İslâm fıkhının, dîninin ve dünya görüşünün kaynağı hiç kuşkusuz Kitap (Kur'ân-ı Kerîm) ve Sünnet'tir. Kur'an'ın temellendirdiği İslâm İlke ve kurumlarının, anlatım ve hayata geçirilmesi işlevi Hz. Peygamberin sîret ve Sünnet'i tarafından -evrensel seçeneklere imkan verecek tarzda- yerine getirilmiş ve yorumlanmıştır. Kısaca söylemek gerekirse, İslâm adma sahip olduğumuz herşey, Sünnet'in sözlü ve fiilî yorumuyla anlamlandırılmış, insanların ve özellikle inananların anlayış ve yaşayışına kazandırılmıştır. Bu, tebliğ ve beyân görevinin yani peygamberliğin tabii sonucudur.
Bu açıdan bakılınca Sünnet, bize sadece kulluk görevlerimizi değil, hayatı yani dünya ve âhireti bir bütün olarak ve kulluk çerçevesine ters düşmeyecek şekilde değerlendirmeyi örneklendiren ve öğreten bir kaynaktır.
İslâm fıkhının, dîninin ve dünya görüşünün kaynağı hiç kuşkusuz Kitap (Kur'ân-ı Kerîm) ve Sünnet'tir. Kur'an'ın temellendirdiği İslâm İlke ve kurumlarının, anlatım ve hayata geçirilmesi işlevi Hz. Peygamberin sîret ve Sünnet'i tarafından -evrensel seçeneklere imkan verecek tarzda- yerine getirilmiş ve yorumlanmıştır. Kısaca söylemek gerekirse, İslâm adma sahip olduğumuz herşey, Sünnet'in sözlü ve fiilî yorumuyla anlamlandırılmış, insanların ve özellikle inananların anlayış ve yaşayışına kazandırılmıştır. Bu, tebliğ ve beyân görevinin yani peygamberliğin tabii sonucudur.
Bu açıdan bakılınca Sünnet, bize sadece kulluk görevlerimizi değil, hayatı yani dünya ve âhireti bir bütün olarak ve kulluk çerçevesine ters düşmeyecek şekilde değerlendirmeyi örneklendiren ve öğreten bir kaynaktır.





























