri
getirildi.» cümlesinden murad yeryüzünün birçok beldelerini fethederek mallarım
alacağım ve o yerleri kendi milk ve sultanına katacağını bildirmektedir. Bu da
böylece olmuştur. Bir mucizedir.
Esved-i Ansî de
Yemen'de zuhur eden fitnede uyurken tepelenmiştir.
23- (2275)
Bize Muhammed b. Beşşar rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Vehb b. Cerir rivayet
etti. (Dedi ki) : Bize babam Ebû Raca' El-Utâridî'-den, o da Semûra b.
Cündep'den naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve
Sellem) sabah namazını kıldı mı yüzünü cemaata doğru çevirir ve :
«Sizden biriniz dün akşam rü'ya
gördü mü?» diye sorardı.
Bu hadîs zevalden önce
bile dün akşama Arapça bâriha denileceğine delildir. Ulemâdan Sa'1eb ile diğer
bâzıları bâriba kelimesinin ancak zevalden sonra kullanılabileceğini
söylemişlerdir. Nevevî: «İhtimal bunlar kelimenin hakikatini kasdetmişlerdir.
Bu o kelimenin mecazen zevalden Önce kullanılmasına mâni değildir. Böylece
hadisi mecaza hamletmiş olurlar. Aksi takdirde mezhebleri bu hadîsle bâtıl
olur.» diyor.
1-
İmamın selâm verdikten
sonra cemaata karşı
dönmesi müste-jtıabdır,
2- Rü'ya
gören olup olmadığını sormak ve günün evvelinde acele te'vîline koşmak bu
hadîsle rnüstehabdır. Bir de zihin henüz dünya işlerine dağılmamış, rü'yayı
gören de ara uzamadığı için henüz rü'yayı karıştırmamıştır, Rü'yada hayra
teşvik gibi acelesi müstehab olan şeyler de bulunabilir.
3- Sabah
namazından sonra ilim ve rü'ya tâbiri gibi şeyler hususunda konuşmak mubahtır.
4- îlim veya
başka bir iş için kıbleye arka çevirerek oturmak mubahtır.