Ölümden duyulan korkuyu hafifletme konusunda tarih boyunca çeşitli teklifler ortaya konmuş, ancak çoğu felsefî içerikli olan bu teklifler bu konuda fazla etkili olamamıştır. Mesela bu konuda ölüme daha ziyade ahlaki açıdan bakan ve onu hayatın birincil gerçeklerinden sayan ekzıstansiyalistlerin tekliflerini yerine getirmeye çalışan pek çok insan olmuştur. Fakat ne yazık ki onların büyük çoğunluğunun, bu önerileri pratiğe dökme konusunda başarılı olamadıkları, yine özellikle batılı araştırmacılar tarafından kabul edilmektedir. Yani felsefi bilgelikler bu konuda başarısızlığa uğramış gibi görünmekte ve bundan dolayı modern insan başka yollar aramaktadır.
Batı toplumunda insanların ölümden hissetmiş oldukları korkuyu, onun karşısında sergilemiş oldukları tutumları irdeleyen pek çok araştırma yapılmıştır. Toplumumuzda ise bu içerikli çalışmaların yok denecek kadar az olması, bizi böyle bir araştırma yapmaya iten en önemli faktör olmuştur. Araştırmamızda, ölüme diğer semavi dinlerden daha sık atıfta bulunan ve onlara göre ölum ötesiyle ilgili olarak daha teferruatlı bilgiler veren bir dinin müntesiplerınin, ölüme daha makul ve kabullenici bir tarzda yaklaşacakları varsayılmış ve bu hipotez, ölüm korkusunu çeşitli açılardan ele alan diğer hipotezlerle birlikte, güvenilir ve geçerli ölçüm araçlarıyla teste tabi tutulmuştur. Elde edilen sonuçların ise, büyük ölçüde hipotezlerimizi desteklediği görülmüştür.
(Önsöz)





























