
Halid el-Huseynan
Polen Yayınları
Gusül, aynı zamanda abdest yerine geçer mi?
Kadınlarda Adet Düzensizliğinin Sebepleri:
Vedi, Mezi ve Meni Arasındaki Fark:
Hamileliği Önleyici
Şeyler Kullanmak İki Çeşittir
Kadın
Neden Açılarak Hayasız Bir Görünüşe Bürünür?
Kaçan Namazların Kazası İle İlgili Hükümler:
Nafile Namazlarla İlgili Hükümler
Cemaat İle Namaz Hakkında Hükümler
Cemaatle Namazda Erkeklerle
Kadınların Farklı Olduğu Hususlar
Tilavet Secdelerinin Hükümleri
KADIN VE
(KONUŞMA, GÖRÜŞME GİBİ) ZİNA
VESİLELERİ
Karı Koca Hakları İle İlgili Meseleler:
Çok Eşlilik ile İlgili Meseleler:
Evlilik
Sorunları ve Çözümleri
Ailelerin Yıkılmasında Önemli Etkenler
SIKINTILAR
HAKKINDA BİR KAÇ CÜMLE
KADIN İLE ERKEK ARASINDAKİ AÇIK FARKLAR
Kadınlar İçin Dar Elbise Satmak:
Bina Yapımının Bitmesi Üzerine Kurban Kesmek:
Gelen Etler İçin Üç Durum Söz Konusudur:
Yemin Kefareti Nasıl Yerine Getirilir?
KADIN VE
GAYRİMÜSLİMLERLE İLİŞKİSİ
ÈÓÜÜÜÜÜÜÜÜÜã Çááå
ÇáÜÜÜÜÜÑÍÜÜãÜÜÜä ÇáÜÜÜÑÍÜÜÜÜÜÜÜíã
Şüphesiz hamd yalnız Allah'adır. O'na hamd eder, O'ndan
yardım ve mağfiret dileriz. Nefislerimizin şerlerinden,
amellerimizin kötülüklerinden Allah'a sığınırız.
Allah'ın hidayet verdiğini kimse saptıramaz. O'nun
saptırdığını da kimse doğru yola iletemez.
Şehadet ederim ki, Allah'tan başka hiçbir ilâh yoktur. O, bir ve
tektir, O'nun ortağı yoktur. Yine şehadet ederim ki, Muhammed
Allah'ın kulu ve Rasûlüdür.
"Ey iman
edenler! Allah'tan nasıl korkmak gerekirse öyle korkun ve siz ancak
müslümanlar olarak ölünüz." (Al-i İmran 103)
"Ey insanlar! Sizi
tek bir candan yaratan ve ondan da eşini var eden, her ikisinden birçok
erkek ve kadın türeten Rabbinizden korkun. Kendisi adına
birbirinizden dileklerde bulunduğunuz Allah'tan ve akrabalık
bağlarını kesmekten de sakının. Şüphesiz Allah
üzerinizde tam bir gözetleyicidir." (en-Nisâ 1),
"Ey iman edenler!
Allah'tan korkun ve dosdoğru söz söyleyin. O da amellerinizi
lehinize olmak üzere düzeltsin, günahlarınızı da mağfiret
etsin. Kim Allah'a ve Rasûlüne itaat ederse büyük bir kurtuluşla
kurtulmuş olur." (el-Ahzâb 70-71)
Bundan sonra, Şüphesiz sözlerin en güzeli Allah’ın
Kelam’ı, yolların en hayırlısı Muhammed Sallallahu
aleyhi ve sellem’in yoludur. İşlerin en kötüsü sonradan
çıkarılanlarıdır. Her sonradan çıkarılan şey
bid’attir ve her bid’at sapıklıktır. Her sapıklık ta
ateştedir.
Bu kitap, asrımızın seçkin âlimlerine sorulan sorulara,
delilleri ile verilen cevaplardan özetlenerek ve seçilerek
hazırlanmıştır. Halid el-Huseynan, kitabın hacminin
büyümemesi ve her yerde yanında taşınabilecek bir kitap
olmasını amaçladığından olsa gerek, birkaç istisna
dışında, fetvaların asıllarında zikredilen
delilleri zikretmeden, özet olarak hazırlamıştır. Ben
de gerekli gördüğüm yerlerde birkaç dipnot ekleyerek tercüme ettim.
Rabbimizden bizi bilmeden amel ederek sapıklığa
düşenlerden ve bildikleriyle amel etmeyip gazaba uğrayanlardan
etmemesini, razı olduğu amellere muvaffak kılmasını ve
razı olmadığı işlerde bize imkân vermemesini dileriz.
Ebu Muaz Seyfullah Erdoğmuş
19 Rebîul-Âhir 1427 Çubuk/Ankara
Âlemlerin rabbi olan Allah’a hamd, Rasulullah’a salât ve selam olsun.
Bundan sonra,
Şüphesiz helal ile haramı temyiz etmek, bilinmesi gereken en
önemli vaciplerdendir. Nitekim Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem: “Allah
kimin hakkında hayır murad ederse, onu dinde fıkıh
(anlayış) sahibi kılar” buyurmuştur. (Buhari)
Bu muhtasar çalışmamda kadınların hayatın
çeşitli safhalarında dinî, toplumsal ve kişisel içerikli olarak
sordukları meseleler ile ilgili fetvaları bir araya getirdim.
Kadınların bunu her yerde yanlarında taşıyıp
istifade edebilmeleri için özetleme üslubunu tercih ettim.
Kitabı Hazırlamadaki Metodum:
1- Bu kitap, e-Lecnetud Daime Lil-Buhusil İlmiye vel-İfta
adlı fetva komisyonundaki âlimlerin ve şu âlimlerin fetvalarından
ibarettir: Şeyh Abdurrahman es-Sa’dî, Şeyh Muhammed Bin İbrahim,
Şeyh Abdulaziz Bin Baz, Şeyh Muhammed Bin Useymin, Şeyh Abdullah
Bin Cibrin, Şeyh Salih Bin Fevzan, Şeyh Bekir Ebu Zeyd ve Şeyh
Abdullah İbn Munî’
2- Fetvaları özetlerken, maksadı değiştirmeyecek
bazı tasarruflarda bulundum.
3- Muhtasar olması için genellikle delilleri zikretmedim.
4- Kadınların çoğunluğu tarafından sorulan en
önemli meselelerle ilgili fetvaları zikrettim, nadir vaki olan
meseleleri almadım.
5- Bu kitapta geçen maddeler, sorulan soruların cevabıdır.
Genelde her madde sonunda parantez içinde fetvayı veren âlimin ismini
belirttim.
6- Bazen konunun daha iyi anlaşılması, özetlenebilmesi
ve daha faydalı olabilmesi için iki cevabı birleştirdim.
7- Bu kitap yalnızca kadınlara has olmayıp, sorular
kadınlar tarafından gelmiştir.
8- Kitabı 43 bölüme ayırdım ve her bölüme
göre fetvaları numaralandırdım.
9- Okuyucu, ilk bakışta meselelerin birbirine benzer
olduğunu görebilir. Lakin iyi düşünülürse gerek açıklama
bakımından gerekse faydası bakımından
farklılıklar görülecektir.
Bu bölümde 35 cevap vardır.
1- Abdest ve gusül için suyun ulaşmasına engel olan şeylerin
giderilmesi gerekir. (İbn Useymin)
2- Hayızlı kadın, bu dönemlerinde namaz
kılmayacağı için tırnak boyası kullanmasında
sakınca yoktur. (İbn Useymin)
3- Taharet için suyun ulaşmasına engel olmaları sebebiyle
abdest alınacağı veya gusledileceği zaman tırnak
boyalarının giderilmesi gerekir.
4- Mülahaza: Bu boya abdest alındıktan sonra
kullanılırsa namaz sahihtir. (İbn Useymin)
5- Kına: Eğer elde veya ayakta tabaka oluşturup,
suyun altına ulaşmasına engel olursa, abdest veya gusülden
önce bunun giderilmesi gerekir. Fakat tabaka oluşturmayıp sadece
renginin eseri kalıyorsa bu abdeste engel değildir. Zira renginin
kalması suyun ulaşmasına engel değildir. (el-Lecnetud
Daime)
6- Kınalı saça mesh etmek: Kadının
kınalı saçlarına mesh etmesi caizdir, saçlarını çözmesine
gerek yoktur. Ama cünüplük gibi durumlardan temizlenmesi halinde mesh etmek
yeterli olmayıp bütün saçlarını yıkaması gerekir.
(İbn Useymin)
7- Başörtüsüne mesh etmek: Eğer şiddetli
soğuk veya çözüp bağlamadaki zorluk gibi
sıkıntılar varsa başörtüsüne mesh etmede sakınca
yoktur. Fakat buna mesh etmemesi daha evladır. (İbn Useymin)
8- Meç: Saçların bir kısmının
boyandığı meç, gusülde suyun ulaşmasına, abdestte de
başın mesh edilmesine engeldir. Abdestin tamamlanmasına engel
olduğu için giderilmesi gerekir.
9- Suyun ulaşmasına engel olmayan kına gibi boyalara
gelince, bunda bir sakınca yoktur. (İbn Munî’)
10- Tüy kremi ve dudak boyası abdesti bozar mı?: Bu ve
benzeri yağlar abdesti bozmaz. (İbn Useymin)
11- Suyun ulaşmasına engel oluşturan yağ, abdeste
mani olur mu?: Eğer bu yağ, abdest azalarında katı bir
tabaka oluşturup suyun ulaşmasına engel oluyorsa bunun abdest
almadan önce giderilmesi gerekir. Eğer tabaka bırakmıyorsa
bunda sakınca yoktur ve sabun ile yıkanması gerekmez. Fakat
suyun kayıp gitmemesi için bu organlar yıkanırken el ile
ovulmalıdır. (İbn Useymin)
12- Namaz esnasında elbisesinde necaset gören, namazdan
çıkıp necaseti yıkar ve sonra dönüp yeniden namaza
başlar. (İbn Cibrin)
13- Namazda iken elbisesinde necaset olduğundan şüphelenen
kimsenin, bu konuda kesin bilgi sahibi oluncaya kadar namazdan
ayrılması caiz değildir. (İbn Baz)
14- Namaz kılınan yere veya halıya necaset
düşmüşse bunu sünger ile silmek yeterli değildir. İdrar vb.
necasetin gittiğine dair galip zan oluşuncaya kadar su dökülür.
Eğer necaset, tabaka halinde ise, bunun giderilmesi gerekir. (el-Lecnetud
Daime)
15- Kuru necasete kuru beden ve kuru elbise ile dokunmak zarar vermez.
Aynı şekilde, kuru hamama, kuru yalınayak ile girmek de zarar
vermez. Zira necaset, nemli iken bulaşır. (İbn Cibrin)
16- Temiz elbise ile necis elbise bir arada yıkanırsa necaset
eseri kalır mı?: İhtiyatlı olanı, suyla
giderilmesi mümkün olan necis elbiselerin ayrı olarak yıkanması
ve necaset izlerinin giderilmesidir. Eğer necis elbiseler ile temiz
elbiseler, necasetin izlerini giderebilecek kadar bol su ile
yıkanırsa, bu şekilde bütün elbiseler temizlenmiş
olacağından necaset bulaşmaz. (İbn Baz)
17- Başka birisinin üzerinden necaseti yıkamak abdesti bozmaz.
Ancak avret yerine dokunursa bu abdesti bozar. (el-Lecnetud Daime)
18- Kadının elbisesinin
eteği necasete uğrayıp geçerse, bunun hükmü
ayakkabıların hükmü gibidir. Eğer elbise eteği necis bir
yerde sürünür, sonra temiz bir yerde sürünürse, bu onun temizliğidir.
(Muhammed Bin İbrahim)
19- Saçları örgülü olsa da olmasa da kadının abdestte
saçlarına mesh etmesi caizdir. (Şeyh İbn Useymin)
20- Arada bir engel olmaksızın avrete dokunmak abdesti bozar.
Küçüğün veya büyüğün avretine dokunmak bu konuda eşittir.
(el-Lecnetud Daime)
21- Kadının fercinden yel çıkması abdesti bozmaz. Zira
bu necaset mahalli değildir. (Şeyh İbn Useymin)
22- Kadına dokunmak abdesti bozmaz. Bu konuda yabancı kadın
olması, eşi veya mahremi olması ile dokunmanın
şehvetli ya da şehvetsiz olması fark etmez. Fakat dokunma
sebebiyle mezi vb. gibi bir şey çıkmışsa abdest bozulur.
(el-Lecnetud Daime)
23- Cünübün gusledinceye kadar mushaftan veya ezberinden Kur’ân
okuması caiz değildir.[1]
(Şeyh İbn Cibrin)
24- Sürekli olarak yellenenin namaz vakti girince abdest alması
gerekir, eğer engel olamıyorsa namazı sahihtir. (Şeyh
İbn Cibrin)
25- Kadın abdestte başını erkekler gibi mesh eder. Başını
saç diplerinin sonuna kadar tamamen ve kulaklarıyla beraber mesh eder.
Sarkan saçlarını mesh etmesi gerekmez fakat mesh ederse
müstehaptır. (Şeyh İbn Cibrin)
26- Klorla karışık suyla, çamurdan ve otlardan
arıtılmış suyla abdest almak zarar vermez. Zira temizlik
durumu baki kalmıştır. (Şeyh İbn Baz)
27- Her abdest için istinca şart değildir. İtsince ancak,
küçük ve büyük abdest bozmak ile alakalı hususlarda gereklidir. Ama yel,
ferce dokunmak, uyumak gibi diğer abdest bozucularda istinca meşru
olmayıp, aksine bunlarda sadece abdest alınması gerekir.
(Şeyh İbn Baz)
28- Abdest ve namaz için niyeti telaffuz etmek bidattir. Bu ne
peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem’den ne de sahabelerinden
nakledilmemiştir. Niyetin yeri kalptir. “Niyet ettim abdest almaya veya
niyet ettim namaz kılmaya…” diye söylemeye ihtiyaç yoktur. (Şeyh
İbn Baz)
29- Uyuklamak abdesti bozmaz: Abdesti ancak kişinin
etrafındakilerden şuursuz kaldığı ağır uyku
bozar. (Şeyh İbn Baz)
30- Temizliğinden şüphe bulunan yere seccade sermenin hükmü:
Eğer necis bir yere temiz sergi serilirse üzerinde namaz sahihtir. Zira
onunla necaset arasında engel vardır. (Şeyh İbn Fevzan)
31- Avretin örtülmesi abdestin sıhhati için şart
mıdır?: Abdest sahihtir. Abdestin sıhhati için avretin
örtülmesi şart değildir. (Şeyh İbn Baz)
32- Ölü yıkamak abdesti bozar mı?: Hayır,
bozmaz. Lakin ölüyü yıkayan onun avret yerine dokunmuşsa abdesti
bozulur. Ölü yıkayanın ölünün avretine arada bir engel
olmadan dokunmaması gerekir. (Şeyh İbn Baz)
33- Başa kına koymak abdesti bozar mı?: Hayır,
eğer bunu bitirmişse bozmaz. Başına dokunmasında da bir
sakınca yoktur. Eğer üzerinde kına ve benzeri kadının
ihtiyaç duyduğu sargılar varsa, küçük taharet (abdest) için
sakıncası yoktur ama büyük taharet (gusül) için
sakıncalıdır. (şeyh İbn Baz)
34- Sıhhi malzemelere ve hamam döşemelerine yalın ayak
dokunmak abdesti bozmaz. (Şeyh İbn Baz)
35- Dişler arasında kalan yemek
kırıntılarının abdest almadan önce giderilmesinin
hükmü: Bunların abdestten önce giderilmesi gerekmez. Lakin
kişinin, yemekten sonra dişlerinde kırıntı
kalmaması için temizlemesi gerekir. Bu, dişlerin hasta olmaması
için daha iyi ve daha temizdir. (Şeyh İbn Fevzan)
Bu bölümde 23 cevap vardır.
1- Hayızlının gusül için saçlarını çözmesi
sahih olan görüşe göre gerekmez. Ancak ihtilaftan kurtulmak için
ihtiyat olarak çözebilir. (el-Lecnetud Daime)
2- Eğer kadında cünüplük
varsa, sadece saçlarının
dış yüzünü yıkaması caiz değildir. Aksine suyu saç
diplerine (kafa derisine) ulaştırmalıdır. (Şeyh
İbn Useymin)
3- Saçlar örgülü ise, yıkamak için çözülmesi gerekmez. Suyun
her saça ulaştırılması gerekir. Örgü, su isabet eden
yerlerin altında kalır, sonra örgülü saçlar sıkılarak
suyun saçların tamamına ulaşması sağlanır.
(Şeyh İbn Useymin)
4- Kadın ihtilam olur ve uyandığında ıslaklık
eseri bulamazsa gusül gerekmez.
5- Eğer uyandığında ıslaklık bulursa
gusletmesi gerekir. (Şeyh İbn Useymin)
6- Geçmişte ihtilam olmuş kimse, eğer ıslaklık
görmemişse bir şey gerekmez. Ama görürse, kaç namaz
geçtiğini araştırır ve onları kılar. (Şeyh
İbn Useymin)
7- Cima olmasa bile meninin lezzet ile çıkması guslü gerektirir.
(el-Lecnetud Daime)
8- Kadın, rüyasında bir erkekle cima ettiğini görürse,
uyku halinde mükellef olmadığı için bunda günah yoktur.
(el-Lecnetud Daime)
9- Kadın, istinca, merhem sürmek, kadın
hastalığının tedavisi veya alet almak için elini fercine
sokarsa gusül gerekmeyip sadece abdest gerekir. (el-Lecnetud Daime)
10- Kadın, cünüp olduğundan şüphe ederse, şüphe
sebebiyle gusletmesi gerekmez. Zira aslolan cünüp olmamaktır. (el-Lecnetud
Daime)
11- Cünüp olan kişi, abdest almadan uyursa bunda günah yoktur. Lakin
uyumadan önce abdest alması daha faziletlidir. Zira peygamber
Sallallahu Aleyhi ve Sellem böyle yapmış ve böyle
yapılmasını emretmiştir. (el-Lecnetud Daime)
12- Birden fazla gusül gerektirici (hayız ve nifas gibi) sebepten
dolayı hepsine bir niyet ederek tek gusül almak yeterlidir. (el-Lecnetud
Daime)
13- Cünübün bedeni temizdir. Gusletmeden önce bardak, tabak,
elbise gibi eşyalara dokunması caizdir. Hayız ve
nifaslının durumu da böyle olup bunların dokunması ile
eşyalar necis olmaz. (el-Lecnetud Daime)
14- Eğer büyük ve küçük hadeslerden temizlenmek niyetiyle cünüplükten
gusledilmişse bu, abdest yerine de geçer. Lakin faziletli olanı, peygamber
Sallallahu Aleyhi ve Sellem’e uyarak önce istinca edip abdest almak sonra tam
bir gusül almaktır. Hayızlı ve nifaslı olan da
böyledir.
15- Eğer gusül böyle alınmamışsa, Cuma guslü ve
temizlenmek için yıkanmada olduğu gibi, abdest yerine geçmez. Buna
niyet etmiş olsa bile, abdestin farzlarından biri olan tertibi terk
ettiği için yine abdest yerine geçmez. (Şeyh İbn Baz)
16- Cünüplükten gusül ve diğerlerinde tam bir gusül şu
şekildedir:
— Niyet eder
— Allah’ın ismini zikreder
— Ellerini üç kere yıkar
— Fercini ve vücudundaki meni eserlerini yıkar
— Tam bir abdest alır
— Gusle başlar ve önce başını üç
kere yıkar. Suyu saç diplerine ulaştırır ve sonra tüm
bedenini yıkar.
— Yıkamaya önce sağ yanına sonra sol
yanına su dökerek başlar.
— Ellerini vücudunda yetiştirebildiği kadar
gezdirir.
17- Duş altına girip tek seferde de olsa bütün vücuduna suyun
ulaşması ile gusül yerine gelmiş olur. (Şeyh İbn
Cibrin)
18- Yumurta, limon gibi şeyler içeren şampuan türleri ile
yıkanmanın hükmü: Saçların ıslahı ve tedavi için
bunların kullanılmasında sakınca yoktur. Yumurta, buğday
gibi yiyeceklerin tedavide kullanılmasına bir engel olmayıp,
hamamlarda bunlarla gusletmenin de sakıncası yoktur. (Şeyh
İbn Baz)
19- Kadının saç örgülerini çözmeksizin cünüplükten
gusletmesi sahih midir? Kadın başına üç sefer su saçarsa bu
yeterlidir. Örgüyü çözmesine gerek yoktur. (Şeyh İbn Baz)
20- Cünüplükten gusledip bitirdiğim zaman benden meni gibi bir
şey çıkarsa tekrar gusletmem gerekir mi? Gusül halin devam
ettiği sürece yeniden gusletmen gerekmez. Çıkan bu meninin
ise, şehvetsiz çıktığı için bir önemi yoktur.
Bunun hükmü idrar gibi olup istinca etmek ve abdest almak gerekir.
21- Ama dokunma, öpme gibi şehvete sebep olan sebeplerle,
şehvet ile çıkmışsa bu yeni bir menidir ve gusül gerekir.
(şeyh İbn Baz)
22- Hayızlı ve cünüp olanın guslü fecir doğana kadar
geciktirmesi caiz midir? Eğer kadın, fecirden önce temizlik
görmüşse, oruca devam eder. Guslü fecirin doğuşundan
sonrasına kadar ertelemesine bir engel yoktur.
Lakin güneş doğuncaya kadar geciktiremez. Aksine, güneş
doğmadan önce gusledip namazı kılması gerekir.
(şeyh İbn Baz)
23- Uzun saçlı olup da saçları örgülü olmayan kimse,
saçları örgülü olana kıyas edilebilir mi?: Cünüp olan veya
hayızdan kesilmiş olan kişi, bütün vücuduna ve saçlarına
temizlik niyetiyle su dökmelidir. Bunda saçı uzun olsun kısa
olsun, örgülü ya da örgüsüz olsun fark etmez. (el-Lecnetud Daime)
24- Cünüplükten guslederken, guslün başında ve sonunda insan
ne söylemelidir?: İnsan guslün başında:
“Bismillah(Allah’ın ismiyle)” der. Sonunda da:
“Eşhedu en la ilahe illallahu vahdehu la şerike leh ve
eşhedu enne muhammeden abduhu ve rasulih Allahummec’alnî minet tevvabin
vec’alni minel mutatahharin
(Şehadet ederim ki Allah’tan başka ilah yoktur, o birdir,
ortağı yoktur. Şehadet ederim ki Muhammed onun kulu ve
rasulüdür. Allah’ım! Beni tevbe edenlerden ve temizlenenlerden eyle)” der.
(Şeyh İbn Fevzan)
Bu bölümde 7 cevap vardır.
1- Mukimin bir gün bir gece ve yolcunun üç gün üç gece mesh etmesi caizdir.
2- Mesh süresi, giyilmesinden sonra ilk mesh ettiği andan itibaren
başlar.
3- Mestlere mesh etmenin şartları: Mübah olarak
giyilmiş olması, temiz olması, örtücü olması, kendi
başına sabit durabilmesi[2], taharet üzere giyilmiş olması.
4- Mestlere mesh şekli: Elini suya sokar, ayağındaki
mestin dış yüzünü mesh eder, altını ve topukları
değil de ön yüzünü parmaklarıyla tek seferde mesh eder.
5- Şu dört şeyden biri mestlere meshi iptal eder:
— Mestlerin ayaktan çıkarılması
— Cünüplük gibi gusül gerektiren haller
— Mestte geniş bir delik açılması
—
Mesh süresinin dolması[3]
6- Özürsüz olarak yazın çoraplara mesh etmenin hükmü: Genel
olarak sahih hadisler, mestlere ve çoraplara, yaz ve kış mesh etmenin
caiz olduğunu göstermektedir. Ancak çoraplara ve başka
şeylere şer’an muteber şartlar ile mesh etmelidir. (Şeyh
İbn Baz)
7- Şeffaf veya ince çoraplara mesh etmenin hükmü: Çoraba
mesh etmede şart olan, çorabın sık dokunmuş ve örtücü
olmasıdır. Şeffaf ise üzerine mesh etmek caiz olmaz. (Şeyh İbn Baz)
Bu bölümde 66 cevap vardır.
1- Hayzın tarifi: Özel vakitlerinden rahimden atılan
tabii kandır. (Şeyh İbn Cibrin)
2- Hayzın Süresi: Tercih edilen görüşe göre en
azı ve en uzun süresi hakkında bir sınır
olmamasıdır. (Şeyh İbn Useymin)
Dokuz yaşından önce hayız yoktur. Zira
kadının bu yaştan önce hamile kalması mümkün değildir.
Dokuz yaşına gelir ve kan görürse, nadir de olsa bu
hayızdır. (Şeyh İbn Useymin)
3- Kaide: Ne zaman hayız bulunursa hükmü sabit olur ve ne zaman
bundan temizlenilirse hükmü kalkar. (Şeyh İbn Useymin)
4- Düzensiz gelen kan elli günden sonra hayız kanı değil
hastalık kanı sayılır. Bu kimsenin namaz kılması
ve orucu tutması gerekir. (İbn Baz)
5- Hayız kanının sıfatı: Kötü kokulu
ve siyah renktedir. İnce değil, yoğundur. (Şeyh İbn
Useymin)
6- Başlangıç hükmü: Hayız zamanı olması
mümkün olan zamanda kan gelirse, kesilinceye kadar beklenir. Zira bu hayız
kanıdır. Tekrar etmesini beklemeye ihtiyaç yoktur. (Şeyh
Muhammed Bin İbrahim)
7- Kadın kan hakkında şüpheye düşerse, Kadının
fercinden gelen kanlarda aslolan: istihaze kanı olduğu açıkça
ortaya çıkıncaya kadar onun hayız kanı olmasıdır.
(Şeyh İbn Useymin)
8- Hayızda düzensizlik: Temizlik bir günden daha az sürerse bu
dikkate alınmaz. Zira kan bir defasında akar, diğer seferinde
kesilir. Kanın mücerred olarak kesilmesiyle temizliğe hükmedilmez.
Tıpkı bir saatten az süreliğine kesilmesinde olduğu gibi.
(el-Lecnetud Daime)
9- Hayızdan guslettikten sonra kan gelirse:
— Eğer temizlikten sarı veya bulanık gelirse buna itibar
edilmez. Bunun hükmü idrar gibidir.
— Ama açıkça kan gelirse bu hayızdan sayılır ve guslün
yenilenmesi gerekir. (Şeyh İbn Baz)
10- Temizlik alameti: Kadınların genelinde beyaz
akıntının gelmesidir. (Şeyh İbn Useymin)
11- Kadında sarı veya beyaz akıntı olmazsa diğer
hayızlık dönemi gelinceye kadar bu sadece kuruluktur. Bu bütün
kadınlar için bir hükümdür. (İbn Useymin)
12- Ye’s (Menopoz): Kadının bir daha yinelememek üzere
hayızdan kesilmesidir. (İbn Useymin)
13- Temizlikten sonra gusletmedikçe kadının eşiyle
ilişkiye girmesi caiz değildir. (el-Lecnetud Daime)
14- Hayızlının içinde ayetler yazılı olan
kitaplara dokunması: Ne hayızlıya, ne cünübe ne de abdestsiz
olana bunlara dokunmak haram değildir. Zira bu Mushaf değildir.
(İbn Useymin)
15- Hayızlı kadının eline, başına ve
ayaklarına kına yakması caizdir, bunda bir sakınca yoktur.
(İbn Useymin)
16- Hayız yapıcı haplar almak: Eğer tabip zarar
vermeyeceğine karar verirse bu caizdir. (el-Lecnetud Daime)
17- Hayzı engelleyici hapları kullanmanın zararları:
— Rahimin iltihaplanmasına sebep olur
— Kanın değişmesine ve düzensizleşmesine sebep olur
— İleride rahimin deforme olmasına sebep olur
— Ve daha başka zararları vardır. (Bazı tabiplere
göre bunun on dört zararı vardır.)
18- Ramazan’da ve Hac’da hayzı geciktirici hapları kullanmak:
Sıhhi bir zarar vermemesi şartıyla bunda sakınca yoktur.
(el-Lecnetud Daime)
19- Hap aldıktan sonra hayız olursa: Kadın, tabibe
sorar, eğer hayız derse hayızdır. Şayet bunun
hapların sebep olduğu akıntılar olduğunu söylerse
hayız değildir. (İbn Useymin)
20- Kadın kendi hayzına sebep olursa, namazı kaza
etmesi gerekmez. Zira ne zaman kan bulunursa hayız hükmü de sabit olur.
Tıpkı hayza engel olucu hap kullanılıp hayız
olunmazsa, namaz kıldığı, oruç tuttuğu gibi. Orucu da
kaza etmez. Zira o hayız değildir. Hüküm illeti etrafında
döner. (Şeyh İbn Useymin)
21- Hayızlı için, ehlil ve tekbir, sabah akşam
zikirleri, yatarken ve uyanınca söylenecek zikirler gibi şer’î
zikirleri yapması, fıkıh, hadis ve tefsir gibi ilmi
kitapları okuması caizdir. (Şeyh İbn Fevzan)
22- Hükmü hayız hükmünde olmayan kanlarda tabiplere müracaat edilmelidir.
(İbn Useymin)
23- Hayızlı için tıbbî nasihatler:
— Mümkün olduğunca sakinliği ve rahatlığı
gözetmelidir.
— Hafif ve kolay işler yapmalıdır.
— Çok ter atmaya nazaran şahsi temizliğe özen
göstermelidir.
— Karnına masaj yapmaktan sakınmalıdır.
— Bu dönemde şer’an haram olan cimadan
sakınmalıdır.
— İç organları yıkamaya özen göstermelidir. Bu
önden arkaya doğru olmalıdır.
— Mecbur kalmadıkça ilaç alınmamalıdır. Aspirin gibi
ilaçlardan da sakınılmalıdır.
— Özellikle ağız ve diş bakımına özen
göstermelidir.
24- Kadının iki şartla hayız geciktirici ilaç
alması caizdir: Zarar vereceğinden korkulmaması ve
kocasının izni ile olması. (İbn Useymin)
25- Hayza sebep olan ilaçların kullanılması da iki
şartla caizdir: Farzların düşmesi düşünülerek
yapılmamalıdır. Mesela ramazan yaklaşınca oruç
tutmamak için veya namaz kılmamak için kullanılmamalıdır.
Kocasının izni ile kullanmalıdır. Zira hayız
olması, kocasının kendisinden faydalanmasına engel
olacaktır. Eğer mutlaka bunu yapması gerekiyorsa
kocasının hakkını eda etmekte acele etmelidir. (İbn
Useymin)
26- Namaz: Hayızlının farz ya da nafile namaz
kılması haramdır, kaza da etmez. (İbn Useymin)
27- Oruç: Hayızlının farz ya da nafile oruç
tutması haramdır. Lakin farz orucu kaza etmesi gerekir. (İbn
Useymin)
28- Kabeyi Tavaf: Farz ya da nafile tavaf yapması
haramdır. Ama Safa ile Merve arasında sa’y, vakfeler, Müzdelifede
gecelemek gibi diğer menasikleri yerine getirebilir. Bunlar ona haram
değildir. (İbn Useymin)
29- Veda Tavafı kendisinden düşer. Eğer haccın on iki
nüsükünü tamamladıktan sonra ve memleketine doğru çıkmadan
önce hayız olursa, veda tavafı yapmadan çıkar. (İbn
Useymin)
30- Mescitte kalmak: Hayızlının bayram namazı
kılınıncaya kadar mescitte beklemesi haramdır. (İbn
Useymin)
31- Cima: Hayızlı kadının eşiyle cima
etmesi haramdır. (İbn Useymin)
32- Talak (Boşanma): Kocasının hayızlı
eşini bu dönemde boşaması haramdır. (İbn Useymin)
33- Beraatur rahim hükmü: Hamile olmamak demektir. (İbn
Useymin)
34- Gusul gerekmesi: Hayızlının, temizlik
döneminin başladığı an bütün bedenini temizleyerek
gusletmesi gerekir. (İbn Useymin)
35- Artma ve eksilme: Mesela, kadının normal âdeti
altı gün sürerken kan yedinci gün de gelebilir. Veya âdeti yedi gün iken
altıncı günde temizlik olabilir.
Doğrusu: Ne zaman kan görürse o hayızdır. Ne
zaman da temizlik görürse o temizdir. Âdetinde artma veya eksilme
olması fark etmez. (İbn Useymin)
36- Erken olması veya gecikmesi: Mesela: normal âdeti ay sonu
iken hayzı aybaşında görebilir veya aybaşında
iken ay sonunda görebilir.
Doğrusu: Ne zaman kan görürse o zaman hayızdır.
Ne zaman da temizlik görürse o temizdir. Erken olması veya gecikmesi
fark etmez. (İbn Useymin)
37- Sarılık veya bulanıklık: İltihap gibi
sarı kan görülürse veya sarı ile siyah arasında
bulanık görürse, bunu hayız döneminde veya temizlikten
önce hayza bitişik günde görmüşse onun için hayız
hükmü sabit olur. Eğer temizlikten sonra görmüşse hayız
değildir. (İbn Useymin)
38- Hayız dönemi içinde kesinti: Bir gün kan görür,
bir gün temiz görürse, iki durum söz konusudur:
Birinci durum: Bu her zaman böyle devam ediyorsa istihaze
(özür) kanıdır. İstihaze hükümlerine tabidir.
İkinci durum: Kadın bunu sürekli böyle görmez, bazen
bu şekilde olursa, onun temizlik dönemi sahihtir.
Doğrusu: Ne zaman kan, bir günden az olarak kesilirse bu
temizlik değildir. Ancak âdetinin sonunda kesilme olursa veya beyaz
akıntı görürse bu temizliktir. (İbn Useymin)
39- Kanda kuruluk: Kadın mücerred olarak rutubet görürse,
eğer bu hayız döneminde veya temizlik döneminden önce
hayza bitişik günde olmuşsa, bu hayızdır. Temizlikten sonra
görülmüşse hayız değildir. Bu, sarılık ve
bulanıklık görme hükmündedir. (İbn Useymin)
40- Normal döneminde hayızdan kesilen fakat sonra bir iş
yüzünden kan gelirse bu hayız kanı değil, hastalık
kanıdır. Namaza ve oruca engel değildir. (İbn Baz)
41- Nokta şeklinde kan: Nokta şeklinde kan gören,
bunu normal adet günleri dışında görmüşse namazı
ve orucu terk etmez. Zira bu hastalık kanıdır. (İbn
Useymin)
42- Hayızlının Mescide dâhil olan yere girmesi caiz
değildir. Eğer mescid ile arada duvar olup duvar arkasından
imamın sesi işitiliyorsa cemaat ile namaz sahihtir. Zira burası
da mescide tabidir. (İbn Baz)
43- Kadının hayız ve nifas günlerinde kan kesici ilaç
kullanması: Kan kesici hap veya iğne kullanan gusleder, temizlik
dönemlerindeki gibi namazını kılar ve orucunu tutarsa
sahihtir. (İbn Baz)
44- Aylık döneminden beş gün önce benzer renkte
akıntı gelirse bu esnada oruç tutabilir ve namaz kılabilir mi?
Eğer bu, kan geldiği günlerden ayrı günde geliyorsa hayız
değildir. Namazı kılmalı ve orucu tutmalıdır. Her
namaz için ayrı abdest alır. Bu hayız hükmünde değil, idrar
hükmündedir. Ama bu beş gün, hayız dönemi ile bitişik ise,
hayızdan sayılır ve âdetinden hesap eder. (İbn Baz)
45- Hayza engel olan haplar kullanmak: Bunlar kadının âdetine
etki ederek, erken olmasına, gecikmesine, artmasına veya
azalmasına sebep olur.
46- Hamileliği önleyici spiral kullanmak: Bu, âdete etki
ederek kanı azaltır. Fakat kanın az çıkması sebebiyle,
adet müddetini artırarak yedi gün yerine on gün hayız olur. (İbn
Cibrin)
47- (Kitabın orijinal metninde 47. madde sehven
atlanılmış-mütercim-)
48- Adet süresinden üç gün önce kan gelirse hükmü nedir?: Kadın
adetini sayı, renk ve zaman olarak bilirse, adet süresinde namazı
terk eder, sonra gusleder ve namazı kılar. Adet gününden önce
gelen bu kan ise hastalık kanı sayılır. Bu sebeple namaz ve
oruç terk edilmez. Bilakis bu kanı yıkaması, her namaz için
abdest alarak müstahaza (özürlü) gibi hareket etmelidir. (İbn Cibrin)
49- Aylık adet günlerinde iki gün hayız kanı geliyor,
sonra kesiliyor, dördüncü günde tekrar geliyor. Adet günleri içerisinde
olan bu üçüncü günde ne yapmalıdır?: Kadın, bildiği
adet günlerinde bulunduğu sürece ondan namaz ve oruç düşer. Adet
günleri içinde bazı günler kan kesilse bile, temizlik alameti olan beyaz
akıntıyı görmemişse adet zamanı devam etmektedir.
(İbn Cibrin)
50- Hayızlı, cünüp ve nifaslı arasındaki fark:
Hayız ve nifaslının cünübe kıyas edilmesi caiz
değildir. Zira vakti kısa olan cünüplüğün hilafına,
bunların müddeti uzundur. Cünüplük gerektiren durumdan çıkınca
gusletme imkânı vardır. (İbn Baz)
51- Adet vakti içinde veya dışında az kan: Eğer
bu adet günlerinde görülürse hayız kanı sayılır ve
hayız olduğunu anlar. (İbn Useymin)
52- Aynı ay içerisinde kan gelir ve kesilirse: Hayız ne
zaman gelirse hayızdır. Önceki hayız dönemi ile
aradaki sürenin uzaması veya kısalması fark etmez. Eğer
hayızdan sonra temizlik gelir, bundan beş veya altı gün sonra
ikinci defa adet gelirse, oturur namaz kılmaz. Zira o hayızdır.
(İbn Useymin)
53- Müddetin artması ve rengin değişmesi: Kadın
temizlik görür ve bildiğinden farklı renkte böyle bir kan
görürse bu hayız kanı değildir. Bu sadece ya sarı, ya
bulanık ya da bazen siyah olur. Eğer böyle ise bu hayızdan
sayılmaz, namaza ve oruca devam edilir. (İbn Useymin)
54- Normal adet günlerinden iki gün sonra temizlenir de, bir veya iki
gün sonra da tekrar kan gelirse: Kan gördüğü bu iki gün
hayızdan sayılır. Bu günlerde namaz kılması caiz
değildir. Ama temizlik gördüğü iki günde guslettikten sonra
namaz kılar. (el-Lecnetud Daime)
55- Kadın, her ayın başında altı gün hayız
olup sonra kan yinelerse hüküm nedir?: Her ayın başında
altı gün oturur, onun için hayız hükmü sabit olur. Bunun
dışındakiler özür kanıdır. Gusledip namaz
kılar ve kana aldırmaz. (İbn Useymin)
56- Kan görüp namazı terk eden kadın, günler sonra gerçek
adet gününün geldiğini öğrenirse: Kılmadığı
namazları kılması daha faziletlidir. Ama böyle yapmazsa da
sakınca yoktur. (İbn Useymin)
57- Kadın ameliyat olur da âdetinden önce siyah kan
görür, sonra da âdeti gelirse: Ameliyat neticesinde gelen kan
hayız kanı hükmünde değildir. Bu konuda tabiplere müracaat
edilmelidir. (İbn Useymin)
58- Yaşlılıktan dolayı kadının kanı
kesilir ve yolculuk esnasında kan gelirse: Bunun hayız kanı
olmadığı ortadadır. Şu halde namaza ve oruca devam
etmesi gerekir. Âlimlerin çoğunluğu kadının
hayzının sona erme sınırını elli yaş olarak
belirlemişlerdir. (İbn Useymin)
59- Kadın, dokuz veya on gün adet görüp sonra temizlenir,
sonra da kesintili olarak kan görürse: Adet günlerinden sonra gelen
kan, yorucu iş veya başka sebeple gelmiş olup hayız
kanı değil hastalık kanıdır. Bu namaza ve oruca engel
değildir. (el-Lecnetud Daime)
60- Hayızlı için faziletli olanı: Tabiatı üzere
kalması, Allah’ın kendisi hakkında yazdığına
razı olmasıdır. Allah’ın mani olduğu kan için ilaç
almamalıdır.
61- Kadın, adet zamanında, bir gün kan görür ve gün
boyunca kan görmezse ne yapması gerekir?: Zahir olan: bu temizliğin
veya hayız günlerinde hasıl olan bu kuruluğun, hayza tabi
olmasıdır. Temizlik sayılmaz. (İbn Useymin)
62- Hamileliği önlemek için tablet alınır ve
hayzı bozan bulanıklık gelirse, tabibe sorulur: Eğer: “bu
hayızdır” derse o hayızdır. Şayet: bu ilaçların
sebep olduğu akıntıdır derse, hayız değildir. Şuan
ki cevabım budur. (İbn Useymin)
63- Kadın kan görmezse temizlenebilir mi?: Eğer
bazı kadınlarda olduğu gibi, temizliği gösteren beyaz
akıntı görme adeti yoksa, o temizlenir ve orucunu tutar.
Eğer beyaz akıntı görme âdeti varsa, bu beyaz
akıntıyı görünceye kadar oruç tutamaz. (İbn Useymin)
64- “Aylık âdetim yedi ile sekiz gün arasında. Bazen yedinci
gün ne kan ne de temizlik görmüyorum. Ne yapmalıyım?”: Kadınların
bildiği temizlik alameti olan beyaz akıntıyı görünceye
kadar acele etme. Kanın durması temizlik değildir. Bu ancak
temizlik alametinin görülmesi ve mutad zamanında sona ermesi ile
sabit olur. (İbn Cibrin)
65- Kadın, hayzı engelleyici haplar kullanır veya spiral
taktırır da adet kanı artarsa hüküm nedir?
— Deriz ki: kan devam ettikçe hayız kanıdır. Adet süresinde
artma da olsa namazı bırakır. Böyle değilse hayız
kanı sayılmaz. (el-Lecnetud Daime)
— Bazı şeyhler şöyle dedi: önceki âdetinden
artırmaz. Önceki âdeti yedi gün olup üç gün artmışsa: yedi
günü artırmaz. Zira bu fazlalık ancak kendisinin sebep olduğu
başka şeydendir. Bu yüzden namazı terk etmez. Bu ihtiyatlı
olanıdır. (İbn Cibrin)
66- Engel olucu ilaç almak sebebiyle hayzın gecikmesi: Şüphesiz
bu durumda namazı kılar. İki ay gecikse bile namazı
kılar. (İbn Cibrin)
Bu bölümde 8 cevap vardır.
1- İstihaze’nin tarifi: Kadında hiç kesilmeyen veya bir –
iki gün gibi az süre kesintiye uğrayan kan gelmesidir. (İbn Useymin)
2- İstihaze’nin hükmü, iki şey dışında temizlik
hükümleri gibidir:
— Her namaz için vakit girdikten sonra abdest alması gerekir. Ama
vakte bağlı olmayan bir namaz kılacaksa bu namaz için ayrı
abdest alır.
— Abdest almak istediği zaman kan eserini yıkaması gerekir. Kanı
tutmak için fercine pamuk koyar. Bunu yaptıktan sonra çıkan
kanın sakıncası olmaz.
3- İstihaze’ye benzer durumlar: Kadınlar rahim
ameliyatı gibi sebeplerle kan geldiğini söylemektedir. Bunlar
iki çeşittir:
— Bunun, rahim aldırma ameliyatı, rahmi bağlatma veya buna
benzer bir sebeple kan gelmemesi sebebiyle, hayız kanı olmasına imkân
olmadığını bilirse, bu kadın için istihaze hükmü sabit
olmaz. Bunun hükmü ancak temizlikten sonra sarılık,
bulanıklık veya rutubet görenin hükmü gibidir. Namazı ve
orucu terk edemez, cimaya engel değildir. Böyle bir kan sebebiyle
gusletmesi de gerekmez. Lakin namaz vakitlerinde kan eserini yıkayıp
fercine pamuk vb. koymalı, abdest almalıdır. (İbn Useymin)
— Ameliyattan sonra hayz olmasının mümkün olduğunu
biliyorsa, işte bunun hükmü istihaze hükmüdür. (İbn Useymin)
4- İstihazeli için hayzın kesildiği vakitte guslettikten
sonra namazlar için gusletmesi gerekmez. (İbn Cibrin)
5- İstihazeli ile cima caizdir.
6- Kan çok az kesiliyorsa o istihazelidir. Sadece normal adet süresinde
oturur (namaz kılmaz ve oruç tutmaz). (İbn Useymin)
7- Hac sebebiyle geciktirici hap alınır da hacdan sonra uzun
süre kan gelirse?: Böyle uzun müddet kan gelen kadın hayız
değil, istihazelidir. Her ayki mutad hayız günlerinde oturur, sonra
gusledip her namaz vaktinde abdest almak suretiyle namazını
kılar. Gücü nispetinde kanamayı durdurucu ilaç kullanır.
(el-Lecnetud Daime)
8- İstihazeli için üç durum söz konusudur:
a- Onun adet dönemi olur: Adet günleri
geldiği zaman namazı terk eder. Sonra gusledip namazını
kılar. Aylık süresi çok olsun, az olsun fark etmez. Bazı
kadınların aylık süresi yirmi gün olup bunun beş günü
hayız, on beş günü temizlik olarak geçer. Sonra aynı
şekilde beş gün hayız olur ve on beş gün temizlik sürer. Kimisinin
aylık süresi otuz beş gündür. Yedi gün hayız görür, yirmi
sekiz gün temizlik görür. Hayzı ve temizliği tam birer ay süren
de vardır.
b- Adet dönemini unutursa: Veya adet dönemi
düzenli değilse, bazen dört, bazen altı gün sürüyorsa, bundan
sonra da iş kendisine karışık geliyorsa onun kanı iyi
ayırt etmesi gerekir: hayız kanı siyah ve yoğundur.
İstihaze (özür) kanı ise kırmızı ve incedir. Buna
“mümeyyize” denir ve kanın yoğun olduğu günlerde oturur, ince
olduğu günlerde namaz kılar.
c- Bütün kanlar kendisine karışık gelip birini
diğerinden ayıramazsa buna “mütehayyire”
denir ve onun için adet günü yoktur. Bu, etrafındaki diğer
kadınların: annesinin, ninesinin, kız kardeşinin v.b. adet
günlerine göre hareket eder. Eğer onların âdeti yedi gün ise,
yedi gün oturur. (İbn Cibrin)
Bu bölümde 34 cevap vardır.
1- Sufre: Kadından çıkan sarı renkteki
akıntıdır.
2- Bulanık akıntı: Kadından çıkan
bulanık akıntıdır. Rengi kırmızıdır
fakat net kırmızı değildir. (İbn Useymin)
3- Beyaz akıntı: Hayız bittiği zaman rahimden
atılan beyaz sıvıdır. (İbn Useymin)
4- Beyaz akıntı görmeyen, fakat bir hayız
döneminden diğerine bulanık akıntısı devam eden
kadının temizlik alameti kanın durmasını beklemektir.
Sarı akıntı olsa bile. (İbn Useymin)
5- Hayızdan önce bulanık ve sarı akıntı
gelmesi: Eğer hayzın önünde gelirse bu hayızdır.
Bu, hayız âdetinin gelmesi esnasındaki sancı ile bilinir.
Eğer bu alametler ortaya çıkmazsa bu temizliktir. (İbn Useymin)
6- Hayızdan sonra bulanıklık ve sarı akıntı
gelirse, bunun bitmesi beklenir. Zira hayız ile bitişik olan
böyle akıntılar hayza dâhildir. (İbn Useymin)
7- Hayız dönemi dışında gelen ifrazat hayız
hükmünde değildir. (İbn Useymin)
8- Kadının fercinden şehvetsiz olarak çıkan şey
guslü gerektirmez. (İbn Useymin)
— Kadının iki yolundan gelen ifrazatların tamamı
abdesti bozar:
9- İdrar yolundan çıkan ifrazatlar necistir, abdesti bozar.
Genelde bunlar mesane (idrar kesesin)den gelir. (İbn Useymin)
10- Çocuğun geldiği yoldan gelen ifrazat ve rutubetler
temizdir, bunlarla elbise veya beden necis olmaz. Lakin abdesti bozar.
(İbn Useymin)
11- Abdesti bozan her şeyin necis olduğunu söyleyemeyiz.
İnsandan çıkan yel temizdir. Zira bundan dolayı Şarî
istincayı vacip kılmamıştır. Bununla beraber abdesti
bozar. (İbn Useymin)
12- Kadının rahminden gelip, devam eden akıntı:
temizdir. Sadece namaz vaktinin girmesinden sonra abdest alır, bu vaktin
namazını kılar, vakit çıkana kadar dilediği gibi
nafile kılar, Kur’ân okur. Akıntının az olması ile çok
olması arasında fark yoktur. Diğer vakit girene kadar abdestli
sayılır. (İbn Useymin)
13- Kesintili akıntı: Vaktin girmesini bekler, abdest
alır ve namaz kılar. Eğer bunun durumu açık değilse,
bazen geliyor bazen gelmiyorsa, namaz esnasında akıntı
çıksa bile bir şey gerekmez, sakınca yoktur. (İbn Useymin)
14- Ama bu akıntının kesildiği vakti belli ise,
kesilmesini bekler.
15- Vaktin çıkmasından korkarsa, abdest alıp
namazını kılar. Az olması ile çok olması arasında
fark yoktur. (İbn Useymin)
16- Rahimden çıkan akıntılar: Gusletmeksizin sadece
abdest azalarını yıkaması yeterlidir. Zira o temizdir.
(İbn Useymin)
17- Bilmediği için bu akıntıdan dolayı abdest almayan
kadın Allah Azze ve Celle’ye tevbe etmelidir. Namazı kaza etmez lakin
çok nafile namaz kılar.
18- Kadın, çölde yaşayan bir kadın gibi soracak kimsesi
olmayan bir yerde bulunuyorsa bu abdest bozan şeyden ötürü ona bir
şey gerekmez.
19- Eğer âlimlerin bulunduğu bir yerde ise ve onlara
sormamışsa terk ettiği namazları kaza etmesi gerekir.
(İbn Useymin)
20- Cimadan dolayı guslettikten sonra gelen akıntı: Şehvetsiz
olarak çıkmışsa gusül gerekmez ama abdest almalıdır.
(İbn Useymin)
21- Kadından idrarla birlikte
şehvetsiz olarak “vedî” çıkarsa, bu idrar gibi necistir. Bunun
bulunduğu yeri yıkamak yeterlidir. (el-Lecnetud Daime)
22- Vedi: Genellikle idrardan
sonra çıkan beyaz, yoğun, kokusuz sıvıdır.
23- Mezi: İnce, beyaz, yapışkan
sıvıdır. Oynaşma esnasında, cimayı
düşünmekten veya başka sebepten çıkar. Kişi bunun
çıktığını bazen hissetmez. Şehvet
başlangıcı esnasında çıkar. Vedi ve mezi her ikisi de
necis olup abdesti bozar. Bunun değdiği yerlere su serpmek ve abdest
almak gerekir.
24- Meni: Erkekte yoğun, beyaz sıvıdır.
Kadında ise ince ve sarı olur. Bu sıvı temiz olup bundan
dolayı gusül gerekir.
25- Kadının hayızdan temizlendiği dönemde beyaz
akıntı gelirse bu abdesti bozar mı?: İki yoldan gelen
her akıntı abdesti bozar. Abdestten önce istinca edilmesi
gerekir. (İbn Baz)
26- Rahimde rutubet bulan kadının her namaz için abdest
alması mı gerekir?: bahsedilen bu rutubet vaktinin çoğunu
kaplayacak şekilde devam ederse istihazeli veya idrar
akıntısı olan kimse gibi her namaz için vakit girdikçe abdest
alması gerekir. Ama bu rutubet bazen oluyorsa onun hükmü idrar gibidir. Ne
zaman görürse namazda bile olsa tahareti bozulur. (İbn Baz)
27- Bazen sarıya çalan açık renklerde ifrazat geliyor,
namazı terk edip sonra kılıyorum. Hüküm nedir?: Kadın,
hayızdan temizlik gördükten sonra sarı veya bulanık
akıntı görürse bu hayızdan sayılmaz. Onun namazı
kılıp orucu tutması gerekir ve kocasına helaldir.
(el-Lecnetud Daime)
28- Vajinadan gelen ifrazatın hükmü nedir?: Abdesti bozar ve
bedenden veya elbiseden değdiği yeri necis yapar. Kadının
bundan istinca etmesi ve namaz kılmak istediği zaman abdest
alması, bunun isabet ettiği yerleri yıkaması gerekir.
(İbn Fevzan)
29- İfrazat akıntısı devam eden kadın, İstinca
eder, fercini temizler ve ifrazatın gelmesine engel olmak için bir
şey koyar, her namaz için abdest alır. (İbn Fevzan)
30- İfrazat, eşinin öpmesi veya oynaşma sebebiyle
çıkmışsa gusül gerekmez. Ancak tazyik ve lezzet ile meni
çıkmışsa o zaman gusül gerekir. (İbn Fevzan)
31- Uyarı: Az da olsa
oruçlu iken kadından adet yolundan kan gelir ve kesilirse bu orucu bozar.
Bundan dolayı gusletmeli ve daha sonra bu orucu kaza etmelidir.
(el-Lecnetud Daime)
32- Bekâr veya dul kadından ihtilam olmaksızın sarı
akıntı gelirse:
— Eğer bu akıntı mezi ise gusül gerekmez.
— Eğer meni ise ve bu şehvetle veya ihtilam ile
çıkmışsa gusül gerekir. (el-Lecnetud Daime)
33- Hayızdan bir veya birkaç gün önce sarı
akıntı gelirse: Hayzın başlangıcında olursa
bu hayızdır. Bu, hayız âdetinin
gelmesi esnasındaki sancı ile bilinir. Eğer bu sarı
akıntı hayızdan önce ise ve hayız alameti yoksa bir
şey değildir. Hayızdan sonra bulanık akıntıya
gelince, bu bitene kadar beklenir. Hayız dönemine bitişik olarak
gelen bu akıntı hayza dâhildir. (İbn Useymin)
34- Temizlikten sonra devam eden sarı akıntı:
— Eğer kadın, temizlik alameti olan beyaz akıntıyı
görmezse, sarı akıntı onun yerine geçer.
— Kadında ne sarı ne de beyaz akıntı olmazsa, onun
hükmü diğer hayız dönemi gelinceye kadar kuruluktur. Diğer
kadınlarla aynı hükümdedir. (İbn Useymin)
Bu bölümde 38 cevap vardır.
1- Hamile kadından bir olay veya ağır bir şey kaldırmak
gibi bir sebepten kan gelirse bu hayız değildir. Bu sadece damardan
gelen bir kandır. O temiz hükmünde olup namazını kılar ve
orucunu tutar. (el-Lecnetud Daime)
2- Hayızın hikmeti: Allah Teala bunu, ana karnındaki
cenine gıda olması için yaratmıştır. Hamilelik
gelişince genellikle hayız kesilir. (İbn Useymin)
3- Hamile hayız olmaz (İbn Baz)
4- Kanaması olan nasıl namaz kılar?: Onun hükmü bu
hadiseden önceki adet dönemine göre namaz kılmadan ve oruç
tutmadan oturmasıdır. Bu sona erince gusleder, namazını
kılar ve orucunu tutar. (İbn Useymin)
5- Namazın şekli: Fercini tam bir şekilde yıkar
ve sargı koyar. Farz namaz vakti girdiği zaman abdest alır.
(İbn Useymin)
6- Kanaması olan kadının öğle ile ikindi
namazını, akşam ile de yatsı namazını cem etmesi
caizdir. Cem-i takdim ve cem-i te’hir yapabilir. (İbn Useymin)
7- Doğuma engel olmak için rahim aldırmak: Eğer buna
mecbur kalınırsa sakınca yoktur. Aksi halde
yapılmaması gerekir. (İbn Baz)
8- Rahimi bağlatmak: Zaruret halinde caizdir. Kordon
bağlatılırsa tabii yoldan çocuk olmaz. (İbn Baz)
9- Hamileliği önleyici hap kullanmak: Zaruret halinde
geçici olarak kullanılmasında sakınca yoktur. (İbn Baz)
10- Hamileliği düzenleyici vasıtalar kullanmakta sakınca
yoktur. Lakin diğer hamileliğe zarar vermemesi için, ilk iki sene
emzirme döneminde olmalıdır. (İbn Baz)
11- Sunî hamilelik: Bazı muasır âlimler bazı
önemli şartlarla ve Allah’ın haram kıldıklarına
düşülmemesi için önlemlerle bunu caiz gördüler. Lakin ben bu
konuda tevakkuf edenlerdenim. Zira bundan sonu gelmez kötülük
kapısı açılır. (İbn Baz)
12- Kürtaj: Zinadan olsa bile kadının cenini aldırması
caiz değildir. Bundan dolayı bu işi ifşa etmeden Allah’a
tevbe etmesi gerekir. Çocuk kocanın mesuliyetine girer. (İbn
Baz)
13- Özürlü ceninin aldırılması caiz midir?: Doktor uygun görse ve: “kısa zaman
sonra ölür” veya “Doğumdan sonra sakat kalır” dese bile ceninin
aldırılmaması gerekir, caiz değildir. Haram
olmasının sebebi masum bir cana haksız olarak
kıymaktır.
14- Fetva Komisyonunun tavsiyesi: Kadın ve erkek Allah Azze ve
Celle’ye hüsnü zan etmeli kadın ve bebeği için her kötülükten
afiyet istemelidir. (el-Lecnetud Daime)
15- Doğum kontrolü: Kadının hamileliğine zarar
verecek hastalık olmadıkça bu caiz değildir.
Çocukları çok olup hamilelik kendisine meşakkatli gelirse, bu
iş kendisine kolaylaşana kadar ve yetiştirme gücü olana kadar
belirli süre için hap kullanmasına bir engel yoktur. (İbn Baz)
16- Tüp bebek: Âlimler, kadının kocası olan
erkeğin menisi ile olsa bile, avretin açılması ve ferce
dokunulması gibi sebeplerden ötürü bunun caiz
olmadığına fetva verdiler. İnsanın Allah
Teala’nın hükmüne razı olması gerekir. Allah Azze ve Celle
buyurur ki: “Dilediğini de kısır kılar.”(Şura
50) (İbn Cibrin)
Hamileliği Önleyici Şeyler Kullanmak
İki Çeşittir:
17- Sürekli önlemek caiz değildir. Bununla hamilelik ve nesil
kesilir. Bu ise İslam ümmetinin çoğalması yönündeki
Şarî’nin maksadına zıttır. (İbn Useymin)
18- Çok ve peş peşe hamilelik gibi sebeplerden
ötürü geçici süre için önlemek veya iki senede bir hamile kalmak
üzere düzenlemek: Eğer bunda zarar yoksa kocasının izniyle
caizdir. (İbn Useymin)
19- Düşürmekle onun telefi amaçlanır: Bu eğer ruh
üflendikten sonra olursa şüphesiz haramdır. Zira bu haram bir cana
haksız yere kıymaktır.
20- Ruh üflenmesinden önce olursa bunun cevazında âlimler ihtilaf
ettiler:
a- Kimi buna karşı çıktı
b- Kimi buna cevaz verdi.
c- Kimisi, alaka haline gelmemişse yani kırk günlük
olmamışsa bunun caiz olduğunu söyledi.
d- Kimisi de açıkça yaratılış
gerçekleşmemişse caiz dedi.
— İhtiyatlı olanı: annenin hasta olup hamileliği
kaldıramaması gibi bir zaruret olmadıkça buna engel
olunmasıdır. Eğer böyle bir durum varsa caizdir. Ancak
açıkça insanın yaratılışının
gerçekleştiği zaman geçmişse caiz değildir. Vallahu a’lem.
(İbn Useymin)
21- Düşürmekle telef edilmesi kastedilmezse: hamilelik süresinin
sonunda, anneye ve çocuğa zarar vermemek şartıyla caizdir.
(İbn Useymin)
22- Uyarı: Yukarıda geçen, çocuğun alınması
caiz olan durumlarda kocanın izni şarttır. (İbn Useymin)
23- Zinadan hamile kalmış bir kadınla evlenmenin hükmü
nedir?
“Hamile, doğuruncaya kadar evlenemez” Hadisinin kapsamında
olmasından dolayı nikâh batıldır. Onunla ilişki
haramdır. (el-Lecnetud Daime)
24- Hamile ile cima: Çocuğa bir zarar vermediği
müddetçe bunda bir sakınca yoktur. (el-Lecnetud Daime)
25- Hamile için talak vaki olur mu? (boşanma geçerli midir): Evet
bu talak sahihtir. Hamilelik süresinde nafaka kocaya aittir. (İbn Cibrin)
26- Hamileliğin en az süresi altı aydır. (el-Lecnetud Daime)
27- Geçim sıkıntısından dolayı hamileliğe
engel olmak: Caiz değildir. Zira rızık Allah’a aittir. (el-Lecnetud
Daime)
28- Hamileliğe engel olmak ve doğum kontrolünde aslolan caiz
olmamasıdır. Ancak eğer hamilelikten dolayı kadına
bir zarar gelecekse veya mevcut çocuğun emzirilmesi gibi durumlarda
caizdir. (el-Lecnetud Daime)
29- Hamile kadının boşanma karşılığı
nafaka alması sahih midir?: Bu sahihtir. Bu Hanbelî mezhebinde
meşhur görüştür. (Şeyh es-Sa’dî)
30- Kişi, eşini bir talakla boşadıktan sonra onun
hamile olduğunu öğrenirse dönebilir mi?: Evet
doğurmadan önce ona razı olsa da, istemese de dönebilir. Ama
doğurduktan sonra ona dönemez. Fakat mehir, veli izni ve
şahitlerle yeni bir evlilik yaparlar. (Şeyh es-Sa’dî)
31- Eğer hamile düşük yaparsa: Yaratılışın
başlangıcında düşük yapmışsa o nifas hükümlerine
tabi olup oruç tutmaz. Böyle değilse istihazeli (özürlü)
hükmünde olup gücü yettiğince orucunu tutar.
32- Doğum sebebiyle ölen kadının sevabı:
Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: “…ve doğum sebebiyle ölen
kadın şehittir.” Buyurmuştur. (Ebu Davud) (el-Lecnetud
Daime)
33- Hamileden gelen kan: hayız değil hastalık
kanıdır. Her namaz vakti girdiğinde abdest alıp namaz
kılması gerekir ve kocasına helaldir. (el-Lecnetud Daime)
34- Hamile doğurur ve ondan kan gelmezse kocası ile cima
etmesi caiz midir ve namaz kılabilir mi?: Eğer kadın
doğum yaptığında kan gelmezse, gusletmesi gerekir,
namazı kılar, orucu tutar ve gusülden sonra eşiyle cima
edebilir. Genellikle doğumda çocukla beraber veya akabinde az da olsa kan
gelir. (el-Lecnetud Daime)
35- Mecbur kalan kadının kürtaj yaptırması caiz
midir?: Kırk günü tamamlamamış nutfenin mübah olan ilaçlarla
düşürülmesi caizdir. Bu süreden sonra ise cana ciddi bir risk söz
konusu olursa veya muteber doktorların kararı zarar geleceği
yönünde olursa caizdir. (İbn Cibrin)
36- Üzerinden dört ay geçip ruh üflendikten sonra çocuğu
öldürmenin kefareti nedir?: Bir köle azat etmektir. Buna imkân
bulamazsa Allah’a tevbe olarak peş peşe iki ay oruç tutar. (İbn
Fevzan)
37- Hamile olup kendisinden iki aydan beri kan gelen kadın: Bu
gelen abdesti bozar ancak temizdir, değdiği elbiseyi veya bedeni
necis yapmaz. (İbn Useymin)
38- Eğer kadın, ceninin
ömrü yarım veya bir aylık iken düşük yapmış,
bunun üzerine ameliyat olmuş, ameliyattan on bir gün sonra sürekli kan
gelmeye başlamışsa ve bu sürede namazı terk etmişse:
Terk ettiği bütün namazları kaza etmesi gerekir. Zira bu kan,
geçirdiği kanama sebebiyledir. Eğer düşen çocuğun ömrü
81 günden az olursa, bundan sonra gelen kan sebebiyle namazı terk edemez.
Bu bir kanamadır. Ama eğer düşüğün ömrü 81 gün ve daha
fazla olursa düşükten sonra gelen kan nifas kanı sayılır.
Bu kesilinceye kadar veya kırk gün doluncaya kadar namazı
bırakır. Bundan sonra gusleder ve namazı kılar. (İbn
Fevzan)
Bu bölümde 24 cevap
vardır:
1- Nifasın tarifi: Doğum sebebiyle, doğumla beraber,
birkaç gün sonra ya da birkaç gün önce rahimden atılan kandır.
(İbn Useymin)
Nifaslı (lohusa) için bazı durumlar söz konusudur:
2- Kırk günün tamamlanmasından önce kan kesilir ve bir
daha gelmezse: Kan kesildiği zaman gusleder, orucunu tutar ve
namazını kılar. (el-Lecnetud Daime)
3- Kırk günün tamamlanmasından önce kan kesilir ve
kırk gün dolmadan önce tekrar gelirse: Eğer kan kesilirse
gusleder, orucunu tutar ve namazını kılar. Şayet tekrar kan
gelmeye başlarsa o nifastır. Oruç tutmadan ve namaz kılmadan
oturur. (el-Lecnetud Daime)
4- Kırk günün tamamlanmasına kadar sürekli kan gelirse: Bütün
bu süre boyunca oruç tutmaz ve namaz kılmaz. Kesildiği zaman
temizlenir, orucunu tutar ve namazını kılar. (el-Lecnetud Daime)
5- Kırk günü geçerse: Bu iki şekilde olur:
Birincisi: Hayız döneminde tesadüf etmiştir.
Hayız süresi boyunca oturur. (el-Lecnetud Daime)
İkincisi: Hayız dönemine tesadüf etmemişse
kırk günden sonra gusleder, orucunu tutar ve namazını
kılar. (el-Lecnetud Daime)
6- Doğumdan bir veya iki gün önce kan gelirse: Eğer
bu eş boşalması ile beraber olmuşsa bu nifastır.
Namazı ve orucu terk eder. (el-Lecnetud Daime)
7- Eğer eş boşalması beraberinde gelmemişse bu
hastalık kanıdır. Namaza ve oruca engel değildir.
(el-Lecnetud Daime)
8- Nifasın sona ermesi ile loğusanın gusletmesi gerekir.
(İbn Fevzan)
9- Nifas kanının değişmesi: Akıntı
devam edip açıkça temizlik görülmedikçe bu kan hükmüne tabidir.
Açıkça görünceye kadar temizlik olmaz. (el-Lecnetud Daime)
10- Cerrahi ameliyat ile doğum yapan kadından gelen kan, nifas
hükmündedir. Eğer kan görmezse orucu tutar ve namazı kılar.
(el-Lecnetud Daime)
11- Loğusanın bedeni necis değildir, onun
artığı haram olmaz. Ferc haricinde mübaşeret de haram
değildir. (el-Lecnetud Daime)
Ceninin Düşmesinden Sonra Çıkan Kan:
12- Eğer bu ceninde elleri,
ayakları ve diğer azaları belirip, insan
yaratılışı ortaya çıkmışsa kan nifas
kanıdır. Namaz kılmaz ve oruç tutmaz. (İbn Useymin)
13- Eğer ceninde insan yaratılışı ortaya
çıkmamışsa nifas kanı değildir. Normal adet günleri
haricinde her namaz için abdest alır, orucunu tutar. (İbn Useymin)
14- Ceninin yaratılışı ne zaman tamam olur?:
genellikle doksan günde tamamlanır. (İbn Useymin)
15- Eğer kadın alaka (pıhtı) veya mudga (bir
çiğnem et) halinde iken düşük yaparsa, insan
yaratılışı ortaya çıkmamıştır, bu nifas
değildir. Bu hastalık kanı sayılır. Kanama olsa da
namazı kılar ve orucu tutar. Her namaz için abdest alır, pamuk
gibi bir şey koyar. (el-Lecnetud Daime)
16- Loğusanın diğer kadınlar gibi zaruri bir ihtiyaç
için evden çıkmasında bir sakınca yoktur. Eğer ihtiyaç
yoksa bütün kadınlar için faziletli olanı evde durmaktır: Allah
Teala buyurur ki: “Sükûnetle evlerinde otursunlar, ilk cahiliye
açılıp saçılması gibi açılıp
saçılmasınlar.” (Ahzab 33) (İbn Baz)
17- Lohusayı boşamak caiz midir?: Caiz değildir.
Hayızlı olanı boşamak gibi bidat talak olur. (İbn
Useymin)
18- Nifasın en az sınırı yoktur. Doğumdan on gün
sonra temizlik görülürse, gusül gerekir ve onun için temiz hükümleri
geçerli olur. (İbn Baz)
19- Vaktin girmesinden sonra doğumu gelen kadın, nifastan
sonra bu namazı kaza eder mi?: Eğer bu namazı
kaçırmışsa kaza etmesi gerekmez. Fakat vakit daralana kadar
ertelemiş, doğum bundan sonra olmuşsa, nifastan temizlendikten
sonra bunu kaza eder. (İbn Baz)
20- Loğusa kırk günden önce nifastan temizlenmişse
ve sonra oruçlu iken tekrar kan gelmişse?: Kan geldiği günde
temizlik görünceye veya kırk gün doluncaya kadar namazı ve orucu
bırakır. Zira o nifastır. (İbn Baz)
21- Nifaslının Kur’ân okuması caiz midir? Âlimlerin
sözlerinden sahih olanına göre onun Kur’ân okuması,
kıraat ve dua sevabından, dini hükümleri öğrenmekten geri
kalmaması için caizdir. (İbn Baz)
22- Lohusanın kırk gün boyunca gördüğü sarı
akıntının hükmü nedir?: Kadının doğumdan
sonra gördüğü gördüğü akıntı nifas kanı
gibidir. Sıradan bir kan olması ile sarı veya bulanık
akıntı olması arasında fark yoktur. Zira bu kırk gün
tamamlanıncaya kadar normal adet vaktinde olmuştur. Bundan sonra ise
sıradan kan kesilmezse bu nifas kanıdır. Aksi halde özür
kanıdır. (İbn Cibrin)
23- Nifastan temizlendikten on gün sonra nokta şeklinde kan
gören kadın, adet vaktinde değilse: Eğer hayız
döneminde değilse namazı ve orucu bırakmaz. Zira bu
hastalık kanıdır. Nokta şeklinde kan geldiği günlerde
namaz kılmamışsa bunları kaza etmesi gerekir. (el-Lecnetud
Daime)
24- Doğumdan kırk gün sonra kan değişmişse
kadın namazı kılıp orucu tutabilir mi?: Loğusa
kadında kırk günden fazla kanama devam ederse bu kan
değişmesi değil, bu zamana rastlayan hayız dönemidir.
Namazı ve orucu bırakır. Eğer hayız dönemi
değilse gusledip namazı kılar ve orucu tutar. (el-Lecnetud
Daime)
Bu bölümde 61 cevap
vardır.
1- Hicap (örtünmenin) tarifi: Kadının yüzü ve elleri
de dâhil olmak üzere yabancıların, kendisinin vücudundan ve
ziynetinden bir şey görmesine engel olacak şekilde bütün
vücudunu örtmesidir. Bu tesettürü sağlayan giysi ile veya evde durmak
ile olur. (Şeyh Bekir Ebu Zeyd)
2- Teberrüc (açılmanın) tarifi: Kadının
ziynetini ve güzelliklerini yabancı erkeklere göstermesidir. Teberrüc
şu şekillerde olur:
3- Kadının yabancı erkekler önünde vücudundan bir
şey göstermesi, tesettürü çıkarması:
4- Kadının dış elbise altında kalan (ev içinde
giydiği) elbise gibi ziynetlerinden bir şey göstermesi.
5- Ayaklarındaki ziynet bilinsin diye yürürken ayaklarını
vurması
6- Yumuşak ve kibar konuşması
7- Erkeklerle kadınların bir yerde beraber bulunmaları,
musafaha etmeleri (Bekr Ebu Zeyd)
8- “Kadın buluğ çağına gelince şundan ve
şundan başkasının görünmesi uygun olmaz. Böyle
derken ellerine ve yüzüne işaret etti” şeklindeki hadis
zayıftır. (el-Lecnetud Daime)
9- Kadının mahrem akrabalarına yüzünü, ellerini, ayak
takılarını, küpelerini, bileziklerini,
gerdanlığını, başını ve ayaklarını
gösterebilir. (el-Lecnetud Daime)
10- Kadının dışarıda ellerini ve bileklerini
göstermesi fitne sebebiyle caiz değildir. Özellikle
kadının parmağında yüzük ve kolunda bilezik varsa.
(İbn Useymin)
11- Kadının hizmetçiler önünde durumu, diğer
yabancı erkeklerle aynı hükümdedir, örtünmesi gerekir. Onlardan
biri ile yalnız kalması caiz değildir. (İbn Baz)
12- Kadının gözleri görmeyen yanında yüzünü
açması: “İddetini İbn Ümmi Mektum yanında geçir
zira o a’mâdır” hadisinden dolayı bunda sakınca yoktur. Ama
“Siz de mi körsünüz, onu görmüyor musunuz?” hadisi
zayıftır.[4] (İbn Baz)
13- Yüz güzelliğini, sürmeyi yabancı erkeklere göstermek
teberrüce (açılıp saçılmaya) dâhildir.
14- Yaşının ilerlemesinden ötürü hayızdan ve
doğurmaktan kesilen kadınların mahremi olmayanlar yanında
yüzlerini açmalarında sakınca yoktur. Lakin örtmeleri daha
faziletli ve daha ihtiyatlıdır. Allah Azze ve Celle buyurur ki: “…lakin
iffetli olmaları kendileri için daha hayırlıdır.”(Nur
60) (İbn Baz)
15- Kafir kadın önünde müslüman kadının hicabı:
Bir kadın, diğer bir kadına müslüman olsun kafir olsun fark
etmeksizin, göbekten yukarısı ile dizden aşağısını
gösterebilir. Göbek ile diz arası, kadının bütün
kadınlara karşı avretidir. Müslüman olsun, kâfir olsun, uzak
olsun, yakın olsun bu avretini hiçbir kadına gösteremez.
(el-Lecnetud Daime)
16- Hizmetçi kadının hicabı: Kendisine hizmet
ettiği kimseden örtünmesi, onun yanında zinetini açarak teberrüc
yapmaması gerekir. Delillerin umumiyetinden, onunla yalnız
kalması haramdır.
17- Dar elbise giymek kadın vücudunda şu etkilere yol açar:
— Ciltte alerji yapar
— İç organlara basınç yapar
— Kısırlığa sebep olur.
— Kan basıncının yükselmesine ve damar tıkanık-lığına
neden olur.
18- Beyaz elbise giymekte iki şartla sakınca yoktur:
— Dikiş ve model olarak erkek elbisesine benzememesi
— Bununla dışarı çıkmamak. Aksi halde bu teberrüç
(açılıp saçılma) olur. (İbn Useymin)
19- Şer’î örtünmenin şartları:
— Altını göstermeyecek kalınlıkta olmalı,
bedene yapışmamalıdır
— Bütün bedeni örtecek genişlikte olmalıdır
— Yalnızca ön tarafından açılmalı, elbise yenleri
dar olmalıdır.
— Elbise üzerinde dikkat çekici zinet, resim, süsleme, yazı veya
alamet olmamalıdır.
— Kâfirlerin veya erkeklerin elbisesine benzememelidir. (el-Lecnetud Daime)
Mübah olan elbiseler:
20- Gözler veya tek göz
açık kalmak üzere yüzü örten peçe kullanmakta sakınca yoktur.
Böylece kadın açılmamış ve ziynetini
göstermemiş olur. Her kavmin âdetine göre kadının
yüzünü örtmesi gerekir. Hacda peçe kullanamaz ama yüzünü yine
örtmelidir. (İbn Baz)
21- Geniş yüz örtüsünden kesinlikle
sakınılmalıdır. Kadının, yanaklarını,
göz kapaklarını ve kaşlarını gösteren yüz
örtüsü kullanması caiz değildir. Bu konuda Rabbinden
sakınmalıdır. Yüzünden bir şey göstermek fitneye sebep
olur. (İbn Useymin, İbn Fevzan)
Şeyh İbn Cibrin dedi ki: “Yüzün burun, yanaklar ve kaşlar
gibi kısımlarını göstermek bakanlar için fitne
olmaktadır.” Peçe üzerine hafif bir başörtüsü örtülerek yüzün
açık kalan kısımları örtülmelidir.
22- Kadının tesettür şartlarına uygun renkte elbise
giymesi caizdir. (el-Lecnetud Daime)
23- Kadınların durumlarından haberdar olacak yaşta
gençlerin, dış örtüsü bulunmayan kadının yanına
girmesi engellenir. (el-Lecnetud Daime)
24- "Herhangi bir kadın, dış elbisesini
(çarşafını) kocasının evinin dışında
bir yerde çıkarırsa kendisiyle Allah Azze ve Celle arasındaki
perdeyi yırtmış olur." (Ahmed Bin Hanbel rivayet
etmiştir) Hadisinin açıklaması:
— Hadis, kadının kocasının evi dışında,
dış elbisesini çıkarıp avretini açması hususunda
gevşeklik gösterilmesinden yasaklamaktadır.
25- Ailesinin veya mahrem akrabalarının evi gibi güvenilir mekânlarda,
kıyafet değiştirmek veya nefes almak gibi fitneden uzak mubah
sebeplerle dış elbisesini çıkarmasında sakınca yoktur.
(el-Lecnetud Daime)
26- Kadının ayağına şeffaf çorap giymesi caiz
değildir. (İbn Fevzan)
27- Kadının başı ve yüzü örtmeyen ince
başörtüsü kullanması caiz değildir.
28- Pantolon giymek kadınlara caiz değildir. Bunda
erkeklere benzemek söz konusudur. Zira pantolon erkeklerin giydiği
bir elbisedir.[5] Nitekim Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem erkeklere benzemeye
çalışan kadınlara lanet etmiştir. (el-Lecnetud Daime)
29- Üzerinde insan veya hayvan resmi bulunan elbise giymek caiz
değildir. (İbn Useymin)
30- Kadının avreti gösteren kısa elbise giymesi caiz
değildir. (el-Lecnetud Daime)
31- Kadının kâfirlere has elbise giymesi caiz değildir.
(el-Lecnetud Daime)
32- Kadının yabancı erkeklerin bulunduğu yerde
elbisesinin alt tarafını açıp baldırının
görünmesi caiz değildir. Zira kadın tamamen avrettir.
(el-Lecnetud Daime)
33- Kadının dışarı çıkarken elbisesini omzuna
atması caiz değildir. Zira bunda erkeklere benzeme vardır.
(el-Lecnetud Daime)
34- Öğrenci kızların fitnelere yol açan dar ve
kısa don giymeleri caiz değildir. Zira bu orada bulunanları
şehvete sürükler, fitneleri ve kötülükleri davet eder. (el-Lecnetud
Daime)
35- Dikkat çekici veya bakanı güldüren şöhret elbisesi caiz
değildir. (el-Lecnetud Daime)
36- Kadının yabancılara özenerek başını
mendil gibi bir şeyle kapatarak saçlarının bir
kısmının görünmesi caiz değildir. (el-Lecnetud Daime)
37- Kadının mahremi olmayan birisine ellerini göstermesi
caiz değildir. Çünkü kadın tamamen avrettir. (el-Lecnetud
Daime)
38- Kadının yabancı erkekler yanında yüzünü
açması caiz midir?
Kadının yabancı erkekler önünde yüzünü açması
haramdır. Tesettür ancak yüzün örtülmesi ise tamam olur. Zira yüz,
ziynetin toplandığı yerdir. Allah Teala buyurur ki: “..Başörtülerini
yakaları üzerine salsınlar..”(Nur 31) Bu ayette
başörtüsünün baş üzerinden göğse, yakalara doğru
salınması emredilmektedir. Bu yüzün ve yakaların da
örtülmesi gerektiğini gösterir. (İbn Cibrin)
39- Ayakları örtmeyen kısa elbisenin hükmü nedir?:
Kadının yabancı erkekler yanında bütün vücudunu
örtmesi gerekir. Vücudundan hiçbir şeyi, ne ellerini, ne yüzünü ve ne
de ayaklarını gösteremez. (İbn Cibrin)
40- Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in: “Kadın avrettir.
Dışarı çıktığı zaman şeytan onun
peşine takılır.” hadisinin anlamı: Kadın evinde
kaldığı sürece bu kendisi için daha hayırlı, tesettüre
daha uygun ve fitneden daha uzaktır. Dışarı
çıktığı zaman ise şeytan tamah ederek ona ve Allah’ın
rahmet ettiği kimseler dışındaki insanlara iğva etmeye
başlar. Zira onlar kendisine musallat olması için şeytana
fırsat vermişlerdir. Müslüman kadının evde durmaya devam
etmesi gerekir. İhtiyacı için dışarı
çıktığında ise tüm bedenini örterek çıkar, süslenmeyi
ve koku sürünmeyi terk eder.
41- Kadınlardan ateş ehli bir sınıf:
Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem buyurdu ki: "İki
sınıf insan vardır ki, onlar cehennem ehlidirler: … Diğeri:
giyindiği halde çıplak olan, bu elbiselerle erkekleri meylettirmek
için kırıtarak yürüyen, saçlarını deve hörgücü gibi
başlarında toplayan kadınlardır ki: bunlar cennete
giremeyecek ve çok uzak mesafelerden bile hissedilen cennetin kokusunu dahi
duyamayacaklardır.”(Müslim rivayet etti.)
42- “Giyinik çıplak” kavlinin manası hakkında denildi
ki:
— Vücutlarının bir kısmının örtülü bir
kısmının açık olması.
— Dışından içindekini gösterecek şekilde ince
elbise giyinmiş olması
— Veya kadının vücut hacmini belli eden dar elbise giymesidir.
43- Uyarı: Bu vasfa üzeri kabartma işlemeli,
nakışlı olup tesettürü sağlamayan elbiseler de dâhildir.
Aynı şekilde tamamen gözlerin etrafını ve
yanakları gösteren peçe de böyledir.
44- Hadisteki “meyleden ve meylettiren kadınlar” sözü ile,
onların azgın kadınlar gibi sağa sola meylederek yürümeleri
veya yüksek topuklu ayakkabı giymeleri kastedilmiştir.
45- “Başlarını deve hörgücü gibi yapan kadınlar..”
ifadesinden kastedilen ise, kadının saçlarını
başında toplayarak deve hörgücüne benzetmesidir. (el-Lecnetud
Daime)
46- Kadının mahremi olmayan
kimseler önünde, zünnara benzemese bile bel kuşağı giyemez.
Namazda veya namaz dışında olması da fark etmez. Zira bel
kuşağı vücudun girintilerini ortaya koyar. (Şeyh Muhammed
Bin İbrahim)
47- Kadının ayağa kalkarken elbisesini toplaması caiz
değildir. Zira bu vücut hatlarını belli eder. (Şeyh
Muhammed Bin İbrahim)
48- Üzerinde İngilizce yazı bulunan elbise giymek, bu
yazının anlamının zararsız olduğunu
öğrenmeden caiz değildir. Zira bu yazı şereften yoksun
olabilir veya kâfirlere saygı ifade eden yazılar içerebilir.
(İbn Useymin)
Deri Mantolar:
49- Temizlenmekle helal olan deve,
inek gibi ölü hayvanların tabaklanmış derisinden mamul
giysilerin kullanılması caizdir.
50- Domuz ve köpek derisi gibi temizlemekle helal olmayan
tabaklanmış derilerin temiz olmasında âlimler ihtilaf ettiler.
İhtiyatlı olanı bunları kullanmayı terk etmektir.
(İbn Baz)
51- Açık elbiseler hakkında tıbbi araştırmalar
neticesinde şu söylenmiştir: Cilt kanserine tutulan
kadınların çoğunluğu, bronzlaşmak için bedenlerini
güneş ışıklarına maruz bırakanlardır.
52- Kadınların kendilerine özel mekânlarda, kendilerine
özel elbiselerle yüzmeleri: Kadının kadınlar
arasında diz ile göbek arasını örtmesi farzdır. Örtü
sık dokunmuş olmalı ve şeffaf olmamalıdır. Dar
değil geniş olmalıdır. Kadınlar arasında olsa
bile avret hacmini belli etmemelidir. (el-Lecnetud Daime)
53- Giyimde başkalarından ayrıcalıklı olma
sevgisi: Bundan maksat büyüklenmek ve kendilerini başkalarından
üstün görmek ise bu haramdır. Ama mübah zinet ile tecemmül ise bunda
sakınca yoktur. (İbn Cibrin)
54- Üzerinde ayet veya kelime-i şehadet bulunan elbise giymekte
sakınca yoktur. Lakin hürmette kusur etmemeli, bu elbise ile
yatmamalı, üzerinde Allah’ın ismi olan şey üzerine
oturmamalı ve bununla hamama girilmemelidir. (el-Lecnetud Daime)
55- Giyinme ve süslenmeye çok para sarf etmek: Övünmek için
olursa israftır ve yasaklanan harcamalara, malı zayi etmeye dâhildir.
Müslüman kadın bu konuda orta yolu tutmalıdır. Kişi
kıyamet gününde bu malı nereden kazanıp nereye
harcadığından sorgulanacaktır. (İbn Fevzan)
56- Kadının eşinin yanında pantolon giymesinde
sakınca yoktur. (İbn Cibrin)
57- “Şerefli kadının örtünmesine gerek yok” diyenin
hükmü nedir?: Bu batıl iddia Kur’âna,
sünnete, akla ve insan tabiatına aykırıdır. Eğer bütün
kadınlar açılırsa, erkekler onlara takılarak iffetli
olanına da eziyet verirler. Bazen şeytan ona iğva verir,
fasıkları ona yönlendirir. Eğer kadın şerefli
ise, şer’i örtünme onun şerefini artırır. (İbn
Useymin)
58- Küfür devletlerinde açılmak: Kâfir beldelerinde yüzü açmak
caiz değildir. Bilakis, müslüman ya da kâfir fark etmeksizin yabancı
erkeklere karşı örtünmelidir. (İbn Baz)
59- Çocukların önünde kısa elbise giymek:
Kadının çocukları ve mahrem akrabaları yanında
kısa elbise giymesi caiz değildir. Kadın mahrem akrabaları
yanında, açması fitne olmayan yerlerini açabilir. Adet olan
dışında bir yerini açamaz. Kısa elbiseyi yalnızca
kocası yanında giyebilir. (İbn Fevzan)
60- Kadınlar yanında dar veya şeffaf elbise giymenin
hükmü: Uyulan bir adet haline gelmiş olsa da bu caiz değildir. (İbn
Cibrin)
Îmân zayıflığı ve Rahman’dan korkmamak: Kadın Allahın, emrine muhalefet edenlere olan
cezalandırmasını unutunca dilediğini yapar. Şeytan,
kötülüğü emreden nefsinin şehvetleriyle beraber kalbinin
arkasından onu kötülüklere sürükler. İnsan ve cinlerden olan
şeytanları ona süsler. Bu yüzdendir ki Rasulullah Sallallahu Aleyhi
ve Sellem: “Cehennem ehlinin çoğunluğunun kadınlar
olduğunu gördüm” buyurmuştur. (Buhari rivayet etmiştir.)
Kötü terbiye: Aileler, fertlerini hayır üzere yetiştirmeyi
ihmal edince sapıklık yolları açıldı. Nesil bu
şekilde yetişti, annesini açık gören de açıldı.
Yayın araçları: Modern yayın
araçlarının yaygınlaşması ile, fazilet
düşmanları hedeflerine ulaştı. Bunun en önemli
sonuçlarından biri, gizli incilerin çıkarılıp rezil
bataklıklara atılmasıdır.
Taklit: Fitnelerin arttığı bu asırda
bazı kadınlar çılgınlık derecesinde, ahlak ve
faziletten yoksun olup bütün düşünceleri vücutlarını sergilemek
olan batı kadınlarının huylarını taklit ettiler.
Böylece müslüman kadın, batılı kadınların
açık saçıklığını ve düşük ahlakını
taklit eder oldu.
Kötü arkadaş: Nitekim “Arkadaş
sürükleyicidir” denilmiştir. (“et-Teberruc vel İhtisab Aleyh”
adlı kitaptan)
Bu bölümde 94 cevap vardır.
1- Erkeğin Namazı İle Kadının Namazı
Arasında Fark Yoktur
Bazı fakihlerin bahsettiği farkların delili yoktur. “Namazı,
benim nasıl kıldığımı görüyorsanız
öyle kılın” hadisi umumidir. Sünnet olan: kadının
namazı, rükûda, secdelerde ve kıraatte erkeklerin
kıldığı gibi kılmasıdır. (İbn Baz)
2- Kadın namaz kılarken, baldır, ayak, baş gibi
avretinden bir şey görünürse namazı sahih olmaz. (İbn Baz)
3- Namazda kadının elleri ve yüzü hariç her yeri avrettir. Lakin eğer
yanında yabancı erkek varsa ellerini ve yüzünü de örter.
(el-Lecnetud Daime)
Kadın, Namazda Sesli Okur mu?
4- Farz veya gece namazı gibi nafilelerde olsun fark etmez, namazlarda
kadının kıraati sesli yapması, eğer yabancı erkek
tarafından sesi işitilip fitneye düşmesi gibi bir endişe
yoksa veya başkasının kıraatini
karıştırmasına sebep olmayacaksa müstehaptır.
(İbn Fevzan)
5- Ama gündüz namazlarında kıraat sessiz olduğu için bu
namazlarda sadece kendi işitebileceği şekilde okur. (İbn
Fevzan)
6- Kadının, üzerinde resim gibi şeyler bulunan elbiseyi
giymesi haram olmakla beraber bu elbise içinde kıldığı
namaz sahihtir.
7- Namazda hapşırırsa sessizce kendi kendine “elhamdulillah”
der. (İbn Fevzan)
8- Namazda işaret etmek namazı bozmaz. Mesela senden birisi bir
şey ister, sen de başınla veya elinle işaret ederek
istediği şeyi gösterirsen bunda sakınca yoktur. (İbn
Baz)
9- Namazda fazla hareket etmek: Namaz kılan, boş
şeyler için fazla hareket ederse, farz namazı iade etmesi ve bundan
tevbe etmesi gerekir. Ama namazı bozan hareketi “üç hareket” ile
sınırlandırmak delili olmayan zayıf bir görüştür.
(İbn Baz)
10- Kadının, bir kadın veya suret önünde namaz
kılması: Kadının namazda kendisini meşgul edecek
her şeyden uzaklaşması gerekir. Kendisinin dikkatini
dağıtacak suret bulunan bir yerde namaz kılmamalıdır.
11- Secde esnasında dirsekleri yere koymak: sünnet olan: farz
veya nafile namazda dirsekleri kaldırmaktır. Secde halinde ellerine
dayanmalıdır. (İbn Baz)
12- Namaz kılanın burnundan kan gelirse: eğer kan az
ise bu affedilmiştir. Bunu mendil gibi bir şeyle giderebilir.
Eğer kan çoksa namazdan çıkar ve bunu temizler. Sonra yeniden namaza
başlar. (İbn Baz)
13- Kadın namaz kılarken kapı çalarsa:
— Eğer nafile namaz kılıyorsa bunda genişlik
vardır. Namazı kesip kapıya bakmasında sakınca yoktur.
— Ama eğer farz namaz kılıyorsa acele etmesine gerek yoktur.
Eğer önemli bir şeyi kaçırma korkusu varsa ellerini
çırparak namazda olduğuna tenbih eder. (İbn Baz)
14- Kendisinden sürekli idrar akıntısı gelen kadın:
Namazı terk etmez. Onun özürlü gibi her namaz vakti için abdest
alması ve pamuk gibi bir şey koyarak akıntıyı
engellemesi gerekir. Böylece her namazı vaktinde
kılmalıdır. (İbn Baz)
15- Ruh taşıyan
canlı resmi bulunan yerde namaz kılmak: Eğer müslüman
namazı şartlarına uygun şekilde kılmışsa
böyle bir yerde kıldığı namaz sahihtir. Lakin resim
bulunmayan bir yer araştırması daha faziletlidir. (İbn Baz)
16- Bilmeden kıble dışında bir yöne doğru
namaz kılmak:
— Eğer çöl gibi bir yerde bulunuyorsa kıbleyi
araştırıp ictihad eder. Bu şekilde
kıldığı namaz sahihtir, kazası gerekmez.
— Ama eğer memleketinde ise, bilmeden yanlış yöne
doğru kıldığı namazı kaza eder. Zira kıbleyi
sorup öğrenme imkânı vardır. (İbn Baz)
17- Eğer meşakkat vermeyecekse kadınların yatsı
namazını geciktirmeleri daha faziletlidir. Lakin gece
yarısından sonraya ertelemek caiz değildir. (İbn Baz)
18- Namazdan çalmak: En büyük hırsızlık suçu,
namazdan çalmaktır. Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem: “Hırsızlık
konusunda insanların en kötüsü namazından çalandır”
buyurmuştur. Dediler ki: “Ey Allah’ın Rasulü! Kişi namazından
nasıl çalar?” Buyurdu ki: “Rükûlarını ve secdelerini tam
yapmaz” (Ahmed rivayet etmiştir.) Yani rükû ve secdelerde itminan
miktarı kadar uzun durmaz.
19- Namazda esnemeye engel
olmalıdır. Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem: “Sizden birisi
namazda iken gücü yettiği kadar esnemeye engel olsun. Zira şeytan bu
vesileyle girer” buyurmuştur. (Buhari) Bunun için eliyle
ağzını kapamalıdır.
20- Namazda iken kadının önünden bir kadın geçerse
namazı keser mi?: Evet keser. Lakin eğer namazda önüne sütre
koymuş olup, kadın bu sütrenin önünden geçerse veya seccade
üzerinde namaz kılıyorsa ve kadın seccadenin önünden geçerse
veyahut ne sütresi ne de seccadesi yoksa ve kadın secde edeceği yerin
ilerisinden geçerse bu zarar vermez.
Uyarı: Eğer imamın arkasında namaz
kılıyorsa namazı kesilmez. Zira imamın sütresi,
arkasındakilerin de sütresidir. (İbn Useymin)
21- Eğer uçakta ise ve vaktin çıkmasından korkuyorsa,
elbisesi necis olsa da namazı kılar. (el-Lecnetud Daime)
22- Uçakta namaz: Uçak havada iken vakit gelmişse ve
istasyonlardan birine inmeden önce namaz vakti çıkacaksa, rükûsunu ve
secdelerini güç yettiğince yapıp kıbleye yönelerek
namazın eda edilmesi gerekir.
23- Ama eğer vakit çıkmadan önce havaalanına
uçağın ineceğini biliyorsa, isterse kılabildiği
şekilde namazı uçakta kılar, isterse öğleyle ikindiyi,
akşamla yatsıyı cem eder. Âlimlerin çoğunluğu
uçakta namaz kılmanın caiz olduğunu tercih etmişlerdir.
(el-Lecnetud Daime)
24- Kadının namazda çocuğunu taşıması:
Şu şartlarda bunda bir sakınca yoktur:
a- Çocuk temizse
b- Taşımadığı takdirde kendisini namazdan alıkoyması
gibi sebeplerle taşımak zorunda kalmışsa. (İbn
Useymin)
25- Kadının namaz kılmayan kocası ile evli kalmaya
devam etmesi: Kadının namaz kılmayan kocası ile
kalması, ondan çocukları olsa bile caiz değildir.
Kadının nefsini ona teslim etmesi caiz değildir, zira o
kâfirdir. (İbn Useymin)
26- Harem’de namaz kılarken anne, çocuğunu bulmak için
namazı kesebilir mi?: Eğer namazı kesmeden çocuğunu
muhafaza edebilirse bunu yapar. Eğer çocuğu kaybetmekten korkarsa
namazı kesebilir. (el-Lecnetud Daime)
— Eğer kadın namaz kılarken önünden veya sütre ile
kendisi arasından kadın geçerse namazı keser. Ancak Mescidi
Haramda bundan korunmak mümkün olmadığı için namaz kesilmez.
(el-Lecnetud Daime)
27- Kız öğrencinin iki saatlik ders vaktinde namaz vakti
girerse ne yapar?
İki saatte öğle vakti çıkmaz: şüphesiz
öğle namazının vakti güneşin zevalinden ikindi vakti
girinceye kadardır. Bu zaman iki saatten uzundur.
— Eğer ders arasında namazı kılabilirse kılar.
— Eğer ders arası ancak vaktin çıkmasından sonra
veriliyorsa ve dersten çıkmakta sıkıntı olursa
öğle namazı ile ikindi namazını cem etmesi caizdir.
(İbn Useymin)
28- Hasta kadın oturarak namaz kılarken yastık üzerine
secde edebilir mi?: Sünnette yastık veya başka bir şey
üzerine secde etmek yoktur. Aksine bu mekruha daha yakındır. Lakin
başıyla rükuya ima ettiğinden fazlaca ima eder.
29- Kıyam halinde de bağdaş kurarak oturur. (İbn
Useymin)
30- Hastalık sebebiyle namazı ertelemek: Caiz
değildir. Kadın, namazı gücü yettiğince ayakta, oturarak
veya yanı üzere yatarak kılmalıdır. Öğle ile
ikindiyi ve akşam ile yatsıyı cem edebilir. (el-Lecnetud Daime)
31- Namaz esnasında zihnin meşgul olması: Namaz
sahihtir fakat sevabı eksik olur.
— Namazda huşu gerçekleşene kadar kendini gücün yettiğince
düşüncelerden korumalısın.
— Namazda okuduğun surenin anlamını
düşünmelisin.
— İmkân nispetinde Allah’ın azametini düşünüp kendini
kontrol etmelisin.
— Taşlanmış şeytan’dan Allah’a
sığınmayı artırmalısın (el-Lecnetud Daime)
32- Kişi, eğer bir namazı unutmuş ve ondan sonraki
namazları kılmışsa, namazların hepsini iade eder mi?:
Namazların iade edilmesi gerekmez. Unuttuğu namazı
kılması yeterlidir. (el-Lecnetud Daime)
33- Kadın, güneş doğuncaya kadar uyuyakalırsa,
sabahın iki rekat sünnetini de kılar mı?: Uyku galebe
çalıp namaza uyanamayan kimse, önceki gibi sabahın sünnetini
kılar ve sonra da farzını kılar. (el-Lecnetud Daime)
34- Erkek, karısını mescide gitmekten alıkoyabilir
mi?: Kadın tesettürlü olup bedeninden bir şey
açmadığı sürece alıkoyamaz. (el-Lecnetud Daime)
35- Hayızlı kadın mescide girebilir mi?:
Hayızlı kadının mescitte veya mescidin yakınında
kadınların namaz kılması için tahsis edilmiş olup
“mescid” ismi verilen çadırda oturması haramdır. Fakat
uğrayıp geçmesinde sakınca yoktur. (el-Lecnetud Daime)
36- Namazda huşu sebepleri:
— Bilinmeli ki namaz, Allah ile münacattır. Allah’ın azameti ve
O’ndan korku düşüncesi hazır edilmelidir.
— Namazda itminan üzere olmalı, acele edilmemelidir.
— Namazda okunan ayetlerin ve diğer zikirlerin anlamı
düşünülmelidir.
— Kıraati tertil ile (tane tane okuyarak) yapmalı sesi
güzelleştirmeye çalışmalıdır.
— Namaz esnasında secde yerine bakmalı, başka taraflara
bakmamalıdır.
— Namaz kılanı meşgul edecek şeylerden
uzaklaşmalıdır.
37- Namaz esnasında gözleri yummak: Bu, namazın
mekruhlarındandır. Zira bu, Mecusilerin ateşe ibadetlerinde
gözlerini yummalarına benzemektir. Bunun Yahudilerin namazda
yaptığı şey olduğu da söylendi. İslam geçmiş
dinlerin hükmünü kaldırmıştır.
38- İhtiyaç olmadan sağa sola bakmak: Namazın
mekruhlarındandır. Zira insan namaza durduğu zaman Allah Teala
yüzü tarafında olur. Namazda başka yönlere dönmek kötü
edeptendir ve Allah’tan yüz çevirmek olur. İhtiyaç sebebiyle olursa mekruh
değildir.
39- Namazda şeytanın vesveselerle gelmesi anında üflemek:
Bu üfleme, az tükürük ile karışık üflemedir. Vesveseye
müptela olan Allah’a sığınmalı, kalbiyle de olsa
Şeytandan Allah’a sığınarak sol tarafına üç kere
üflemelidir. (İbn Cibrin)
40- Çocukları olan kadın namaz kılmıyorsa:
Kadının namaz kılmayan kocasından çocukları varsa veya
kendisi namaz kılmayıp, çocukları varsa, nikâhlarında
mevcut olan şüpheye nispet edilirler. (el-Lecnetud Daime)
41- İnsan namazda kendisinden idrar çıktığını
veya namazın bozulduğunu düşünürse: Bu düşünce ile ne
abdest ne de namaz bozulmaz. Zira mücerret vesvese şeytandandır. Ta
ki, kendisinden idrar çıktığından emin oluncaya kadar bu
düşünce bir vesvese olarak kalır. (İbn Baz)
42- Fatiha’yı okuyup okumadığını
hatırlamayan ne yapar:
Eğer bu düşünce galip
gelip tekrar okumak istemezse, sonra da ihtiyat olsun diye okursa sehiv secdesi
gerekmez. Eğer sehiv secdesi yaparsa da sakınca yoktur. (İbn
Cibrin)
43- Doğum belirtileri hissettiğim zaman namaz kılmam caiz
midir?
Kadın, hayız veya nifastan temiz olduğu durumlarda namaz
kılar. Lakin doğum öncesi görülen kan nifas kanına
tabidir. Bu durumda namaz kılmaz. Ama kan görmezse doğum
belirtisi hissetse bile namazı kılar. Tıpkı hasta iken
namaz kılanın sancı hissetmekle, aklı gitmediği sürece
kendisinden namazın düşmemesi gibi.
44- Kadının fercinden çıkan yel namazı bozar
mı?: Ön taraftan çıkan yel abdesti bozmaz. (el-Lecnetud
Daime)
45- Akıntısı olan kadın farz namaz için abdest
almışken, nafile namaz kılıp Kur’ân okuyabilir mi?: Diğer
namaz vakti girinceye kadar dilediği gibi farz veya nafile namaz
kılabilir, Kur’ân okuyabilir. (İbn Useymin)
46- Kadının Harameyn’de kıldığı namaz
mı, yoksa evinde kıldığı namaz mı daha
faziletlidir?
Mekke’ye nispet edilene gelince: Harem dâhilinde olan
her yer buna izafe edilebilir ve kadın Mekke’de evinde
kıldığı namaz ile inşallah bu fazilete
ulaşır.
Medine’ye nispet edilene gelince: Haremlik vasfı
sadece Mescidi Nebevi’dedir. Ama şayet kadın Medine’de, Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in
sözüne uymak için evinde kılarsa pek çok hayra kavuşması
ümit edilir. (İbn Fevzan)
47- Kadın namaz kılarken peçe kullanır mı?:
Kadının namaz kılarken peçe kullanması mekruhtur. Zira
namaz kılan kişi alnını ve burnunu yere koyacaktır.
(Kitabul Muğni)
48- Kadın, teravih namazı için mescide
çıktığı takdirde evde yapması gerekenlerden
bazılarını yapamayacaksa çıkmasının hükmü nedir?:
O halde çıkmaz, aksine evdeki işlerini yapması gerekir. Zira ev
işlerini tutması vacip, mescide çıkması ise eğer bir
zarar söz konusu değilse mubahtır. (İbn Fevzan)
49- Namazda elleri ve ayakları örtmenin hükmü nedir?:
Elleri ve ayaklarını, yanında erkekler olmasa bile namazda her durumda örtmesi gerekir. Zira
kadın tamamen avrettir. Ancak
eğer yanında mahremi olmayan erkekler yoksa namazda yüzü avret
değildir. (İbn Fevzan)
50- Kadının namazda saçlarını alnı üzerine
sarkıtması caiz midir?: Bunda bir sakınca yoktur. Lakin bunu
giderip yere öyle secde ederse daha faziletlidir. (İbn Baz)
51- Bazen ben namaz kılarken benden beyaz bir sıvı
geliyor: Bu sıvı idrar hükmünde olup necistir. Bundan dolayı
itsinca edip abdest alman gerekir. Eğer şehvetsiz çıkarsa gusül
gerekmez. Bedenine ve elbisene isabet eden yerleri yıkaman gerekir.
(el-Lecnetud Daime)
52- Fecirden önce temizlik
gören akşam ile yatsıyı kılar mı?:
Hayızlı veya nifaslı olan kadın sabahtan önce temizlik
görürse akşam ve yatsı namazlarını
kılmalıdır. (İbn Baz)
53- Akşamdan önce temizlenen öğle ile ikindiyi
kılar mı?: Hayızlı veya nifaslı olan kadın,
güneş batmadan önce temizlik görürse öğle ile ikindiyi
cem ederek kılması vacip olur. (İbn Baz)
54- Sabah namazını kılmak üzere
kalktığımda güneşin doğmasından sonra kan
görsem namazı iade etmem gerekir mi?: Evet iade etmen gerekir. Zira
zahir olan o ki, aslolan kanın çıkmamış olduğudur.
Aslolan çıkmaması olduğuna göre bunun manası,
hayız olmadan önceki vakte rastlamış olmasıdır.
(İbn Useymin)
55- Kadının doğum sancısı tutar ve iki gün
namaz kılmazsa ve kan da gelmemişse namazları kaza eder mi?:
Evet kaza eder. Zira hastalık sancısı ve benzeri bir sebepten
ötürü kişiden namazın vücubu düşmez. Nifas olması için
de ondan kan gelmemiştir. (Şeyh es-Sa’dî)
56- Mesela kadın öğle vaktinde bir saatte hayız olsa ve
öğle vaktinin girmiş olmasına rağmen o namazı
kılmamışsa, onu kaza etmesi gerekir. Zira temizlendiği
zaman tek namazı kaza etmesinde zorluk yoktur. (İbn Useymin)
57- Geçmiş namazların kazası:
— Bir an evvel namazların kaza edilmesi gerekir. (Ertesi gün aynı
namazın vaktine kadar ertelenmez.)
— Allah’ın farz kıldığı şekilde tertip üzere
kılmalıdır. Yani önce sabah namazını, sonra
öğle namazını kılarak kaza eder. (el-Lecnetud Daime)
58- Sabah namazını
güneş doğduktan sonra kılan kimsenin hükmü nedir?: Eğer
bunu kasten yapmışsa ilim ehlinden bir topluluğa göre bu
küfürdür. Bir müslümanın sabah namazını kılmadan seheri
geçirmesi caiz değildir. (İbn Baz)
59- Kaçırılmış namazların kazası: Kasten
(mazeretsiz olarak) terk edilmiş namazın kazası yoktur.
Geçmişte olandan tevbe etmek ve gelecek için istikamet üzere olmak gerekir.
— Ama unutmak, uyumak gibi sebeplerle terk edilen namazların kaza
edilmesi gerekir. (İbn Baz)
60- Kadın sabah
namazına güneş doğduktan sonra uyanır ve üzerinde kan
görürse: Hayızdan temizlendikten sonra sabah namazını
kaza etmelidir. (İbn Useymin)
61- Hayızlı kadın temizlendiği zaman, namaz vaktinin
başından veya sonundan bir rekâtını kılabilecek kadar
vakte yetişmişse o namazı kılmak üzerine vacip olur.
— Mesela vaktin başına yetişmişse: Kadın
güneşin batmasından sonra bir rekât namaz kılacak kadar zaman
geçtikten sonra hayız olmuşsa, temizlendikten sonra akşam
namazını kaza etmesi gerekir. Zira hayız olmadan önce bir rekâtını
kılacak kadar vakte yetişmişti. (İbn Useymin)
62- Mesela, vaktin sonunda yetişmişse: Kadın,
güneş doğmadan önce bir rekât kılacak kadar vakit geçtikten
sonra temizlik görmüşse, temizlendikten sonra sabah
namazını kaza etmelidir. Zira bir rekât kılacak kadar vakte
yetişmiştir. (İbn Useymin)
63- İşrak Namazı: Bu ilk kuşluk vaktinde
kılınan namazdır. En faziletli vakti, güneşin yükselip
sıcağın şiddetlendiği zamandır. En azı iki rekât
olup en fazlası için sınır yoktur. (İbn Baz)
64- Tesbih Namazı: Doğrusu bu konudaki hadisin sahih
olmadığıdır. Zira şaz ve münker olup, Rasulullah
Sallallahu Aleyhi ve Sellem’den nafile namazlara dâhil nakledilen sahih
hadislere muhaliftir. (el-Lecnetud Daime)
65- Vitir yapmadan önce sabah vakti girerse ne yapılır:
Vitir güneş doğduktan sonra kuşluk vaktine ertelenir. Üç rekât
kılmak âdeti olan kimse, hastalık veya uyku sebebiyle vitiri gece
kılamazsa, kuşluk vaktinde iki selamla, ikişer rekâttan
dört rekât kılar. Eğer vitiri beş rekât kılmak âdeti
ise, üç selamla ikişer rekât, toplam altı rekât kuşluk vaktinde
kılar. (İbn Baz)
66- İnsan devam ettiği zaman nafile vacip haline gelmez: Meşru
olan nafile namaz veya orucu kesmek caizdir. Lakin tamamlamak daha
faziletlidir. Ancak hac ve umre bundan hariçtir. Kişinin, nafile olsa da
hac veya umreyi tamamlaması vacip olur. (İbn Baz)
67- Tevbe namazı: Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem’den
sabit olmuştur: “Herhangi bir kul bir günah işler de sonra en
güzel şekilde abdest alıp iki rekât namaz kılar ve
günahından Allah’a tevbe ederse Allah onun tövbesini kabul eder.”
(Ahmed rivayet etmiştir.) (İbn Baz)
68- İstihare namazının şekli: Diğer nafile
namazlar gibi iki rekât namaz kılarsın ve selamdan sonra hadiste
gelen istihare duasını yaparsın. (İbn Baz)
69- Vitir kılarken sabah ezanı okunursa: Namazın
tamamlanmasında hiçbir sakınca yoktur. (İbn Useymin)
70- Gecenin başında vitir yapan, gecenin sonunda tekrar
kalkarsa: Kolayına geldiği gibi ikişer rekât vitirsiz
şef’ namazı kılar. Zira Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem:
“Bir gecede iki vitir yoktur” buyurmuştur. (İbn Baz)
71- İş vaktinde kuşluk namazı kılmak: Öğretmen
veya idareci işlerinden boş vakit bulabilirse iki rekât kuşluk
namazını kılar. (İbn Useymin)
72- Hacet namazı ve Kur’ân ezberleme namazı: Her ikisi de
sahih değildir. Bu tür şeyler ancak şer’i delil ile tespit
edilebilir. (İbn Useymin)
73- Kadınların ezan ve kamet okuması meşru mudur?:
Kadınlara namaz için kamet okumak sünnet değildir. Tek
başına kılmaları ile içlerinden birinin imam olup
kıldırması fark etmez. Aynı şekilde, onlara ezan okumak
da meşru kılınmamıştır. Hadislerin
gösterdiği gibi ezan ve kamet ancak erkeklere hastır.
(el-Lecnetud Daime)
74- Bir kadın, diğer kadınlara imam olarak farz namaz veya
teravih namazı kıldırabilir. Ancak erkeklerde olduğu gibi
kadın imam safın önüne geçmez. Aksine ilk safın
ortasında durur. (el-Lecnetud Daime)
75- Mescitte başka kadınlar varken bir kadının tek
başına saftan ayrı olarak namaz kılması caiz olmaz.
Ama tek başına ise olur. (Şeyh es-Sa’dî)
76- Sünnet, kadının evde kıldığı
namazın, mescidi haramda kıldığı namazdan üstün
olduğunu göstermektedir. Zira Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem:
“…evlerinde kılmaları kendileri için daha
hayırlıdır” buyurmuştur. Böyle söylerken
Medine’de idi. Evleri kadınlar için tesettüre daha uygun ve fitneden daha uzaktır.
(İbn Useymin)
77- Kadınların namaz kıldığı yer erkeklerden
uzak olup duvar gibi bir şeyle ayrılmışsa,
kadınların saflarının en hayırlısı ilk
saftır. Zira böyle bir durumda fitne korkusu ortadan
kalkmıştır. (İbn Cibrin ve İbn Fevzan)
78- Kadının Cuma namazı: Kadın, imamla beraber
Cuma namazını kılarsa, namazı sahihtir. Eğer evinde
kılarsa dört rekât öğle namazını kılar.
(el-Lecnetud Daime)
79- Kadının televizyon ve radyo gibi cihazlar
vasıtasıyla imama uyması: Caiz değildir. Bunda farz ile
nafile namaz eşittir. İmamın kıraatini ve tekbirini
işitse bile caiz değildir. (el-Lecnetud Daime)
80- Kadının eldiven ile namaz kılmasında sakınca
yoktur. Zira namazda tesettür ile emrolunmuşlardır.
Cemaatle Namazda Erkeklerle Kadınların
Farklı Olduğu Hususlar:
81- Erkeklere cemaat ısrarla te’kid edildiği halde kadınlara
cemaate gelmeleri tekit edilmemiştir.
82- Kadınların imamı kendileriyle aynı hizada durur.
83- Kadınlardan biri, erkeklerin hilafına olarak, erkek
imamın yanında değil arkasında durur.
84- Erkeklerle beraber saflarla namaz kıldıkları zaman kadınların
en arkadaki safı, ilk safından daha faziletlidir. (İmam Nevevi)
85- Kadının imamı ve cemaati görmediği mescitte
namaz kılması: Sadece sesini işitiyorsa, cemaatin imamla
kıldığı namaz sahihtir. Zira aynı mekânda olup imama
uymaları mümkündür. (İbn Useymin)
86- Kadınlar arkasında namaz kılmak: Esas olan;
erkeklerin imamdan sonra gelen safta olmaları, kadınların da
arkada olmalarıdır. Eğer erkek, erkeklerin safına girmeye
yol bulamazsa zaruretten dolayı kadınların arkasında
kılar ve namazları sahihtir. (el-Lecnetud Daime)
87- Eğer erkek, hanımı ile beraber namaz kılacaksa,
kadın eşinin arkasında durur. Mahremi olsun veya olmasın,
kadının namazda duracağı yer erkeğin
arkasıdır. (el-Lecnetud Daime)
88- Kadınların cemaatle namaz kılması caizdir: Lakin
bu kadınlar hakkında sünnet midir yoksa sadece mubah mıdır?:
Bu mubaha daha yakındır. Zira bunun sünnet olması sarih
değildir. (İbn Useymin)
89- Kadının çocuklara imamlığı: Doğrusu
kadının küçük ya da büyük erkeklere imam olmasının caiz
olmamasıdır. (İbn Useymin)
90- Mescidin yakınında kadınların namaz kılmak
için yer edindikleri çadır: Mescitte erkeklerin arkasında
kadınların namaz kılmak için çadır edinmeleri caizdir.
Mescid içinde olursa burası mescid ve namazgâh olarak isimlendirilir.
(el-Lecnetud Daime)
91- Kadının mescide çıkmasının
şartları:
— Tam bir şekilde tesettürlü olmalıdırlar
— Koku sürünmeden çıkmalıdırlar
— Süslü elbise ve ziynet ile çıkamazlar
— Kocasının ve çocukların haklarından bir şey
ihmal etmemelidirler.
— Çıkması halinde fitne söz konusu
olmamalıdır. (İbn Fevzan)
92- Kadının cemaat ile kıldığı namazdaki
ecri ile erkeklerin cemaatle kıldığı namazın ecri
eşit midir?: Cemaat ile namaz kılmada ecrin kat kat olması
erkeklere hastır. Zira onlar vacip mertebesinde cemaate davet
edilmektedirler. Hadisin lafzı: “Erkeğin cemaatle
kıldığı namaz, evinde kıldığı namazdan
yirmi beş kat üstündür.” Binaenaleyh, kadın bu ecre
ulaşamaz. (İbn Useymin)
— Lakin mescide yürüme sevabını kazanır ve meleklerin
mescitte namaz kılanlara ettikleri salata kavuşur.
Bu bölümde 15 cevap vardır:
1- Kadınların erkeklerle beraber cenaze namazına
katılmaları caizdir. Zira ibadetler hakkındaki esas, erkeklere
de kadınlara da şamil olmasıdır. (el-Lecnetud Daime)
2- Cenazenin büyük ya da küçük olması fark etmeksizin, imam erkek
cenazenin başı hizasında, kadının ise orta
kısmı hizasında durur. (İbn Useymin)
3- Kadınların cenaze peşinden gitmeleri: Ümmü
Atiye radıyallahu anha der ki: “Cenazeyi takip etmekten yasaklandık
fakat bu konuda ısrar edilmedi.” (Buhari ve Müslim)
4- Ölü için çığlık atmak: Haramdır. Bu sesi
yükselterek ağlamaktır. Allah Teala’nın takdirine razı
olmamanın ve sabretmemenin göstergesidir. (İbn Fevzan)
5- Ölü için ağlamak: Yüksek sesle olmamak ve Allah’ın
takdirine öfkelenmemek şartıyla caizdir. (İbn Fevzan)
6- Erkeğin karısını veya kadının
kocasını yıkaması caizdir: Zira Ali Bin Ebi Talip
radıyallahu
7- Kadının Hayızlı iken kadın cenazesini
yıkaması ve kefenlemesi caizdir. (el-Lecnetud Daime)
8- Mahremi olmasa da erkeğin mahremleri yanında kadın
cenazesini kabre indirmesi caizdir. (İbn Baz)
9- Kadınların kabirleri ziyaret etmesi caiz değildir. Zira
hadiste: “Allah kabirleri ziyaret eden kadınlara lanet etsin”
buyrulmuştur. (el-Lecnetud Daime)
10- Kadın, ziyaret etme amacı olmadan bir kabristana uğrarsa
durup meşru şekilde selam vermesinde sakınca yoktur. (İbn
Useymin)
11- Kadınların kabir ziyaretinden alıkonulmasının
hikmeti:
— Zira kadınlar akıl bakımından zayıf ve duygusal
oldukları için çabuk etkilenirler.
— Kadın, kabirleri ziyaret ettiği zaman bunu tekrar eder. Bunu
tekrar ettikleri zaman da kabristan kadınlarla dolar. Böylece
kabirler günahkârların uğrak yeri haline gelir. (İbn Useymin)
12- Kadının, sarıldığı izar, başına
örtülen örtü, giydirildiği gömlek ve sargı olmak üzere
beş parça beyaz elbise ile kefenlenmesi müstehaptır.
13- Ölmüş kadının saçları ne yapılır?:
Üç belik örülür ve arka tarafına sarkıtılır.
(İbn Fevzan)
14- Ölüye “merhum (rahmetli)” demek: Meşru olanı:
ölmüş müslüman hakkında “Allah rahmet etsin” demektir. Merhum
denmez, zira bunun hakikati bilinmez. (el-Lecnetud Daime)
15- Musibet anında yanakları tokatlamanın ve yaka yırtmanın
hükmü: Caiz değildir. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: “Yanaklarına
vuran ve yaka yırtan veya cahiliye davasına çağıran bizden
değildir.” Buyurmuştur. (Buhari ve Müslim)
Musibet anında vacip olan, sabretmek ve sıkıntının
geçmesini beklemektir. Bu çirkin işlerden sakınmalı,
geçmişte olmuşsa bunlardan Allah’a tevbe etmelidir.
Bu bölümde 63 cevap vardır:
1- Kadın buluğ çağına ulaştığı
zaman oruç tutması farz olur.
— Şu dört şeyden biri ile kadının buluğ
çağına geldiği anlaşılır:
— On beş yaşını doldurması