Timaş Yayınları

 

 

 

20. ASIRDA KUR’AN İLİMLERİ ÇALIŞMALARI. 5

Önsöz. 5

Giriş. 5

20. Asır Kur'ân İlimleri Çalışmaları 6

20. Asır Kur'ân Çalışmalarının Tasnifi 7

20. Asır Kur'ân Çalışmalarının Özellikleri 8

I. BİRDEN FAZLA KONU İHTİVA EDEN KUR'ÂN İLİMLERİ ÇALIŞMALARI. 9

A- Ulumu'l Kur'an'ın Tarihçesi Ve Tanımı 9

A- Tarihçesi: 9

B- Tarifi: 10

Çağdaş Bazı Çalışmaların Tanıtımı 10

Eserlerin Tanıtımı 11

1- Şeyh Tahir El-Cezâirî (ö.1388/1919) et-Tibyân li Ba'di'l-Mebâhisi'l-Mütaallikati Bi'l-Kur'ân Alâ Tarikati'l-İtkân: 11

Kitabın Özellikleri: 11

2- Muhammed Abdulazîm Ez-Zerkânî (Ö. 1367/1948) Menahilu'l-İrfan fi Ulumi'l-Kur'ân: 12

Kitabın Özellikleri: 13

3- Sübhî es-Salih-Mebâhisu fi Ulümi'l-Kur'ân: 13

Kitabın Özellikleri; 13

4- Muhammed b. Muhammed Ebu Şehbe-El-Madhal ilâ Dirâseti'l-Kur’ani'l-Kerîm: 14

Kitabın Özellikleri: 14

5- Mennâ' Halilu'l-Kattân-Mebâhisu fî Ulumi'l Kur'ân: 14

Kitabın Özellikleri: 15

6- Abdullah Mahmud Şehhâte-Ulumu'l-Kur'ân: 15

Kitabın Özellikleri: 15

7- Muhammed Adnan Zerzur-Ulumu'l-Kur'ân: 15

Kitabın Özellikleri: 16

8- Muhammed Ali es-Sabunî-et-Tibyan fi Ulumi'l-Kur'ân: 16

Kitabın Özellikleri: 16

9- Nüreddin Itr-Muhaderatun fi Ulumi'l-Kur'ân: 16

10- Muhammed Ali el-Hasan-el-Menar fi Ulumi'l-Kur'ân: 16

11- Mühammed İbrahim El-Hafnavî-Dirasatun fi'l-Kur'ânı'l-Kerim: 16

Çağımızda Yapılan Kür'ân İlimleri Çalışmaları 17

II. MÜSTAKİL KONU ÇALIŞMALARI. 17

l) Eleştirel çalışmalar 18

Yeni Alanlarda Müstakil Konu Çalışmaları 18

A- Kur'ân Psikolojisi 19

1- Muhammed Osman Necati-el-Kur'ânu ve İlmun-Nefsi 20

1- Faktör 20

2-Et-Tıhamî Nakra-Saykolijiyetil-Kıssati fil-Kur'ân (Kur'ân Kıssalarının Psikolojisi): 21

B- Konu Birliği 22

Dr. Muhammed Mahmud Hicazi-el-Vahdetu'l-Mevduiyetu f'i'l-Kur'ânı'l-Kerim (Kur'ân'da Konu Birliği) 24

KUR'AN TASVİRİ. 24

A-Tasvır Üslûbunun Özellikleri:    . 25

B- Tasvirin Vasıtaları: 25

Seyyid Kutub-et-Tasviru'l-Fenniyu li'l-Kur'ân: 26

KUR'AN ÜSLUBU.. 26

A- Kur'ân Üslûbu'nun Özellikleri: 27

1- Lafzın Azlığı ve Mânânın Çokluğu: 27

2. Kur'ân Hitabının Avam Ve Havasa Yönelik Olması; 28

3.  Kur'ân Üslûbunun Hem İcmali (Genelleyici), Hem Beyanı (Açıklayıcı) Olması: 28

4. Te'kid: 28

5- Tekrar: 28

6- Dil Güzelliği: 29

7. Tasvir Üslûbu: 29

8- İstidlal Üslûbu: 29

B- Eserlerin Tanıtımı 29

1- Hasan Tabl-Üslübu'l-Îltifatı fi'l-Belağati'l-Kur'âniyye: 29

2- Ahmed Mahir el-Bakari-Esalibu'n-Nefy fi'l-Kur'ân: 30

Üslûp Alanında 20. Asırda Yazılmış Eserler: 30

KUR'AN KISSALARI. 31

a- Kur'ân Kıssalarının Çeşitleri: 31

b- Kıssaların Fayda ve Amaçları: 32

C- Kıssaların Tekrarı: 32

d- Tekrarın Sebepleri: 33

Vehbe ez- Zuheyli-el-Kıssatü'l-Kur'âniyye Hidâyetün ve Beyanün: 33

Kitap Hakkında Bazı Mülahazalar: 34

Kur'ân Kıssaları Sahasında Yapılan Çalışmalar: 34

USUL'UT TEFSİR.. 35

A- Usülü't-Tefsirin Tasnifi: 35

B- Eserlerin Tanıtımı: 35

1- Muhammed Hüseyin ez-Zehebî-et-Tefsir ve'I-Müfessirûn: 35

2- Halid Abdürrahman el-Akk-Usulu't-Tefsir ve Kavaiduhu: 36

3- Muhyiddin Baltacı-Dırasetun fi't-Tefsiri ve Usulihi: 37

Tefsir Usûlü Sahasında Yapılan Diğer Çalışmalar: 38

KEVNİ AYETLER.. 39

Adnan eş-Şerif-Min Ulumi'l-Ardi'l-Kur'âniyye: 39

Kevni âyetler Alanındaki Çağdaş Çalışmalar: 40

KUR'AN SEMANTİĞİ. 40

Toshihiko İzutsu-Kur'ân'da Allah ve İnsan: 41

Kitap Hakkında Bazı Mülahazalar: 42

MU'CEM ÇALIŞMALARI. 42

a- Mu'cem Çalışmalarının Tasnifi: 42

1- Muhyiddin Atiyye-el-Keşşafu'l-İkdisadî li Âyâti'l-Kur'âni'l-Kerim (Kur'ân Âyetlerinin Ekonomik Rehberi): 43

Altı müfessir şunlardır: 43

2- Muhammed Mustafa Muhammed el-Fihrisü'l-Mevduiyye li Âyâti'l-Kur'âni'l-Kerim: 44

Mu'cem Çalışmaları: 44

ELEŞTİREL ÇALIŞMALAR.. 44

Ahmed Muhammed Cemal-el-Kur'ânu'l-Kerimu Kitâbun Uhkimet Ayatuhu: 45

Kitap Hakkında Bazı Mülahazalar: 45

KUR'ÂN ARAŞTIRMALARI. 46

1- Şeyh Halid Abdurrahman El-Akk (Suriye Dimeşk'li) El-Furkan Ve'l-Kur'ân: 47

Kitap Hakkında Bazı Mülahazalar: 47

2- Muhammed Beyyumî Mehran-Dirasatun Tarihiyyetun mine'l-Kur'âni'l-Kerim: 48

Kür'ân Araştırmaları Sahasında Yapılan Çalışmalar: 51

KLASİK KONU ÇALIŞMALARI. 52

KIRAAT.. 53

A- Kıraetlerin Ortaya Çlkış Sebebleri Ve Tarihçesi: 53

B- Kıraetlerin Tasnifi: 54

C- Kıraetlerîn Kabul Şartları: 55

d- Ahrufu Seb'a ile Kıraati Seb'a Arasındaki Fark: 55

e- Eserlerin Tanıtımı: 55

Muhammed Salim Muhaysin el-Kıraatu ve Eseruha fi Ulumi'l-Arabiyye: 55

Kıraat ve Tecvid Sahasında Yapılan Çalışmalar: 56

KUR'ÂN'DA NESÎH.. 57

Mustafa Zeyd-en-Neshu fi'l-Kur'âni-Kerim: 58

Nesihle İlgili Çağdaş Eserler: 58

KUR'AN İ'CAZI. 59

A- İ'cazın Gerekliliği 59

B- İ’cazın Merhaleleri: 59

C- İlmî Bir Disiplin Olarak İ'cazın Ortaya Çıkışı: 59

D- Î'cazın Tarifi ve Vecihleri: 60

E- 20. Asır Kur'ân İ'cazı Çalışmaları 61

1- Mustafa Sadık er-Rafi'î-İ’cazu'l-Kur'ân: 62

2- Mustafa Müslim-Mebahisu fi Î'cazi'l-Kur'ân: 62

3- Muhammed Hasan Heyto-el-Mu'cizetu'l-Kur'âniyye: 62

4- Muhammed Abdullah Draz-en-Nebe'u'l-Azim: 63

Kur'ân Î'cazı Sahasında Yapılan Çalışmalar: 63

KUR'AN TARİHİ. 63

A- Kur'ân Tarihine Genel Bir Bakış: 64

Birinci Merhale. 64

İkinci Merhale. 64

Üçüncü Merhale: 65

Eserlerin Tanıtımı 66

1- Muhammed Hamidullah-Kur'ân Tarihi 66

2- Abdussabur Şahin-Tarihu'l-Kur'ân: 66

20. Asır Kur'ân Tarihi Çalışmaları: 67

KUR'ÂN İ'RABI. 67

A- Tarihçesi: 67

Eserlerin Tanıtımı: 68

Mühyiddin Derviş-İ'rabul'Kur'ân: 68

Kitap Hakkında Bazı Mülahazalar: 69

Kur'ân İ'rabı Çalışmaları: 69

ĞARİBU'L-KUR'AN.. 69

A- Ğaribu'l-Kür'ân'ın Tarih İçerisinde Oluşumu ve Nedenleri: 70

Ğaribü'l-Kur'an Alanında Yapılan Çalışmalar: 71

FİLOLOJİK ÇALIŞMALAR.. 71

1. Abdu'l-'Âli Salim Makram-Kadâyâ Kur'ân'iyye fî Dav’i’d-Dirâsâti'l-Luğaviyye: 72

2- Salah Abdu'l-Fettah el-Halidî-Letâifu Kur'âniyye: 72

20. Asır Kur'ân Filolojisi Çalışmaları: 72

III.  ÇAĞDAŞ TEFSİRLERİN MUKADDİMELERİNDE KUR'ÂN İLİMLERİ. 73

1- Cemaleddin el-Kasımi-Mehasinu't-Te'vil: 73

Mukaddime Hakkında Bazı Mülahazalar 74

2- Muhammed et-Tahir ibnu Aşur-et-Tahrir ve't-Tenvîr: 74

3- Muhammed El-Emin Eş-Şankitî-Adva'u'l-Beyan fi Tefsiri'l-Kur'âni bi'l-Kur'ân: 75

4- Muhammed Reşid Rıza-el-Menar: 76

5- Vehbe ez-Zuhayli-et-Tefsiru'l-Münir: 76

6- Muhammed Hamdi Yazır Elmalılı-Hak Dini Kur'ân Dili: 76

7- Süleyman Ateş-Yüce Kur'ân'ın Çağdaş Tefsiri: 76

8- Ebu'l-A'lâ El-Mevdudi-Tefhimu'l-Kur'ân: 77

IV. TÜRKÇE YAZILAN KUR'AN İLİMLERİ ÇALIŞMALARI. 77

1- Abdullah Aydemir-Tefsirde İsrailiyat: 77

2- Abdurrahman Çetin Kur'ân İlimleri ve Kur'ân-ı Kerim Tarihi: 77

3- Ali Turgut-Tefsir Usûlü ve Kaynakları: 78

4- Bursalı Mehmed Tahir-Delilu't'Tefasir: 78

5- Bergamalı Cevdet Bey-Tefsir Tarihi: 78

6- Celal Kırca-İlimler ve Yorumlar Açısından Kur'ân'a Yönelişler: 78

7. İsmail Hakkı İzmirli-Tarih-i Kur'ân: 79

8- İsmail Cerrahoğlu-Tefsir Usûlü: 79

8- İsmail Cerrahoğlu-Tefsir Tarihi: 79

9- Mehmet Sofuoğlu-Tefsire Giriş: 79

10- Osman Keskioğlu-Kur'ân Tarihi: 80

10- Osman Keskioğlu-Nüzulünden Günümüze Kur'an-ı Kerim Bilgileri: 80

11- Ömer Rıza Doğrul 80

a) Tanrı Buyruğu. 80

b) Kur'ân Nedir: 80

12- Ömer Nasuhî Bilmen-Büyük Tefsir Tarihi: 81

13- Sait Şimşek-Kur'ân Kıssalarına Giriş: 81

14- Suat Yıldırım-Peygamberimizin Kur'ân'ı Tefsiri: 81

14- Suat Yıldırım-Kur'ân-ı Kerim ve Kur'ân ilimlerine Giriş: 82

15- Süleyman Ateş-İşari Tefsir Okulu: 82

TERCÜME ÇALIŞMALARI. 82

A- Harfi Tercüme: 83

B- Manevi Tercüme: 84

C- Manevî Tercümenin Şartları: 84

D- Tefsirî Tercüme: 84

GAYRI MÜSLÜMLERÎN KUR'ÂN ÇALIŞMALARI. 85

1- J. J. G. Jansen-Kur'ân'a Bilimsel Filolojik Pratik Yaklaşımlar: 86

2- J. M. S. Baljon-Kur'ân Yorumunda Çağdaş Yönelişler: 87

Oryantalistlerin Kur'ân çalışmaları 87

ULÜMU'L KUR'ÂN ÇALIŞMALARIYLA İLGİLİ ÖNERİLERİMİZ: 88

SONUÇ.. 89

BİBLİYOGRAFYA.. 90


20. ASIRDA KUR’AN İLİMLERİ ÇALIŞMALARI

 

Önsöz

 

Yüce Kur'ân, insanlığın fert ve toplum düzenini, mutlu­luğunu sağlamak, güçsüzleri zulüm ve haksızlıktan kurtarmak, şirkin kirine bulaşmış olan insanoğlunu Allah'a halis kul yapmak suretiyle kalp, akıl, vicdan ve ruhunu te­mizlemek için inmiştir. Kur'ân, insanlığa yeni mesajlar, önemli ve yararlı ilahi emirler ve yasaklar getirmiştir. Kur'ân, insanoğlunun di­ni hayatını tevhidi esaslar ekseninde yeniden düzenlediği gibi, dün­ya hayatını da değişik kurallar, kanunlar ve nizamlar çerçevesinde farklı biçimlerle ve arı formlarla tanzim etmiştir.

Kur'ân, din, dünya, ahlâk, kanun, ilim ve sanat gibi birçok hu­susta ilham kaynağı olmuştur. Zira o, inançtan felsefeye, ahlâktan eğitime ve sanattan fenne kadar çok sayıda ilim dallarının normları­nı ihtiva etmektedir.

Bu yüce Kitab, herkesin kendi gücü nisbetinde istifade edebile­ceği bir özelliğe sahiptir.

İnmeye başladığı ilk günden itibaren, gerek güzel üslubuyla, ge­rek olağanüstü içeriğiyle muhataplarını ciddi bir şekilde etkilemiştir.

İşte bu ve daha birçok özelliğe sahip olan Kur'ân, insanlığın dik­katini çekmiş ve tarih boyunca hep ilgi odağı olmaya devam etmiştir.

Müslüman alimler, ona karşı hem bir vefa borcunu yerine getir­me, hem ümmet tarafından daha iyi anlaşılmasına yardımcı olmak için, okunuşundan, içeriğinin kapsadığı değişik hukuki ve metodo­lojik hususlara kadar birçok yönden onu incelemeye ve ona hizmet etmeye çalışmışlar. İslâm âlimleri, Kur'ân'a hizmet sadedinde binlerce eser yazmışlar ve on dört asır boyunca Kur'ân'a yönelik bu hiz­met aşkı devam etmiştir.

Biz Müslümanlar için çok sevindirici bir olaydır ki, materyalizm, ateizm ve pozitivizm gibi inkarcı felsefe ve düşüncenin en çok yay­gın olduğu yirminci asırda Kur'ân'a yönelik çalışmaların azalması beklenirken aksine, bu asırda diğer çağlara nisbetle daha fazla art­mıştır. Umulmadık bir şekilde Kur'ân ilimleri sahasında büyük gelişmeler olmuştur.

Sadece ona inananlar değil, farkında olmadan düşmanları tara­fından bile Kur'ân'a hizmet edilmiştir. Kur'ân, çok değişik açılardan incelenmeye tabi tutulmuştur. Özellikle Kur'ân'ın muhtevası, farklı zaviyelerden irdelenmiştir. Bunun için Kur'ân'la ilgili çalışmalar ara­sında konulu tefsir, günümüzde en çok yer kaplayan alan olmuştur.

Günümüzde Kur'ân'a yönelik bu yoğun ilgi dikkatimizi çekti. Yirminci asırda Kur'ân ilimleri sahasında yapılan çalışmalara bir ışık tutmak istedik. Önceleri bu çalışmamızı kırk-elli sayfalık bir makale olarak düşündük. Ancak araştırmaya daldıkça bu konunun bir iki makaleyle tam olarak ortaya konulamayacağı kanaati hasıl oldu. Ni­hayet çalışmamızı "Yirminci Asır Kur'ân İlimleri Çalışmaları" adı al­tında orta hacimli bir kitap olarak yayınlamaya karar verdik.

Çalışmamız bir giriş, dört bölüm ve bir sonuçtan meydana gel­mektedir. Kur'ân ilimlerini incelediğimiz birinci bölümde, Kur'ân ilimlerinin kısa bir tarihçesini ve tarifini sunduktan sonra, konuyla ilgili yazılan bir kısım eserlerin tanıtımını yaptık. Müstakil konu ça­lışmalarına ayırdığımız ikinci bölümü iki kısma ayırdık: Yeni ve eski konu çalışmaları. Konuları ele almadan önce her konunun felsefesi­ni yaparak bazı lüzumlu bilgiler sunduk. Ardından ele alınan sahada örnek olarak bazı çalışmaları tanıttık. Konuyu, bu sahada yapılan çağdaş eserlerin isim listesiyle bitirdik.

Üçüncü bölümde, mukaddimelerinde Kur'ân ilimlerine yer veren çağdaş tefsirleri ele aldık.

Kasımı, İbn Aşur, Muhammed Reşid Rıza, ez-Zuhaylî, Mevdudî, Süleyman Ateş ve Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır'ın tefsirlerinin mukaddimelerinde işlenen hususları tanıttık.

Dördüncü bölümde de Arapça olmayan Kuran ilimleriyle ilgili çalışmaları inceledik. İmkanlarımızın kısıtlı oluşundan münhasıran Türkçe ve Batı Dillerinde yapılan çalışmalar üzerinde durduk An­cak Ortadoğu ve dünyanın Arapça dışındaki dillerde yapılan bütün çalışmaları tesbit etme imkanını bulamadık.

Çalışmamızı, Kur'ân ilimleri hususunda sunduğumuz öneriler ve sonuç kısmıyla bitirdik.

Gayret bizden muvaffakiyet Allah'tandır.

M. Halil Çiçek

Van-1995. [1]

 

Giriş

 

Kur'ân-ı Kerim tarih boyunca gerek Müslümanlar, gerekse Müslüman olmayan diğer bazı insanlar nezdinde büyük bir ihtimam görmüş ve devamlı olarak aka­demik çevrelerin ilgi odağı olmuştur. Kur'ân diğer semavî kitaplar­dan hiç birisine nasip olmayan ilmî bir teveccühe mazhar olmuş­tur.[2] İlim çevreleri, Kur'ân'ı birçok yönden ele almış ve onun bu muhtelif yönlerini ilmî kurallarla disiplinize ederek birçok ilim dalı geliştirmişlerdir. Kur'ân'a gösterilen bu yoğun ilgi neticesinde îslâm tarihinin erken dönemlerinde "Ulumu'l-Kur'ân" adı altında çok zen­gin ilmî bir disiplin ortaya çıkmıştır.[3]

Gün geçtikçe gelişmekte olan bu ilim, Kur'ân'ın mânâ yönünden ihtiva ettiği bütün konuları ve lafız yönünden ilgisi bulunan tüm hususları müstakil ilim kolları halinde işlemektedir. Kur'ân'ın müfred, cümle, üslûp, kasem, darb-ı mesel, mecaz, nesh, istiare, nüzul sebe­bi...v.b. onlarca konu ilim çevrelerinin ilgi odağı olmuş ve bu konular müstakil eserler halinde detaylı bir şekilde incelenmiştir. Hatta Kur'ân'ın kimi konuları hakkında müstakil ilim dalları bile kurul­muştur. Bazı konular hakkında da onlarca eser yazılmıştır, islâm ta­rihinin erken dönemlerinden itibaren başlayan bu çalışmalar, bazı dönemlerde hızlanmış bazı dönemlerde ise yavaşlamıştır. Hicri üçüncü ve dördüncü asırlar Kur'ânla ilgili çalışmalar açısından altın devirdir.[4] Îbnü'n-Nedim (ö. 380/990) in el-Fihrist'inde h. üçüncü ve dördüncü asırda Kur'ân'la ilgili telif edilmiş yaklaşık 400 eserin is­mi yer almaktadır.[5] Kur'ân'a yönelik bu yoğun teveccüh zaman za­man dumura uğramış olsa bile, asla tümden kesintiye uğramamıştır. Yetişen her ilim nesli Kur'ân'da orijinal bir şey bulmaya çalışmış ve araştırmalarını orijinal bulduğu o sahaya teksif etmiştir. Tabiatıyla bu çalışmaların bir kısmı temel kaynak vazifesi görmüş ve ilim dünyası birçok yönden onlardan istifade etmiştir.

Bazı çalışmalar ise ön yargılı; Kur'ân'a ve İslam'a husumet dürtü­süyle yazılmıştır. Bunlar İslamî camiaya er veya geç de olsa zararlı olmuştur.

Konu buraya çekilmişken, geniş bir parantez açma zaruretini hissetmekteyim. İslam'ı ve kaynaklarını söz konusu yapan çalışma­lar tarihte kısmen, günümüzde ise ciddi mânâda oryantalist çevreler ve onların zihniyetini taşıyan bazı kişiler tarafından kaleme alınmış­tır. Bu çalışmalar, İslama hizmetten ziyade husumet amaçlı kaleme alındıkları için bazı ilmî hususları ihtiva etseler bile, zarardan hali değiller.[6]

Bahsi geçen oryantalistler en azından üslûp olarak Müslüman bir alimin kullanamayacağı kuşku dolu bir dil kullanmışlardır.[7] Kimile­ri ise, kendi milliyetlerinin propagandasını yapmak ve Müslümanla­rı geri kalmışlık, güçsüzlük ve cehalet nitelemeleriyle lanse edip, özellikle Müslüman okuyucuyu kendine güvenmeme psikolojisine sokmayı hedeflemektedir.[8]

Bu sebepten ötürü Müslüman okuyucunun bu tür çalışmaları okurken çok müteyakkız olması gerekir. Neyi kabul edeceğini neyi rededeceğini iyi bilmelidir. Söylenen her şeyi kuru bir teslimiyetle almamalıdır. Özellikle Kitap ve Sünnetle ilgili oryantalist araştırmaların arka planındaki hedeflere alet olmamaya özen göstermelidir. Batının teknolojide, siyasette, iktisatta, sosyal fikir ve organizasyon­larda ve bilimler metodolojisindeki üstünlüğünü kimse inkar etmez. Ayrıca bunlardan istifade etmeyi de akıl sahibi hiç kimse reddede­mez. Ne var ki, Batının bu üstünlüğü kendisine aşırı ve şımarıkça bir gurur verdiği gibi, Batı karşısında güçsüz düşmüş ve geri kalmış ülkelere de kendi kendilerine karşı fazla bir güvensizlik ve şüphe halini kazandırmıştır. Durum böyle olunca geri kalmışlık ve güçsüz­lük psikolojisinin zebûnu olmuş milletler, büyük bir ekseriyetle Ba­tıya karşı aşırı hayranlık, güven ve teslimiyetle bağlanmışlardır. Oy­sa bu mutlak güven ve teslimiyet, özellikle islâm alemi açısından oldukça riskli ve tehlikeli bir durumdur. Çünkü Müslümanlar şunu hiç akıllarından çıkarmamalıdırlar ki; Batı yeryüzünde kendisine ezelî düşman olarak İslâm'ı kabul etmektedir. Fikrî, coğrafî, hukukî ve idarî güç potansiyelinden ötürü de kendisine sadece islam'ı rakip görmektedir. Her fırsatta bu rakibi güçsüz düşürmek ve ayağa kalk­masını geciktirmek için uluslararası platformlarda tuzak kurmakta­dır. Bugünkü islâm dünyasının hali ve Batının buna karşı vurdum duymaz tavrı bunun en bariz şahididir. Şu halde Müslümanlar vasat bir yol izlemelidirler. Batının faydalı olan her türlü bilim ve teknolo­jisinden ve özellikle sosyal bilimler alanındaki metodolojisinden ihtiyatli bir şekilde istifade etmelidirler. Ancak Batı'nın Kitap, Sünnet ve İslâm tarihi alanındaki çalışmalarını çok büyük bir ihtiyatla ele almalıdırlar. Bu önerimiz Batılı ilmî çalışmaları hiç almamak anla­mında anlaşılmamalı. Aksine biz İslam'ı ve kaynaklarını konu edi­nen tüm oryantalistlerin veya bu eğilimi gösteren yerli yazarların bütün çalışmalarının titizlikle, hiç bir taassuba ve ön yargıya kapıl­madan takip edilmesinin zaruretine ve hatta İslamî bir görev oldu­ğuna kaniyiz. Ancak şunu ısrarla tekrarlıyoruz: Batı kaynaklı çalış­malar ön teslimiyet ve mağlubiyet pskolojisiyle okunduğu zaman bize zarardan başka birşey kazandırmaz.[9]

 

20. Asır Kur'ân İlimleri Çalışmaları

 

Selef alimlerimiz Kur'ân ilimlerini kendi asırlarının bi­limsel şartlarına göre yeteri kadar doyurucu ve kapsamlı bir şekilde incelemiş ve derlemişlerdir. Oldukça zengin bir ilim mirasını ve çok faydalı ve verimli eserleri kendi asırlanndaki ilim nesline ve daha sonra gelecek nesillere bırakmışlardır. Ne var ki, onlar, kendi asırlarının kültür materyallerini kullanarak ça­lışmalarını kendi üslûp ve yöntemleriyle kaleme almışlardır. 20. As­ra kadar Ulumu'l-Kur'ân'la ilgili çalışmalar, kullanım malzemesi olan ilmî metaryal açısından ve üslûp yönünden pek bir fark göstermedi­ğinden, Ulumu'l-Kur'ân çalışmaları klasik üslûbunu ve metaryalini korudu. 19. asrın son çeyreğinden itibaren ise İslâm alemi ciddi bir şekilde Batıdan esen dil, kültür, düşünce, idare, hukuk, sanat...v.b. sahalardaki değişim rüzgarlarının etkisine maruz kaldı. Bu değişim gittikçe de etkisini daha fazla hissettirdi.

Bu değişimlerden özellikle üslûp, kültür ve inanç değişimleri Ulumu'l-Kur'ân alanını da ilgilendiriyordu. Çünkü dildeki bazı radi­kal değişiklikler yeni üslûbu eski üslûptan kalın çizgilerle ayırıyor­du. Ayrıca kompozisyonun yeni formu da belirgin tonlarla klasik kompozisyon biçiminden ayrılmakta idi. Öyle ki artık eski kompo­zisyon şekli yeni nesillere sıkıcı geliyordu.

Batıdan gelen pozitivist akımlar ve buna eşlik eden oryantaliz­min Kur'ân'a yönelik yersiz ve haksız eleştirileri Batıya karşı komp­leksli olan ve teslimiyet, taklitçilik pskolojisiyle Batıdan gelen her şeyi tam bir güvenle alıp kabul eden Batı meftunlarını ve bunlarla yakın temas halinde olan elit çevreleri hem kültür hem de inanç yönünden derinden etkilemiştir. Böylece İslâm alemi yeni bir kültürel ve düşünsel yapılanma sürecine girmiştir. Özellikle İslamî inançlar­da korkutucu bir dejenerasyon süreci başlıyor ve islâm alemi profan bir dünyaya doğru hızla kaymaktaydı.

İşte bu ve buna benzer nedenlerden dolayı Kur'ân ilimleri asrın icablarına uygun olarak çekici, akıcı ve yepyeni bir üslûpla ele alın­malı idi. Eleştirileri reddeden, kuşkuları gideren ve okuyucunun.il­gisini çeken ciddi bir ilmî üslûba olan ihtiyaç, kendini her geçen gün daha şiddetli bir şekilde hissettiriyordu, işte bu ihtiyaç 20. asır­da Kur'ân ilimleri alanında yeni bir oluşum sürecine yolaçtı. Bu yeni oluşum Kur'ân ilimlerini birçok yönden etkiledi. Biz önce bu asırda­ki çalışmaların tasnifini daha sonra da özelliklerini sunacağız. Böy­lece hem tasniften hem de özelliklerden yeni oluşumun daha belir­gin bir şekilde tanınmış olacağını ummaktayız.[10]

 

20. Asır Kur'ân Çalışmalarının Tasnifi

 

Bu asırda yapılan Kur'ân'la ilgili çalışmaları yirmi grup al­tında toplamak mümkündür:

1- Bütüncül Tefsir çalışmaları,

2- Konulu tefsir çalışmaları,

3- Konu itibarıyla klasik Ulumu'l-Kur'ân kaynakları tarzında Kur'ân ilimlerini ele alan çalışmalar,

4- Kur'ân ilimlerinden herhangi birini müstakil olarak inceleyen çalışmalar,

5- Kur'ân'ın mesel ve kıssalarını sosyolojik, pedagojik, psikolo­jik... v.b. sosyal bilimler açısından inceleyen çalışmalar,

6- Kur'ân'ı modern bir bakış açısıyla yorumlamaya yönelik yeni yazılmış el-Menar gibi tefsirleri irdeleyen araştırmalar,

7- Kur'ân'ın kelime, cümle, âyet ve konularını bulabilmek için kaleme alınan fihrist çalışmaları,

8- Gibb ve Goldizher gibi oryantalistler tarafından kaleme alınan Kur'ân'ı Müslümanların gözünde gerçeklikten düşürebilmek ve Kur'ân'a olan güveni sarsmak için bilimsellik adı altında ama bilimden çok uzak olan eleştirel çalışmalar,

9- Tefsir tarihi ve ekollerini inceleyen araştırmalar,

10- Eski/yeni kaynakların edisyon kritiğini yapan çalışmalar,

11- Tefsirin sınıflandırılmasına yönelik çalışmalar

12- Kur'ân'ın hakkaniyetini modern bir bakış açısıyla ispatlama­ya yönelik çalışmalar,

13- Nefy, nehiy ve iltifat gibi Kur'ân üslûbunun müşahhas bir materyalini inceleyen çalışmalar,

14- Kur'ân'ın aksiyon yönünü ele alan çalışmalar,

15- Kur'ân tarihiyle ilgili çalışmalar,

16- Tefsir kaynaklarından herhangi birini toplu halde veya bir yönünü inceleyen araştırmalar.

17- Filolojik çalışmalar,

18- Kıraetle ilgili çalışmalar,

19- Garibu’l-Kur'ân çalışmaları,

20- Kur'ân semantiği ile ilgili çalışmalar

Şunu sevinerek belirtmek gerekir ki, 20. asır, ayni zamanda Kur'ân İlimleri ve tefsiri açısından oldukça velûd bir asırdır. Akade­mik çalışmaların ivme kazanması, gayri müslimlerin kuşku verici eleştirel yaklaşımları, yazım ve ulaşım teknolojisinin gelişmesi ve İs­lâm aleminin konjonktürel durumu 20. asrın bu sahalardaki üret­kenliğinin temel faktörleridir. Kur'ân'la ilgili bu çalışmaları daha pratik ve daha derli toplu bir taksimle verecek olursak tüm çalışma­ları dört ana başlık altında toplamak mümkündür.

a- Tefsir

b- Tefsir Tarihi

c- Kur'ân İlimleri

d- Kur'ân'ın genel konularıyla ilgili araştırmalar. Biz bu dört alandan, tefsir hariç diğer üç alanla ilgili bir değerlendirmede bulunacağız. 20. asırda yapılan tefsir çalışmaları genişçe bir alan kapladığından, bu çalışmamız, onu almaya müsait değildir. Tefsir çalışmalarını müstakil bir çalışmada ele almak daha uygundur.

Bu grupların detayına geçmeden evvel 20. asırda yapılan Kur'ân ilimleri çalışmalarının ayırıcı özelliklerine bir göz atmamız uygun olacaktır:[11]

 

20. Asır Kur'ân Çalışmalarının Özellikleri

 

1- 20. asır Ulumu'1-Kur'ân çalışmalarının çoğu, oryantalist veya o eğilimde olanların eleştirilerine hedef olan konu­lara ağırlık vermektedir. Yani bu çalışmalar mücadeleci bir ruha sahiptirler.[12]

2- 20. asrın Ulumu'l-Kur'ân'la. ilgili çalışmaları kısmîdir, bütün­cül değildir. Zira bu çalışmaların çoğu Kur'ân ilimlerini kapsayıcı bir şekilde içermemektedir. Es-Suyûtî (ö.910/1504)'nin el-İtkân'ı Kur'ân ilimlerinden 80 nini ihtiva etmektedir. Halbuki 20. asırda Kur'ân ilimleri sahasında yapılmış en geniş çalışma olarak kabul edebileceğimiz Menahilu'l-İrfan bile, Kur'ân ilimlerinden sadece on altı konuyu içerir. Onların dışında kalan birçok konuyu ihtiva etme­mektedir. 20. asırda Kur'ân ilimleri sahasında yazılan çalışmaların çoğu muhtasar olarak kaleme alınmıştır. Özellikle Batılıların eleştiri konusu yaptıkları Kur'ân'ın Kaynağı, Kur'ân'ın Cem'i, Hurufu-Mukatta'a, Hurufu-Seb'a meseleleri ve aktüalite ile yakın ilişkisi vardır diye­bileceğimiz Kur'ân İcazı gibi hususlara daha fazla ağırlık verilmiştir. Böylece 20. asrın Kur'ân ilimleri çalışmaları dünya gündemini yaka­lama özelliğine de sahiptir denilebilir.

3-  Bu çalışmaların büyük bir kısmı eleştireldir. Eski kaynaklar­dan devralınan bilgileri hiç eleştirmeden olduğu gibi aktarmazlar. İl­gili konuda önce malumat verdikten sonra yazar konuyu değişik bir açıdan irdelemeye çalışır ve kendi tercihini kaydeder.[13]

4- 20. asır Kur'ân ilimleri çalışmaları, zaman zaman Kur'ân'ın ba­zı yönlerini modern bir bakış açısıyla incelemeye tabi tutar. Mesela Kur'ân kıssalarını veya emsalini incelerken modern bazı kıstaslarla inceliyerek kıssaların teknik yönlerini ortaya koyarlar.[14] Sonra kıs­salarda psikolojik, sosyolojik, pedagojik bazı kurallara riâyet edildi­ğine de dikkat çekerler.[15]

5- Ayrıca bu çalışmalarda Araplar ve Arap olmayanlar genelde çağdaş bir dil kullanmışlardır. Dil özellikle Arapların çalışmalarında akıcıdır; üslûp açık ve çarpıcıdır. Mesela ez-Zerkâni’nin Menahil ve­ya Draz'ın en-Nebe'ü'l-Azîm adlı eserini okurken çok nefis bir edebî eser okuduğunuzu hissedersiniz.[16]

6- 20. asrın bir takım kültür normlarını da bu çalışmalarda za­man zaman görmek mümkündür. Dr. Abdullah Draz'ın el-Medhal ila Dırâseti'l-Kur'âni'l-Kerim'i ve Seyyid Kutub'un et-Tasviru'l-Fenniyyu fi'l-Kur'ân'ı, Abdurrahman Halid el-Akk'ın el-Furkan'ı, Mâlik b. Nebi'nin ez-Zâhiretu'l-Kur'âniyye'si günümüz kültür normlarını en ba­riz şekilde taşıyan eserlerdir.

7- Bu çalışmalar ihtilaflara fazla yer vermezler. Konunun gereği olmadıkça muhalif görüşleri kaydetmezler, kaydettikleri taktirde de daha evvel işaret ettiğimiz gibi gerekli irdelemeleri yapıp kendi ter­cihlerini yapmadan geçmezler.

8- Bu çalışmalarda aktarılan rivayetlerin senetlerine de genellikle yer verilmez. Ancak gerekli görülen yerde ya rivayetin derecesi veya Bahari, Müslim gibi sika raviler tarafından rivayet edildiği kaydedilir.[17]

9- 20. asırda kaleme alınan Kur'ân ilimleri çalışmaları îsrailiyat gibi makul olmayan bilgileri toplamaktan kaçınırlar.

10- 20. asır Ulumu'l-Kur'ân çalışmaları davetçi bir üslûba sahip­tirler. Böylece aksiyoner bir yapıya bürünmüş oluyorlar. Yani Kur'ân'ın aksiyoner yönünü ön plana çıkarırlar. Özellikle Muhammed Abdülazim ez-Zerkânî (ö. 1367/1948), Ebû Şehbe ve Adnan Zer­zûr buna fazlaca değinmektedirler.

11- 20. asır Kur'ân ilimleri çalışmaları atomiktir. Yani günümüz araştırmacıları Kur'ân'ı atomize ederek çok küçük parçalara ayrıştı­rarak incelemeye tabi tutarlar. Bunun en tipik örnekleri Kur'ân'ın üslûp ve muhteva elemanlarının en küçük parçalarının birer çalışma konusu yapıldığı akademik araştırmalardır. Örneğin Kur'ân'da nefiy, nehiy, istifham, da'vet v.b. birçok hususun üzerinde bugün yapılmış müstakil çalışmalar azımsanmayacak kadar çoktur.

12- Asrımızdaki Kur'ân ilimleri çalışmalarının diğer bir özelliği de müstakil konu çalışmalarının daha fazla çoğunlukta olmasıdır. Bu durum daha evvelki dönemlerde de Kur'ân ilimleri sahasında görülüyordu. Mesela, İbnu Kayyım (ö.751/1350) Kur'ân'ın kasemlerini, ve edebî sanatlarını, el-İzz b. Abdüsselam (ö.660/1261) i'cazmı müs­takil eserler halinde te'lif etmişler. Kur'ân i'câzı, vucûh ve nezâiri, ahkâmı ve garip kelimeleri sahalarında da birçok müstakil eser, öte­den beri yazılagelmiştir. Ancak zaman dilimine göre oranlama yapı­lırsa günümüzde Kur'ân ilimlerinin çeşitli dallarında te'lif edilmiş müstakil eserlerin daha fazla olduğu görülür. Bu konudaki listemizi daha sonra sunacağız.

20. asır Kur'ân ilimleri çalışmalarının tesbit edebileceğimiz bu özelliklerini sıraladıktan sonra şimdi de dört grup altında topladığı­mız Kur'ân'la ilgili çalışmalardan tefsir dışındaki gruplar alanında günümüzde (20. asırda) yapılan çalışmaları sunmaya geçeceğiz. An­cak her bir konu başında konunun tanımı, tarihçesi ve eski kaynak­ları hakkında özet bir bilgi sunmayı yeğledik. Zira bu sayede konu­nun geçmişiyle bugünü arasında bağlantı kurma imkanı sağlanmış olacaktır. Böylece okuyucu konuyu genel hatlarıyla görme imkanına sahip olur.[18]

I. BİRDEN FAZLA KONU İHTİVA EDEN KUR'ÂN İLİMLERİ ÇALIŞMALARI

 

A- Ulumu'l Kur'an'ın Tarihçesi Ve Tanımı

 

A- Tarihçesi:

 

Kur'ân, çok zengin mânâları ve değişik konuları ihtiva ederek Arapça nazil oldu. Mânâsını anlamak, onu ha­yata geçirmek, verdiği mesajı iyi anlayıp başkasına da götürebilmek ve nihayet bu değerli serveti gelecek nesillere aktar­mak bütün mü'minlerin aslî görevlerinden biridir. Sahabe ve onlar­dan sonra gelenler bu işin tamamen farkında idiler. Zira müminlerin dünya ve ahiret saadetini temin eden hususlar, hayatlarını düzenle­yen kanunlar, bireysel davranışlarını ve sosyal ilişkilerini tanzim eden hukukî ve ahlakî normlar, başka toplum ve devletlerle münase­betlerini belirleyen ilkeler, Allah ile insan arasındaki rububiyet ve ubudiyet kurallarını tesbit eden esaslar, Allah'ın yüceliğini gösteren kainattaki çeşitli tablolar, insanlığa istikamet veren çok yüce mesaj­lar, Hz. Peygamber (s.a.v.)'in mücadelesini, tebliğini, ümmet içeri­sindeki konumunu dile getiren beyanlar, kıyamet gününün tablola­rını, cennet nimetlerini ve cehennem azabını hatırlatan ilahî buy­ruklar bu yüce kitapta yer almaktadır.[19]

Bu mânâ zenginliğinin yanısıra, Kur'an'ın üslûbu, aksamı, emsali, nasih-mensuhu, delaleti, hitabı, belagatı, muhkem-müteşabihi, esbab-ı nüzulü, kıraatleri v.b. muhtevasıyla ilgili onlarca ilim kolu daha. vardır.

Sahabe, halis Arap oldukları için Kur'ân'ı genelde anlıyorlardı.[20] Ancak daha sonra gelen nesillerin durumu farklıydı.

İşte gelecek nesillerin, muhteva ve üslûp yönünden bu kadar zengin bir kitabı anlayabilmeleri ve içeriğindeki hususları net bir şe­kilde izah edebilmeleri için gerekli olan bilgi dallarının, ilmî disip­linlerin kurulması gerekiyordu. Fazla geçmeden Kur'ân ile ilgili ilimler kurulmaya başladı. Ancak H. I. yy. ile II. yy.'ın ilk yarısına kadar İslâm alimleri bu tür bilgileri çoğunlukla rivayet yoluyla bir­birlerine aktarmakta idiler.[21]

Gün geçtikçe Kur'ân'la ilgili daha değişik yeni bilgi dalları ortaya çıkıyordu. Günümüze kadar da bu devam etmektedir, işte aynı he­defe yönelik ve aralarında kuvvetli bir birliğin bulunduğu bu ilim dallarını bir isim altında toplamak gerekiyordu. Nihayet bu ilim dal­ları Ulumu'l-Kur'ân adı altında toplandı. Ulumu'l-Kur'ân teriminin ne zaman ortaya çıktığına gelince; önce şunu kaydetmemiz gerekir: Takriben H. II. asrın ikinci çeyreğinde Kur'ân İlimleri'nin ilk nüvesi­ni teşkil eden tefsir,[22] hadis mecmualarının bir babı olarak telif dönemine girdi. [23]

Bu dönemde tefsirin öncüleri arasında şu simaları zikredebiliriz. Yezid b. Harun es-Sülemi (ö. 117/735), Şube b. Haccac (ö. 160/777), Mukatil b. Süleyman (ö. 150/767), Veki' b. el-Cerrah (ö. 197/812), Süfyan b. Uyeyne (ö. 198/813) Abdurrezzak b. Hammam es Sağanî (ö. 211/826) v.b.[24]

Tefsirin tam ve müstakil olarak yazıldığı dönemin öncüleri ola­rak da şu simaları kaydedebiliriz: İbnu Maceh (ö. 273/885), Muham­med b. Cerir et-Tabarî (ö. 310/922), Ebu Bekr b. el-Mûnzir en- Nisaburî (ö. 318/930) v.b.[25]

Tefsirin bu gelişmesine paralel Ulumu'l Kur'ân'ın diğer dallarında da müstakil kitaplar yazıldı. Esbabı nüzulde Buharî'nin şeyhi Ali b. el-Medini (ö. 234/843); kıraatte el-Hasan el-Basrî (ö. 110/728); ğaribu'l-Kur'ân'da Ebu Ubeyde (ö. 209/824); fedailinde Ebu Ubeyde (ö. 224/839); nasih ve mensuhta Ebu Ubeyd el-Kasim b. Sellam (ö. 230/839); muşkil ve mecazda Abdullah İbnu Kuteybe (ö. 276/889); İ'cazda Muhammed b. Yezid el-Vasitî (ö. 306/918); i'rabda Muhammed b. Said el-Hufi (ö. 340/951); emsalda. Ebu'l-Hasan el-Maverdî (ö. 450/1058); aksamda Îbnu Kayyim (ö. 751/1350) ve cedelde Necmeddin et-Tufî (ö. 716/1316) v.b. müstakil eserler yazmışlar.[26]

Özet olarak sunduğumuz bu malumattan iki husus anlaşılmakta­dır:

a) Ulumu'l Kur'ân'ın tedvinine başlanıldığı ilk yıllarda konuların müstakil kitab halinde yazılmasına önem verildiği

b) Ulumu'l Kur'ân ifadesinin bu günkü şekliyle tedvinin başladığı yıllarda olmadığıdır.

Tedvinin başladığı H. I. asırdan üçüncü asra kadar Ulumu'l-Kur'ân terimine rastlanmamaktadır. Ancak Muhammed b. Halef el-Merzuban'ın (ö. 309/921) yazdığı el-Havi fi Ulumi'l-Kur'ân adlı kita­bıyla bu terimi kullandığını görmekteyiz.[27]

Daha erken bir tarihte İmam Şafii'nin Harun er-Reşid'le karşılaştı­ğında Ulumu'l-Kur'ân terimini şifahî olarak kullandığı rivayet edil­mektedir.[28] Ancak Dr. Adnan Zerzur bu olaya şüpheyle bakmakta­dır.[29] Durum ne olursa olsun bu terimin H. üçüncü asırda kullanıld­ığını adı geçen kitabın isminden anlamamız mümkündür.[30]

 

B- Tarifi:

 

Ulumu'l-Kur'ân sahasında bu kadar eser verildiğine ve kapsamı­na bunca bilgi dalları girdiğine göre onu diğer bilimlerden ayıran, kendi simgesini taşıyan, konusu ve hedefi belli olan müstakil bir ilim olarak belirlenmesi ve tanımlanması gerekir.[31]

Ancak gördüğümüz kadarıyla eski alimler Ulumu'l Kur'ân’ı ilmî bir disiplin olarak tanımlamamışlardır. Sadece Îbnu'l-Arabî (ö. 543/1148) gibi bazı alimler Ulumu'l Kur'ân'ı sayısal yönden belir­lemeye çalışmışlar.[32] Ulumu'l Kur'ân'ı ilmî bir disiplin olarak tanıt­maya yeni alimlerden de fazla yanaşan olmamıştır. Ulumu'ul-Kur'ân sahasında eser veren çağdaş alimlerden gördüklerimiz arasında sa­dece Suriyeli alim Nureddin İtr ve Suudlu Fahd er-Rumi Ulumu'l-Kur'ân’ı ilmî bir disiplin olarak tanımlamışlardır. İkisinin tanımı aşa­ğı yukarı aynıdır. Onlara göre Ulumu'l-Kur'ân: Kur'ânı Kerimin nüzu­lü, tertibi, toplanması, yazılması, okunması, tefsiri, i'cazı, nasih-mensuhu v.b. konularıyla ilgili bahislerdir.[33]

Ulumu'l-Kur'ân'ın tarihçesini ve tanımını kısaca sunduktan sonra yirminci asırda Ulumu'l-Kur'ân sahasında yapılan çalışmaları tanıt­maya geçeceğiz.

 

Çağdaş Bazı Çalışmaların Tanıtımı

 

Birden fazla konuyu içeren eski kaynaklar arasında en kapsamlı ve faydalı eserler; Burhaneddin ez-Zerkeşî (ö.794/1392)'nin el Burhan fi Ulumi'l-Kur'ân adlı dört ciltlik eseri ve es-Suyutî (ö.911/1505)'nin el-İtkan fi Ulumi'l-Kur'ân adlı iki ciltlik eseridir. Bunları tanıtmak çalışmamızın asıl amacının dışında olduğundan biz kendi konumuz olan 20. asırdaki Kur'ân İlimleri çalışmalarını tanıtmaya ve kısmen değerlendirmeye çalışa­cağız. Ancak karıştırılmaması gereken bir hususa dikkat çekme ge­reğini duymaktayım:

Ulumu'l-Kur'ân ve Usulu't-Tefsir Arasındaki Fark:

Tefsirin dışındaki Kur'ân'la ilgili çalışmalar, tefsir tarihi dahil Ulumu'l-Kur'ân adı altında incelendiğini görmekteyiz. Ülkemizde Kur'ân ilimleri sahasında yürütülen bu tür çalışmalar Tefsir Usulü adıyla takdim edilmektedir. Şah Veliyullah ed-Dihlevî (ö. 1176/1762)'den önce Usulu't-Tefsir deyiminin ilim çevreleri tarafından kullanıldığına tanık olmamaktayız. Günümüzde bazı Arap araştırmacıların Usulu't-Tefsir deyimini muhteva yönünden Ulumu'l-Kur'ân'dan ayrı bir formda kullandıklarını görmekteyiz. Muhteva yönünden görülen bu farklılık Usulu't-Tefsir deyiminin Ulumu'I-Kur'ân'la eş anlamlı olmadığını göstermektedir.

Şimdi biz her iki terkibin muhteva yönünden gösterdikleri farka bir göz atalım:

Tefsir Usulü özel; Ulumu'l-Kur'ân ise geneldir. Çünkü Ulumu'l-Kur'ân, Kur'ân ve tefsiriyle ilgili tüm bilgi dallarım içerisinde toplayan geniş bir yapıya sahiptir. Usulü't-Tefsir ise tefsirle ilgili kural, kaide ve izahları içerisinde bulundurmaktadır. Tefsirin sakıncaları, çeşitleri, şartları ve kuralları, delaletin çeşitleri ve tercüme gibi tef­sirle yakın ilişkisi olan konular, Tefsir Usulünün konularıdır. Kur'ân ilimlerinin ise, bunlardan çok daha geniş bir muhtevası vardır. Nehyin çeşitlerinden edebî sanatlara, Kur'ân'ın yazılışına kadar Kur'ân'la ilgili birçok ilim dalını ihtiva etmektedir[34]. Kur'ân'ın anlaşılmasında dolaylı olarak etkilidir. Usulu't-Tefsir ise, isminden de anlaşıldığı gibi metodolojiktir ve Kur'ân'ın anlaşılmasında doğrudan etkilidir. Ulumu'1-Kur'ân, daha ziyade pratiktir ve Kur'ân'ın anlaşılması için destek­leyici bilgileri ihtiva eder.

Usulü't-Tefsir adı altında günümüzde Araplar tarafından kaleme alman şu çalışmaları kaydedeceğiz; Halid el-Akk'ın Usulut-Tefsiri ve Kavaiduhu, Fahd er-Rumî'nin Buhûsun fi Usuli't-Tefsiri, Fethi Balta­cı’nın Dırâsatun fi't-Tefsiri ve Usulihi ve Dr. Muhammed Lütfî es-Sabâğ'ın Buhusûn Fî Usûli't-Tefsir. Bu isim ile başka çalışmalar da vardır.

el-Akk, kitabında Usulü't-Tefsir'i bağımsız bir ilmî disiplin olarak düşündüğünden ötürü kitabın mukaddimesinde önce Usûtu't-Tefsir'in ehemmiyetini,[35] tarifini, konusunu, faydasını ve gayesini müs­takil olarak kaydeder.[36] Daha sonra Ulumu'l-Kur'ân'ın tarifini ayrı olarak zikreder.[37]

İşte el-Akk’ın hem Ulumu'l-Kur'ân'a hem Usulu't-Tefsir'e ayrı ayrı tarif getirmesi ikisini ayrı ilim olarak kabul ettiğinin çok açık bir ka­nıtıdır. Ne var ki, el-Âkk her ne kadar ikisine ayrı tarif getirmiş ise de ikisinin daha önceki alimler nezdinde aynı veya ayrı olduğunu açıkça ifade etmemiştir. Ayrıca el-Akk Usulu't-Tefsir'in tarihçesine de değinmemiştir.

Fahd er-Rumî'nin Usulu't-Tefsir'i ve Ulumu'l-Kur'ân’ı ayrı ayrı bi­rer te'lif halinde kaleme alması da ikisini ayrı düşündüğünün net bir göstergesidir.

Ayrıca Dr. Muhyeddin Baltacı'nın Dırasatun Fi't-Tefsiri ve Usûlihi adlı tefsirle ilgili çalışmasının önsüzünden de Usulu't-Tefsir'in Ulûmul-Kur'ân'dan ayrı olduğu açıkça anlaşılmaktadır.[38]

Ancak Dr. Baltacı'nın Usulu't-Tefsir hakkındaki anlayışı el-Akk'ın konu hakkındaki anlayışından farklıdır. Çünkü el-Akk'a göre Usu­lu't-Tefsir Kur'ân'ı tefsir edebilmenin ilmidir. Onunla doğru tefsir yanlış tefsirden ayırt edilebilir. Gayesi Kur'ân'ı Kerim'in mânâlarının anlaşılmasıdır. Faydası ise Kur'ân'ı tefsir edebilme melekesinin elde edilmesidir.[39]

Baltacı'ya, göre ise, Usulu't-Tefsir, tefsirin ekollerini, tarihi gelişi­mini, eğilim ve kaynaklarını, her eğilimin özelliklerini, müfessirlerin metodlarını, İslâm alimlerinin buna karşı tutumlarını, tefsir kay­naklarının farklı formlar almasını etkileyen faktörleri ve tefsir haya­tının muhtelif şartlarını inceleyen bir ilimdir.[40]

Dr: Nureddin Itr'ın da aynı kanaati Baltacıyla paylaştığı yazdık­larından açıkça anlaşılmaktadır.[41]

Ulumu'l-Kur'ân ve Usulu't-Tefsir arasındaki farkı böylece göster­dikten sonra Kur'ân ilimleri sahasında 20. asırda kaleme alman ça­lışmalardan bir kaç tanesini örnek olarak tanıtmaya çalışacağız.[42]

 

Eserlerin Tanıtımı

 

Örnek olarak aldığımız eserlerin bir kısmını fihristi (içindekiler kısmını) ölçü alacak şekilde; bir kısmını ise muhtevasını biraz detaylı olarak tanıtacak şekilde sunmaya çalışacağız. Böylece bu asrın Ulumu'l-Kur'ân çalışmaları hakkında daha somut bir bilgi­ye sahip oluruz. Menahil gibi tanınan eserlerin tanıtımında fazla detaya girmedik. Aksi taktirde malumu ilam etmiş olurduk. Genel bir şekilde muhtevasına dikkat çektik ve bazı özelliklerini sunmakla ye­tindik. Eserleri tanıtırken birbiriyle çağdaş olmayanlarda tarihî kro­nolojiye riâyet ettik.[43]

 

1- Şeyh Tahir El-Cezâirî (ö.1388/1919) et-Tibyân li Ba'di'l-Mebâhisi'l-Mütaallikati Bi'l-Kur'ân Alâ Tarikati'l-İtkân:

 

Kitap Şeyh Tahir el-Cezâirî tarafından te'lif edilmiştir; Abdulfettah Ebu Ğudde tarafından tahkik edilerek yayınlanmıştır. Ancak eser Ebu Ğudde'nın tahkikli nüshasının basımından önce ve müellifinin vefatından dört yıl evvel 1334/1915 Kahire’de basılmıştı. Ayrıca 1411'de ikinci, 1412'de üçüncü defa Beyrut’ta basılmıştır.

Kitabın muhtevası kısaca şöyledir: Mekkî-Medenî Kur'ân, Kur'ân'ın nüzulü, Yedi Harf, bununla ilgili görüşler, Kur'ân'ın cem'i, Kıraati Seb'a, âyet ve sûrelerin taksimi, âyetlerdeki ihtilaf sebepleri, Kur'ân'ın fasılaları ve Kur'ân'da vakf ve ibtida. Bu başlıklar kitabın ana konularını teşkil eder.[44]

 

Kitabın Özellikleri:

 

1) Üslûbu basit ve sade olup, kapalılık ve ta'kitten uzaktır.

2) Ele aldığı konuları derinlemesine ince detayına kadar irdeler, konuyla ilgili birçok malumatı aktarmaya çalışır.

3) Yazar, basiretli ve maharetli bir şekilde önemli konuları birçok güvenilir kaynaktan seçmiştir.[45]

4) Yazar ihtiyaç duydukça alimlerin söz konusu mevzuda ilgili görüşlerini zikreder.[46] Ancak yazar bu ihtilafları naklederken çoğu zaman görüş sahiplerini tanıtmadan müphem bırakmıştır.[47]

5) Kitaptaki konular çok ciddi bir şekilde tahkik edilmiştir. Bu­nun için kitap, hadis, lügat, fıkıh, edebiyat, şiir ve kıraatte ilgili birçok malumata değinmiştir.[48]

Biz bu çok değerli eserle ilgili sözümüzü Ebu Ğudde'nin tahkikiy­le basılan nüshanın kapak sayfasında yazılan şu ibareyle bitireceğiz:

"Bu kitap, tefsirci, hadisçi, fıkıhçı, Kur'ân karii, mücevvid, edebiyat­çı, şiir araştırmacısı ve seçkin bir Kur'ân kültürüne istekli olan herkese faydalı olan nefis bir kitaptır. Bu kitap okuyucuya Müslüman alimlerin Kur'ân'ı Kerim'e ve Ulumu'l-Kur'ân'a yönelik gayret ve üstün ihtimam­larını tanıtır."[49]

 

2- Muhammed Abdulazîm Ez-Zerkânî (Ö. 1367/1948) Menahilu'l-İrfan fi Ulumi'l-Kur'ân:

 

İki cilt halinde telif edilen bu eser birçok defa basılmıştır.

Kitap Kur'ân ilimlerinin tüm konularını almazsa bile asrımızda Kur'ân ilimleri sahasında yazılan en geniş eserdir.

Yazar, kitabını onyedi mebhasa ayırmış. Birinci mebhasta farklı ilim zaviyelerinden Kur'ân'ın terim manasını verir. İkinci mebhasta Ulumu'l-Kur'ân'ın ta'rifine, tarihçesine ve son asırdaki durumuna değinir. Üçüncü mebhasta Kur'ân'ın nüzulünü ele alır. Burada Kur'ân nüzulünün terim manasını, Kur'an nüzulünün çeşitlerini, Cibril (a.s.)ın Kur'ân'ı kimden ve nasıl aldığını, getirdiğinin ne ol­duğu, nüzul süresini, Kur'ân'ın kist kist nazil olmasının dört hikme­tini, vahyin hakikatini, hikmetini ve çeşitlerini, vahyin isbatı için beş tane delili, vahy hususundaki müsteşriklerin onbir tane eleştiri­sini getirir ve bunlara ikna edici cevaplar verir. Dördüncü mebhasta ilk ve son nazil olanla bazı konularda ilk nazil olan ayetleri kayde­der. Beşinci mebhasta nüzul sebebinin tarifini, onu tanımanın fayda­larını ve yolunu, nüzul sebebi hususunda kullanılacak ifadeyi, sebebler sayılı olduğu halde nazil olanın bir veya nazil birden fazla ol­duğu halde sebebin bir olmasını, nazil olanla sebeb arasında umum-husus ilişkisini ve bu konuda ihtilaf edenlerin karşılıklı eleştiri ve cevaplarını anlatır. Altıncı mebhasta Kur'ân'ın yedi harf üzere nüzülünü inceler. Bu mebhasta ahrufu seb'a'nın delillerini, faydalarını, manasındaki kırk görüşü ve bunlardan racih olanı, bu husustaki karşılıklı görüş ve eleştirileri, ahrufu seb'a konusunda ileri sürülen dört şüphe ve cevaplarını anlatır. Yedinci mebhasta mekki ve medeni­yi inceler. Burada mekki ve medeniyi bilmenin faydalarını, kaidele­rini, mekki ve medeni sûrelerin türlerini, ikisinin arasındaki farkları ve oryantalistlerin bu hususta ileri sürdükleri altı eleştiriyi cevapla­rıyla zikreder. Sekizinci mebhasta Kur'an cemini ve tarihini ele alır. Burada yazar, Kur'an ceminin merhalelerini, bu merhalelerin özel­liklerini, islam düşmanlarının ileri sürdükleri yedi eleştiriyi, cevap­larını; sahabeyi Kur'an ve sünneti çok iyi korumaya sevk eden on tane faktörü akıcı bir şekilde anlatır. Dokuzuncu mebhasta şu konu­lar incelenir: Ayet ve sürelerin tertibi, ayetleri tanımanın yolları, ayetlerin sayısı, ayetleri tanımanın faydaları ve tertib hakkındaki gö­rüşleri. Onuncu mebhas Kur'an kitabeti ve resmine tahsis edilmiştir. Burada şu konulara yer verilir: Kur'an resminin kaideleri, resm-i osmanin özellikleri ve faydaları, resmi osmaniye uymanın gerekliliği hususunda alimlerin görüşleri, Kur'an yazılışı konusunda ileri sürü­len on eleştiri ve cevapları; Hz. Osman'ın mushafları üzerinde genel bir değerlendirme ve mushafların noktalanması. Onbirinci mebhas kıraat, kurra ve bu konudaki eleştirilere tahsis edilmiştir. Sırasıyla şu konular incelenir: Kıraetler, kiraet sayısı, sened yönünden kıraetlerin çeşitleri, kıraat-ı aşerenin durumu, kıraat imamlarının kısa ta­rihçesi, kıraat-ı aşerenin üzerindeki kıraat ve kıraat hususunda ileri sürülen eleştiriler ve cevapları. Onikinci mebhas tefsir ve müfessirlere dairdir. Yazar burda tefsirin tarifini, kısımlarını, tabiin müfessirler ve tabakaları, me'sur tefsirin tedvini ve bu alanda telif edilen ana kaynakların özellikleri, mezmum ve memduh tefsirler; rey tefsiri, onun caiz olanla caiz olmayanı, müfessir için gerekli olan ilimler, rey tefsirini caiz görenlerle caiz görmeyenlerin delilleri, rey müfessirlerin metodu, sünnetin Kur'an'ı açıklama şekilileri, rey ve mesur tefsi­rin çatışması, en önemli rey tefsirinin kaynakları, işarı tefsir ve şart­ları, en önemli kaynakları, kelamcıların tefsirleri ve gerekli şartları. Onüçüncü mebhas Kur'an tercemesi ve hükmüne dairdir. Yazar bu mebhasta şu konuları inceler: Tercümenin sözlük ve terim manalarını, harfi ve tefsiri terceme, tercemenin şartları, tefsir ile terceme ara­sındaki farkları, tercemenin hükümleri, tercümenin çeşitleri, na­mazda tercümenin fıkhı hükmü ve dört mezhebin görüşleri. Ondördüncü mebhas neshe dairdir. Bu bahiste şu konular kaydedilmiştir: Neshin sözlük ve terim manası, nesh ile bida, nesh ile tahsis arasın­daki farklar, neshin kabulü ile reddi, kabul edenlerin delilleri, red­dedenlerin delilleri, bu konuda ileri sürülen eleştiriler ve cevapları, neshi tanımanın yolları, Kur'an'da neshin çeşitleri, neshin çeşitleri hususunda vaki olan bazı itirazlar ve cevapları ve mensuh olduğu meşhur olan yirmi iki ayetin değerlendirmesi. Onbeşinci mebhasta muhkem ve müteşabih konusunu kaydeder. Önce her iki kelimenin lügat ve terim manalarını kaleme alır. Daha sonra şu konuları inceler: Her iki terim hakkında alimlerin görüşleri, bu görüşlerin değer­lendirmesi, müteşabihliğin kaynağı, çeşitleri ve örnekleri, müteşa­bih hikmetleri, müteşabih sıfatlar, müteşabih konusunda vaki olan eleştiriler ve cevapları. Onaltıncı mebhasta Kur'an'ın üslûbunu ince­ler. Bu mebhasta şu konulara yer verir: Üslûbun luğat ve terim ma­naları, Üslûbu'l-Kur'an'ın hangi manaya geldiğini, üslûb ile müfred ve terkibler arasındaki farklar, Kur'an üslûbunun yedi tane özelliği­ni ve bu konuda vaki olan itirazlar ve cevapları. Onyedinci ve son mebhas Kur'an i'cazına dairdir. Yazar i'cazı çok boyutlu bir şekilde ele almaktadır. Kur'an i'cazının on dört vechini inceler. Her birisinin de- varsa -alt vecihlerini detaylı bir şekilde irdelemeye çalışır. Konu­nun sonunda ileri sürülen yedi eleştiriyi cevaplarıyla kaydeder ve kitabını burada bitirir.[50]

 

Kitabın Özellikleri:

 

1- Zerkânî, aldığı konuları çok geniş bir yelpazede ve detaylı bir şekilde inceleyerek konuyla ilgili lüzumlu leh ve aleyhteki bilgileri verir. Mesela nüzul konusunu incelerken ilk ve son nazil olanla ilgili görüşleri, bunu bilmenin faydaları, bu ko­nudaki bazı şüpheleri ve cevaplarını kaydeder.[51]

2- Kitabın en bariz faydalı tarafı tartışmacı bir ruh taşımasıdır.

Yazar kaleme aldığı her hangi bir konu hakkındaki birçok şüphe ve eleştirileri cevaplarla birlikte sıralamaktadır. Kitap baştan sona kadar bu tür eleştiri ve cevaplarla doludur. Keza başkasından aktardığı bilgileri de çoğu zaman irdeleyip mü­nakaşasını yaparak kaydeder. Yani bilgileri ön teslimiyetle de­ğerlendirmeden aktarmaz.[52]

3- Kitap akıcı, edebî ve güzel bir üslûba sahiptir. Bu sayede Arap aleminde büyük rağbet görmektedir.

4- Kitap zaman zaman aksiyoner bir yapıya bürünür, Kur'ân'ın aksiyonla ilgili yönlerini çarpıcı üslubuyla nazara verir.[53]

5- Yazar aşırı bir şekilde Kur'ân âyetleriyle istişhad eder. Ayrıca zaman zaman ibarelerinde de Kur'ân'dan iktibaslar yapar. Bi­rinci durum, kitabın delil yönünden kuvvetli olduğunu ifade ederken; ikincisi, kitabın ifade ve üslûbunu alabildiğine güzelleştirir.

6- Kitap başkasından alıntı yapsa bile, bugün alışıldığı şekliyle kaynak göstermemektedir.

Menahil hakkında son sözümüz şudur:

Menahil 20. asrın iftihar edebileceği bir şaheserdir. Kitap, Kur'ân'la ilgili ileri sürülen şüphe ve eleştirilere genelde isabetli ve keskin cevaplar veren nadide bir eserdir. Kur'ân araştırmacısının as­la bigane kalamayacağı ciddi bir kaynaktır. Bunun için Menahil, Zerkânî’den sonra Kur'ân ilimlerinde eser yazanların başvuru kaynağı olmuştur.[54]

 

3- Sübhî es-Salih-Mebâhisu fi Ulümi'l-Kur'ân:

 

Kitabın yazarı Lübnan alimlerinden Dr. Subhî es-Salih'tir. Kitap, hacim olarak fazla büyük değildir; 345 orta boy sayfadan ibarettir.

Küçük hacmiyle beraber çok değerli malumatı ve birçok konuyu özet bir şekilde ihtiva etmektedir. Bunun için ilim çevrelerince fazla tutulmaktadır. Birçok defa basılmıştır.

Kitap dört bab, bir hatimeden oluşmaktadır. Birinci bab Kur'ân ve Vahye dair olup üç fasıldan meydana gelmektedir. Bu babta vahiy olayı detaylı olarak ispatlanacak şekilde anlatılmıştır. Vahyi ispatlayıcı hususlar yine vahyin kendisinden somutlaştırılarak anlatılmak­tadır.[55]

Kur'ân tarihinin incelendiği ikinci bab yine üç fasıldan oluşmak­tadır. Bu babta Kur'ân'ın cem'i, âyetlerin tertibi, Hz. Osman'ın mushafları, Kur'ân'ın noktalanması, ahruf-u seb'a ve bu konulardaki or­yantalistlerin eleştirileri ve cevapları kaydedilmiştir.

Üçüncü bab Ulumu'l-Kur'ân'a dair olup sekiz fasıldan meydana gelmektedir. Bu babta Ulumu'l-Kur'ân tarihi, eski ve yeni kaynakla­rı, çok yönlü bir şekilde nuzül sebepleri, tafsilatlı olarak Mekkî ve Medenî sûreler ve her ikisinin özellikleri, hurufu mukatta'adan olu­şan sûre başlangıçları, bu konudaki hem sufîlerin hem de oryantalistlerin görüşleri ve değerlendirmesi, kıraat ilmi, kıraat-ı seb'a, kıraat-ı aşere ve şazz, nasih-mensuh, neshin çeşitleri, nesh ile bidâ ve tahsis arasındaki farkı, Kur'ân'ın hattı, muhkem-müteşâbih, bunla­rın te'vili, te'ville ilgili selef ile halefin görüşleri ve müteşâbihin hik­metleri incelenmektedir.

Dördüncü bab, tefsir ve i'caza dairdir. Bu bab dört fasıldan mey­dana gelir. Yazar bu son babta tefsir tarihi, ekolleri, kaynakları hak­kında özet bilgi sunmaktadır. Bu Babın ikinci faslında Kur'ân'ın de­laleti, mefhum-u muvafık ve mefhum-u muhalifi, mefhumun diğer çeşitleri, amm-hass, mücmel-mübeyyen ve has-zahir hakkında lüzümlü bilgileri okuyucuya sunmaktadır. Yazar bu babta Kur'ân i'cazının eski ve yeni kaynaklarını, i'cazın birer unsuru olan teşbih ve istiareyi, mecaz, kinaye, ta'riz ve mecazın çeşitlerini incelemeye çalı­şır. Dördüncü babın son faslını Kur'ân nağmelerindeki i'caza ayırır. Âyetteki kelimelerin, sûrelerdeki âyetlerin ses uyumuna dikkat çeker. Kur'ân lafzındaki ahengin harf, kelime ve cümlelerden nasıl kaynaklandığını kaydeder. Hatimede ise, Kur'ân'ın ilahî vahiy oldu­ğuna ve Kur'ân ilimleri sahasında alimlerin gayretlerine dikkat çeker.[56]

 

Kitabın Özellikleri;

 

1- Üslubu basit ve sadedir.

2- Kitap muhtasardır. Yazar konuları fazla uzatmamaya özen gös­terir.

3- Kitap diğer çağdaş çalışmalarda olduğu gibi ele alınan konu­lar hakkındaki oryantalistlerin görüşlerini aktarır ve cevap ver­meye çalışır.

4- Kitapta kaleme alınan konularda ispat etme çabası bariz bir şekilde kendini göstermekte.[57]

5- Kitab, hem muhtevasından hem de dipnotlarından anlaşıldığı gibi birçok yerli ve müsteşrik kaynaklardan istifade edilerek ya­zılmıştır.[58]

 

4- Muhammed b. Muhammed Ebu Şehbe-El-Madhal ilâ Dirâseti'l-Kur’ani'l-Kerîm:

 

Kitabın yazarı, el-Ezher Üniversitesi Usul'ud-Din Fakültesi Ulumu'l-Kur'ân hocasıdır. 1992'de birinci baskısının tükenmesi üzerine ilaveli ikinci baskısı yapılmıştır. Kitap orta boy 423 sayfadır.

Kitab, evvela Kur'ân'ın tarifini, Peygamber (s.a.v.)'in en büyük mucizesi olduğunu, büyük hidâyet rehberi ve Arap dilinin de en bü­yük kaynağı olduğunu, cahiliyenin ırkçılık ve sapıklığıyla mücadele ederek ideal bir toplumu nasıl meydana getirdiğini ve üslûbunun bazı üstünlüklerini anlatır.

Kitap, bu girişten sonra 10 mebhas ve yazarın bahislerin sonuna Kur'ân'ın tilavet ve hıfzıyla ilgili ilave ettiği mesaili müteferrika'dan meydana gelir.

Birinci mebhas, Ulumu'l-Kur'ân'ın terminolojik mânâsı, tarihçesi, asrımızda yazılan en önemli kaynakları, bu alanla ilgili faaliyetler, müsteşrik ve misyonerlerin eleştirileri ve cevaplarını ihtiva eder.

İkinci Mebhas, Kur'ân'ın nüzulü, nüzulünün çeşitleri, parça par­ça inişin hikmetleri, vahiy, vahyin çeşitleri ve oryantalistlerin bu ko­nudaki eleştirileri ve ciddi ilmî cevaplarını ihtiva eder.

Üçüncü mebhas, ilk ve son nazil olan âyetler, bu konudaki ihti­laflar ve bazı özel konularda nazil olan ilk âyetler hakkındadır.

Dördüncü mebhas nüzul sebepleri ve faydalarına dairdir.

Beşinci mebhas ahrufu seb'a, onun mânâsı hakkındaki görüşler ve oryantalistlerin eleştiri ve cevaplarını kapsar.

Altıncı mebhas Mekkî-Medenî sûreler, özellikle konuyla ilgili müsteşriklerin itiraz ve cevaplarını içerir.

Yedinci mebhas, Kur'ân'ın yazılışı, cem'i, tarihi ve müsteşriklerin konuyla ilgili ileri sürdükleri eleştiri ve cevaplarını kapsar.

Sekizinci mebhas, âyet ve sûre tertibine ve taksimine dairdir.

Dokuzuncu mebhas Kur'ân hattı, konuyla ilgili bazı alimlerin görüşlerini, yine konuyla ilgili müsteşriklerin ileri sürdükleri 12 eleştiri ve cevaplarını ihtiva eder.

Onuncu mebhas, Kur'ân nassının tevatürle sabit olduğuna ve bu konuda sahabe ve sonraki nesillerin Kur'ân hıfzına gösterdiği öne­me dairdir.[59]

 

Kitabın Özellikleri:

 

1- Kitabın üslûbu açık ve akıcıdır.

2- Kitap mücadeleci bir ruha sahiptir; yukarıdan da anlaşıldığı gibi konularla ilgili misyoner ve müsteşriklerin eleştirilerini sıralar ve mutlaka bunlara cevap verir.

3- Kitap davetçi bir üslûp ve muhtevaya sahiptir, islâm davetçilerinin istifadesi düşünülerek kaleme alındığı üslûbundan anla­şılmaktadır.[60]

4- Oryantalistlere verdiği cevaplarda -varsa- çağdaş kültürün bir takım normlarını kullanmıştır.

Kur'ân ilimlerinin az bir kısmım almasına rağmen faydalı ve gü­zel bir çalışmadır.[61]

 

5- Mennâ' Halilu'l-Kattân-Mebâhisu fî Ulumi'l Kur'ân:

 

Rıyad Yüksek Yargı Enstitüsü müdürü Mennâ' Halilu'l-Kattân ta­rafından telif edilen bu eser Subhî es-Salih'in Mebâhis’i gibi küçük hacimli olup 390 sayfadan meydana gelmektedir. Kitap pratik bilgi­leri özet olarak ihtiva ettiği için çok tutulmaktadır. 1990 da 17. bas­kısını yapmıştır.

Kitap, şu konuları ihtiva etmektedir: Kur'ân'ın tarifi, isimleri, Kur'ân'la kudsi Hadis arasındaki fark, vahy, vahyin çeşitleri; Mekkî-Medenî Kur'ân, aralarındaki fark ve özellikleri, bunu bilmenin fay­daları, ilk ve son nazil olan âyetler ve bunu bilmenin faydaları, nü­zul sebepleri; faydaları, âyet ve sûre arasındaki münasebetler, Kur'ân'ın nüzulü, parça parça nazil olmanın hikmetleri, Kur'ân'ın cem'i ve tertibi, Kur'ân'ın yedi harf üzere nazil oluşu, Kıraat ve kurra, müfessir için gerekli kaideler; muhkem ve müteşabihin farkı, amm-hass, nasih-mensuh, neshin çeşitleri, neshle ilgili görüşler ve örnekleri, mutlak ve mukayyedin tarifi, taksimi ve hükümleri, mef­humun kısımları; Kur'ân'ın i'cazı, tarifi ve vecihleri, Kur'ân emsali, emsalin çeşitleri ve faydaları, Kur'ân aksamı; aksamın tarif, taksim ve faydaları, Kur'ân cedeli; cedelin tarifi, çeşit ve üslûbu, Kur'ân kıs­saları, çeşitleri, faydaları ve tekrarı, Kur'ân'ın tercümesi; hükmü, tef­sir ve te'vîl arasındaki fark, müfessirin şartları ve edepleri, tefsirde oluşan ekoller, önemli eski ve yeni tefsir kaynakları ve önemli müfessirlerin biyografisi.[62]

 

Kitabın Özellikleri:

 

1- Basit ve açık bir üslûba sahiptir.

2- Konuları klasik bir şekilde ele almaktadır.

3- Çağdaş yazarlar gibi konularla ilgili oryantalist ve benzerleri­nin eleştiri ve cevaplarına hemen hiç yer vermemektedir.

4- Fazla kaynak göstermez.

5- Kitapta çağdaş kültürün izlerine fazla rastlanılmaz.

Her şeye rağmen kitap ihtiva ettiği öz bilgilerden ötürü güzeldir. Lisans derslerinde ondan istifade edilebilir.[63]

 

6- Abdullah Mahmud Şehhâte-Ulumu'l-Kur'ân:

 

Kitap el-Ezher Ünniversitesi hocalarından Dr. Abdullah Mahmud Şehhâte tarafından telif edilmiştir. Günümüzde bu isimle telif edil­miş bir çok çalışma vardır. Biz yalnız iki tanesini tanıtacağız. Birin­cisi 1980-85 arasında üç baskı yapan, orta boy 414 sayfa olan Şehhate'nin Ulumu'l-Kur'an'ıdır.

Kitabın tamamı üç fasıldır. Bu fasıllarda sırasıyla şu konular in­celenmektedir. Kur'ân'ın yazılışı, Kur'ân'ın nüzulü, nüzul sebepleri, Kur'ân'ın i'cazı, Kur'ân'ın kıssa, kasem meselleri, israiliyat numune ve çeşitleri, Kur'ân'da sıfatı İlahiyeyi içeren âyetler, bunlarla ilgili mezhebi görüşler, Kur'ân'ın yedi harf üzere nazil oluşu, Kur'ân'ın tercümesi, Kur'ân sûrelerinde konu birliği ve bazı sûrelerin hedefle­ri, Kur'ân kıraati ve hıfzı, muhkem-müteşabih, amm-hass, mutlak-mukayyed, mantûk-mefhûm, Kur'ân cedeli, nesih, inkar edenlerle kabul edenler arasında nesih, ictihad başlangıcı, ilk dönemde ictihad, müctehidin özellikleri ve ictihadın şartları.[64]

 

Kitabın Özellikleri:

 

Kitabın tesbit edebildiğimiz özellikleri şunlardır.

1- Kitap, fazla kaynak kullanmamıştır.

2- Kitap, ders notu olma görünümünü verir.

3- Verilen bilgiler, fazla sistematize edilmemiştir. Dolayısıyla bil­gi dağınıklığı göze çarpmaktadır.

4- Günümüzün ilim gündemini sık sık meşgul eden müsteşrikle­rin eleştiri ve cevaplarına yer vermeyişi kitap için önemli bir eksikliktir.[65]

 

7- Muhammed Adnan Zerzur-Ulumu'l-Kur'ân:

 

Şam Üniversitesi Edebiyat Fakültesi hocalarından Dr. Muhammed Adnan Zerzur'un öğrencilerine verdiği ders notları, kitabın ilk iske­letini teşkil etmektedir. Daha sonra yazar tarafından gözden geçirile­rek te'lif haline getirilmiştir. 1991'de üçüncü baskısı yapılmıştır. Ki­tap 458 sayfadan meydana gelir. Yazar, altı babtan meydana gelen kitabını iki cüz'e ayırmıştır. Birinci cüz, Kur'ân tarihi ve ilimlerine dairdir. Üç babtan meydana gelir. Yazar, bu cüz'ün birinci babını, Kur'ân'a ve tefsire tahsis etmiştir. Bu babta, Kur'ân'ı Kerim'in Arap diline, uygarlığa, İslâm kültürüne ve ilim metodolojisine etkisi anla­tılır. Yazar bu babın son faslında Kur'ân'ın zaman boyunca İslâm ümmetinin güç kaynağı olduğunu izah eder.[66]

İkinci babta, Kur'ân ilimlerini ele alır. Önce bir girişle Ulumu’l-Kur'ân terimini ele alır. Daha sonra nüzul sebeplerini, Mekkî ve Me­denîyi, sûre başlangıçlarını, muhkem ve müteşabihi, Kur'ân kıraetleri, nasih ve mensuhu birer fasılda inceler.

Kitabın ikinci cüz'ünü, Kur'ân'ın edebî yönüne ayırmış, bu cüz' de üç babtan meydana gelir. Dördüncü babın, birinci faslında i'cazın tarihî gerçekliğini ele alır. İkinci fasılda i'cazın mânâsını ve vechini, üçüncü fasılda i'cazla ilgili bazı görüş ve teorileri serdeder. Dördün­cü fasılda Kur'ân üslûbunun özelliklerini ve Kur'ân'î ifadenin üstünlüğünü dile getirir. Beşinci fasılda, fasıla ve seci'; tanımlayarak arala­rındaki farkı anlatır. Son fasılda ise, Kur'ânî tasvirde mânâ ve üslû­bun etkisini kaleme alır.

Kitabın beşinci babı, teknik özelliklere dairdir. Birinci babta Kur'ân'î teşbihler ve bu teşbihlerin Arap toplumundaki etkileri, Kur'ân'ın tasviri ve teknik uyumu, Kur'ân'ın kasem ve kıssaları anlatılır.

Altıncı babın konusu tefsirin başlangıcı ve gelişmesidir. Bu bab­ta, tefsirin başlangıcı, kaynakları ve evreleri, beyanî tefsirin özellik­leri, Fizilâli'l-Kur'ân'ın tanıtımı ve tefsirler arasındaki yeri ve edebî tefsirin çeşitleri; el-Fecr, et-Tekâsür ve ve'1-Âdiyât sûrelerinin tefsiri numune olarak kaleme alınır.[67]

 

Kitabın Özellikleri:

 

1- Kitap, kaynaklara sıkça başvurmasına rağmen dipnotla fazla kaynak göstermemektedir.

2- Zerkânî ve Ebu Şehbe'de olduğu gibi sistemli değilse ve fazla olmasa bile, zaman zaman müsteşriklerin leh ve aleyhteki gö­rüşlerini nakledip cevap vermektedir.[68]

3- Kitap, Kur'ân'ın edebî yönüne değişik bir bakış açısıyla bakma çabasını taşımaktadır. Bu, beşinci babta somut bir şekilde his­sedilmektedir.[69]

 

8- Muhammed Ali es-Sabunî-et-Tibyan fi Ulumi'l-Kur'ân:

 

Kitap, Mekke-i Mükkereme'deki Ummu'l-Kurra Üniversitesi ho­calarından Şeyh Muhammed Ali es-Sabunî'nin te'lifidir. Kitap, 1987'de üçüncü baskısını yapmıştır. 310 sahifeden meydana gelir.

On fasıldan oluşan eserin muhtevası şöyledir: Ulumu'l-Kur'ân, nüzul sebepleri, parça parça nazil olmasının hikmetleri, Kur'ân'ın cem'i, nesih, tefsir ve müfessirler, tabi'in müfessirler, Kur'ân i'cazı, Kur'ân'ın ilmî mucizeleri, muhtelif eğilimlerin eski ve yeni tefsir kaynakları, Kur'ân tercümesi, Kur'ân'ın yedi harf üzere nuzülü, bu konuyla ilgili eleştiriler ve son olarak kıraetler ve yedi kıraat imam­larının biyografisi incelenir.[70]

 

Kitabın Özellikleri:

 

1- Kitabın üslûbu Sabunî’nin bildiğimiz o sade, kolay, akıcı ve anlaşılır üslûbudur.

2- Kitap daha ziyade öğrencinin ihtiyacı paralelinde yazıldığı an­laşılmaktadır. Bunun için tefsir eğilimlerine, kaynaklarına, Kur'ân'ın ilmî mucizelerine detaylı bir şekilde yer vermiştir.

3- Konuların daha kolay kavranmasını sağlamak için mümkün olduğu kadar bilgileri maddeleştirerek verir.

4- İki üç yer dışında müsteşriklerin görüşlerine yer vermemektedir.

5- Kitap, tartışmalara fazla yer vermez.[71]

 

9- Nüreddin Itr-Muhaderatun fi Ulumi'l-Kur'ân:

 

Şam Üniversitesi Şeriat Fakültesi hocalarından Nureddin Itr'ın ders notlarıdır. Öyle olmasına rağmen Kitap, konuları ciddi ve tahkikli bir şekilde incelemektedir. 1988'de basılan eser 232 sayfadan oluşur.

Kitap, muhteva olarak asrımızın Kur'ân ilimleri çalışmalarının temel konuları olan Ulumu'l-Kur'ân, tefsir eğilimleri ve kaynakları, nüzul sebepleri, Kur'ân hattı, kıraati, cemi', nüzulü, tertibi, i'cazı, ahrufu seb'a, Mekkî ve Medenî, nasih-mensuh, muhkem-müteşabih, Kur'ân'ın tercümesi, kıssaları ve tasviri ve ilgili konularda oryantalistlerin görüş ve cevapları. Ayrıca yazar, "Kur'ân'da Kevn" adıyla bir başlık koymuştur. Bu başlık altında Kur'ân'ın ilmî i'cazını incelemektedir.[72]

 

10- Muhammed Ali el-Hasan-el-Menar fi Ulumi'l-Kur'ân:

 

Kitap, Kral Suud Üniversitesi Eğitim Fakültesi İslamî ilimler bö­lümü hocalarından Dr. Mühammed Ali el-Hasen tarafından ders not­ları olarak kaleme alınıp 1983 yılında ilk baskısını yapmıştır. 165 sayfadan oluşur.

Konuları: Kur'ân ve vahy; tefsir tarihi, merhaleleri ve kaynakları; Kur'ân'ın nuzülü, cem'i, hattı, neshi ve i'cazı ve mutlak-mukeyyed, amm-hass, mantûk-mefhûm, muhkem-müteşabih ve mücmel-mübeyyen gibi Kur'ân'ın hitap çeşitleridir.

Yazarın ihtiyaç duyulan yerlerde tahkikte bulunup aktarılan bil­gileri olduğu gibi kabul etmemesi kitabın takdire şayan bir yönünü teşkil eder ve kitabın ilmî seviyesini yükseltmektedir.[73]

 

11- Mühammed İbrahim El-Hafnavî-Dirasatun fi'l-Kur'ânı'l-Kerim:

 

Dirasat adı altında bu gün Kur'ân'la ilgili birçok çalışma vardır. Bunlar Kur'ân'ı muhteva yönünden incelemektedir. Biz sadece mı­sırlı Dr. Mühammed İbrahim el-Hafnavî'nin Dirasatun fi'l-Kur'ân'ıl-Kerim adlı çalışmasını biraz tanıtıp Ulumu'l-Kur'ân dalındaki eserleri­nin tanıtımını noktalıyacağız.

Kitap, altı bab ve 27 fasıldan oluşmaktadır. Kitabın konu başlık­ları genellikle Ulumu'l-Kur'ân'ın konularıdır. Kendisi hatimede Ulumu'1-Kur'ân kaynaklarının hülasası olduğunu söylemektedir.[74] An­cak konuların incelenmesinde yazarın daha ziyade usulü fıkıh yön­temini izlediği görülmektedir.

Kitap, birçok eski ve yeni kaynakların taranmasının sonucu­dur.[75] Şu konuları içerir:

Kur'ân'ın tarifi, tevatürü, tertibi, tercümesi, i'cazı ve özellikleri, ahkamı, üslûbu, hüküm çıkarma yolları, lafzın kullanıldığı mânâya göre durumu, nesih, neshin çeşitleri, Kur'ân-sünnet ilişkisi, Hz. Peygamber (s.a.v)'in Kur'ân'ı açıklaması, Mekkî, Medenî sûreler ve özellikleri, ihtilaflı sûreler, Kur'ân'ın nuzülü ve ayrı ayrı inişin hik­metleri, ilk ve son nazil olan âyetler.

Kur'ân ilimlerinden birden fazla konu ihtiva eden eserleri tanıt­ma hususunda bu kadarla yetindik. Zira hepsini tanıtma imkanına sahip değiliz. Gerisini aşağıda sunacağımız listede vereceğiz.

Tanıtımını yaptığımız bu eserler hakkında araştırmacı ve akade­misyenlere şunu sunmak istiyorum: Cezairî'nin et-Tibyan'i ve Ebu Şehbe'nin el-Medhal’i, Zerzur'un Ulumu'l-Kur'ân’ı Hafnavî’nin Dırasat'ı başvuru kaynağı olarak istifade edilebilir. Geriye kalanlar ise ders kitabı olmaya daha elverişlidir.[76]

 

Çağımızda Yapılan Kür'ân İlimleri Çalışmaları

 

1- Abdulğani Avd er-Racihî, en-Nahcu'l-Kavim, Daru't-Ta'lif, 1965.

2- Adil, Ahmed Kemal, Ulumu'l-Kur'ân, Beyrut 1976.

3- Ahmed, Ahmed Ali, Müzekkiretu Ulumi'l-Kur'ân.

4- Bennurî, Muhammed Yusuf, Yetimetu'l-Beyan fi Şey'in min Ulu­mi'l-Kur'ân, Pakistan 1976.

5- Berî, Abdullah Hurşîd, el-Kur'ânu ve Ûlûmuhu fi’ş-Şam, Mısır 1987.

6- Berî, Abdullah Hurşîd, el-Kur'ânu ve Ulumuhu fi Mısır,

7- Butî, Muhammed Said, Min Revai'i'l-Kur'ân, 1977.

8- Davud, Ahmed Muhammed Ali, Ulumu'l-Kur'âni ve'l-Hadis.

9- Ebu Selame, Muhammed, Menhecu'l-Furkaan ila Ulumi'l-Kur'ân, 1938.

10- Emir, Abdulaziz, Dirasatun fi Ulumi'l-Kur'ân.

11- Ferşuc, Muhammed Emin, el-Medhal ile'l-Ulûmi'l-Kur'âniyeti ve'l-Ulumi'l-Islamiyeti.

12- Gızlan, Abdülvehhab, el-Beyan fî U'lûmi'l-Kur'ân, Kahire

13- Halil, es-Seyyid Ahmed, Nezeratun fi Ulumi'l-Kur'ân, 1985.

14- Hammade, Faruk, Medhalun ila Ulumi'l-Kur'ân’i ve't-Tefsir.

15- Hasan Muhammed bin Ali-Süleyman b. Salih el-Keremanî, el-Beyanu fî Ulûmi'l-Kur'âni mea Medhalin fî Usuli't-Tefsir.

16- Havvas, Abdurrahman Ali, Bedi'u'l-Beyan fi Ulumi'l-Kur'ân, Kahire 1985.

17- Hayder, Abdullah Ahmed Osman, İcmalu'l-Beyan fi Mebahis; min Ulumi'l-Kur'ân, H. 1398.

18- İsmail, Muhammed Bekir, Dirasâtün fi Ulûmi'l-Kur'ân, Dâru'l-Muhabbe, 1991.

19- Kamhavî, Muhammed Sadık, el-îcazu ve'l-Beyan fi Ulûmi'l-Kur'ân, Kahire 1980.

20- Kefanî, Abdullah Şerif-Muhammed Abdusselam, fi Ulûmi'l-Kur'ân Dirasâtün ve Muhâdaratün, Daru'n-Nehdeti'l-Arabiyye, 1990.

21- Nemr, Abdulmun'im et-Tahir, Ulûmu'l-Kur'âni'l-Kerim, Kahire

22- Racihî, Abdulğani, Dirasâtün fi Ulumi'l-Kur'ân, Kahire.

23- Rıda, Fuad Ali, Min Ulumi'l-Kur'ân.

24- Rumî, Fehd Abdurrahman, Dirasâtün fi Ulûmi'l-Kur'âni'l-Kerim, Riyad H. 1413.

25- Sa'dî, Abdurrahman b. Nasır, el-Kevaidu'l-Hisan li Tefsiri'l-Kur'ân, Kahire H. 1366.

26- Sabbağ, Muhammed, Lemâhatun fî Ulûmi'l-Kur'ân.

27- Zalat, Muhammed, et-Tıbyan fi Ulumi'l-Kur'ân.[77]

 

II. MÜSTAKİL KONU ÇALIŞMALARI

 

Kur'ân ilimlerinin yazılmaya başlandığı İslâm tarihinin erken dönemlerinden itibaren Kur'ân ilimleri sahasında müstakil konu çalışmaları da varolagelmiştir. Hatta Kur'ân ilimleri alanında telif evvela müstakil konu alanında başla­mıştır. Zira Kur'ân ilimleri kapsamına giren konuların çoğu, bir ki­tabın bir bölümüne sığmaktan çok daha geniştir. Oysa Zerkeşî'nin el-Burhan'ı olsun; Suyutî'nin el-İtkan'ı v.b. olsun birçok konuyu bir arada ihtiva etmektedir. Örneğin el-İtkan, Kur'ân ilimlerinden 80 konu/dal içerir. Tabiatıyla bu kadar konu kalabalığı içerisinde yer alan konuların çoğu özet olarak verilmiş, detayına inilmemiştir. Konunun tam olarak anlaşılması, tüm boyutlarıyla incelenebilmesi için bağımsız olarak kaleme alınması gerekir.

Geçmiş alimlerimiz, Kur'ân'ın faziletleri, kasemleri, meselleri, garibi, i'cazı, i'rabı, adabı, tecvidi, kıraati, vucüh ve nezairi, edebî sanatları, nüzul sebebleri, îcazı, belagatı, vakf-ibtida ve nesih gibi bir­çok konuda müstakil eserler yazmışlardır.[78] Konuyu müstakil ola­rak inceleyen yazarlar, daha detaylı irdeleme imkanına sahiptirler. Bu itibarla eskide olduğu gibi günümüzde de her hangi bir konuyu daha etraflı bir şekilde incelemek isteyenler onu bağımsız olarak ka­leme alırlar. Bu çalışmalar günümüzde hayli artmıştır. Ayrıca ilerde de göreceğimiz gibi bugün Kur'ân ilimleri sahasında yeni çıkan bazı konular vardır. Bu tür konuların münferid bir şekilde kaleme alınması gerekir. Şu veya bu sebebten ötürü bugün Kur'ân ilimleri müs­takil konu çalışmaları alanında daha evvel sahip olduğumuzdan da­ha zengin bir bibliyografya ile karşı karşıyayız. Bu da oldukça sevin­diricidir. Örnek olarak şunu söyleyebiliriz;

Kur'ân üslûbu veya üslûbun elemanları olan nefy, nehy, takdim, te'hir, hazf, iltifat v.b ile ilgili müstakil çalışmalar günümüzde daha fazla bir ivme kazanmıştır. Eski alimler bunları ya Ulumu'l-Kur'ân veya İ'caz konusu altında işlemekteydiler. Günümüzde ise bunların müstakil eserler halinde incelendiğini görmekteyiz. Çok ciddi insa­nî bir tecrübe, çaba ve fikir telahukunun neticesi olarak günümüzde fennî, beşerî ve dinî ilimlerde büyük bir genleşme ve ayrışma göz­lenmektedir. Bu genleşme ve ayrışmanın tabii sonucu olarak beşerî ve dinî ilimlerde ciddi bir sistematize olayı müşahede edilmektedir.

Kur'ân'ı Kerimle ilgili ilimler de, bundan nasibini almıştır. Bu­nun için Kur'ân ilimlerine muhtelif zaviyelerden baktığımızda bazı yeniliklerin ortaya çıktığını görmekteyiz. Mesela, Seyyid Kutub'un et-Tasviru'l-Fenniyyu fi'l-Kur'ân adlı eseri Kur'ânî anlatımı yepyeni bir üslûp ve muhteva ile irdelemeye çalışan ve bize göre büyük öl­çüde başarılı olan teknik bir çalışmadır. Daha evvel de işaret ettiği­miz gibi Malik b. Nebi'nin ez-Zahiretu'l-Kur'ân'iye'si de Kur'ân'ın Al­lah kelamı olduğunun ispatını yeni bir yaklaşımla ele alan ciddi bir çalışmadır.

Yine daha evvel değindiğimiz gibi bu yenilenmenin bir tezahürü olarak Kur'ân'ın bazı yönlerinin yeni bir formla ele alındığını gör­mekteyiz. Yenilenmenin açıkça görüldüğü Kur'ânî sahalar şunlardır:

a) Kevnî âyetlerin yorumu,

b) Kur'ân kıssa, mesel..vb.ni psikolojik, pedagojik ve sosyolojik bakış açılarıyla değerlendirmeye tabi tutan çalışmalar

c) Kur'ân İ'cazı

d) Kur'ân anlatımının teknik yönü

e) Genel olarak Kur'ân'da, özel olarak sûrelerinde konu birliği

f) Tefsir ekolleri ve tarihi

g) Kur'ân'da yer alan bazı içtimaî, siyasî, hukukî ve tarihî konu­ların modern bir bakış açısıyla kaleme alınışı

h) Kur'ân üslûbu

ı) Kur'ân tarihi,

j) Kur'ân semantiği

k) Kur'ân filolojisi

l) Eleştirel çalışmalar

m) Tefsir kaynaklarından birinin veya bir kaçının tanıtımı

p) Mu'cem çalışmaları

Tesbit edebildiğimiz değişim ve yenilenmenin belirgin bir şekilde görüldüğü alanlar bunlardır. Bu alanlarda bizim sözünü ettiğimiz yenilik şudur: Konular, klasik muhtevadan ayrı bir muhteva ve eski metodlara değişik bir metod ve yeni bir bakış açısıyla ele alınmakta­dır. Buna, bir kısmına daha evvel işaret ettiğimiz şu eserleri örnek verebiliriz: Draz'ın en-Nebe'ul-Azim ve el-Medhal ile'l-Kur'ân'ıl-Kerim'i, Abdülmecid el-Beyanunî'nin Darbu'l-Emsal'i, Malik b. Nebi’nin ez-Zahiretu'l-Kur'âniye'si, Mustafa Sadık er-Rafii'nin İ'cazu'l-Kur'ân'ı, Dr. Adnan Şerifin es-Sevabitu'l-ilmiye fi'l-Kur'ân'ı, Mahmud Hicazi'nin el-Vahdetu'l-Mevadiyye fi'l-Kur'ân’ı ve tefsir usulüyle ilgili tüm çalışmalar.

Dikkatimizi çeken bir husus da şudur :

Kur'ân ilimleri sahasında yapılan münferid konu çalışmaları ge­nellikle yeniliğin olduğu bu alanlarda olduğu gibi klasik konulardan da nesih, kıssa, mesel, garip, gramer, tecvid, fezail, kıraat, israiliyat ve konulu tefsir sahalarında da belirgin bir şekilde görülmektedir.

Bu durumda şunu söyleyebiliriz: Kur'ân ilimlerinde münferid konu çalışması daha çok, yeni ortaya çıkan veya değişimin olduğu konulardadır. Öyleyse biz burada her iki alanla ilgili bazı eserleri ör­nek olarak bazen kısa ve öz olarak, bazen de detaylı bir şekilde ta­nıtmaya çalışacağız.[79]

 

Yeni Alanlarda Müstakil Konu Çalışmaları

 

Yukarıda da değindiğimiz gibi yirminci asırda Kuran ilimleri sahasına giren birçok yeni konu ortaya çıkmış­tır. Örneğin Kur'ân kıssalarının psikolojik, sosyolojik ve pedagojik yönden ele alınması tamamen yeni bir olaydır. Keza Kur'ân'da veya sûrelerinde konu birliği de günümüzde fazla ilgi gö­ren bir sahadır. [80]

Kur'ân ilimlerinin bu yeni dallarından tasvir ve üslûp gibi alan­lar Kur'ân'ın dil yapısını ve anlatım şeklini ilgilendirir. Konu birliği, psikoloji ve ilmi i'caz gibi alanlar da muhtevayla ilgilidir. Şimdi biz her iki alanla ilgili eserlerden temin edebildiğimizin bir kısmını ta­nıtıp, kalanları listeler halinde sunacağız.[81]

 

A- Kur'ân Psikolojisi

 

İnsanoğlu yaratılış itibarıyla birçok yeteneklerle donatılarak dünyaya gelmiştir. İnsanın bu yeteneklerine paralel olarak varlık dünyasında da çok farklı olaylar cereyan etmektedir, insanın zekâ, akıl ve irade gibi kavrayıcı ve motive edici, bazı kabiliyetlerle dona­nımlı olması nedeniyle insan, ister istemez etrafında yaşanan ve ce­reyan eden bazı olaylardan etkilenmektedir. İşte psikoloji ilmi bu et­kilenmeyi araştırmaktadır.[82] Yani insanın, etrafındaki olaylardan ne derece ve nasıl etkilendiğini, bu etkilemeyi sağlayan ne gibi duygu­lara sahip olduğunu, bu duyguların neler olduğunu ve etkileme sü­recini, etkilenmenin sonucu olan tepkisini araştırır, bunlar için bazı temeller ve çerçeveler çizer.

Psikoloji ilminin Batılılar tarafından geliştirildiği kuşkusuzdur. Zira modern psikoloji/sistematik psikoloji'nin kurucusu Alman Filozufu Wilhelm Wundt (ö.l923)'dır. Wilhelm Wundt'un 1879'da Leipzig'te ilk psikoloji laboratuarını kurmasıyla, bütün Avrupa ve Amerika’da da kısa sûrede bu laboratuarlar kurulmaya başladı. Gün begün bu bilim farklı gelişmeler kaydetti.[83]

Bilindiği üzere Psikolojinin alanı oldukça geniştir. Dinî eğitim, tıp, ordu, iş ve idare hayatı gibi birçok alana yönelmektedir. Asrımızdaki teknolojik gelişmeler nedeniyle psikolojinin ilgi alanı olan birçok sahada bilgi patlaması olmuştur, işte hem bilgi patlaması, hem de psikolojinin ilgi alanının genişlemesiyle, kısa sürede birçok alt dala ayrıldı.[84] Bu dallardan bizi ilgilendiren, din psikolojisidîr. Din psikolojisi de, Genel psikoloji gibi Batılılar tarafından geliştiril­miştir. Bunun için Din psikolojisi Batılıların kültür normlarıyla ve pozitivist mantalitenin anlayışıyla oluşmuştur. Netice itibariyle o, Hıristiyan inanç, töre ve ahlakını, kilisenin hayata bakış felsefesini ve olayları değerlendirme kıstaslarını, psikolojik problemlerin çözü­münde kullandı. Çünkü bu saha, Hıristiyanlığın beşiği olan Avru­pa'da kurulup gelişiyordu. Zaten başka şey de beklenemez. Batıda kurulup gelişen din psikolojisinin bazı kural, prensip ve kriterleri; inanç, ibadet, töre, kültür ve ahlak yönünden tamamen farklı olan orta doğunun Müslüman halkları için geçerli olamazdı.[85]

Bu boşluk Müslüman psikologlar tarafından doldurulmalıydı. Özellikle Kur'ân, psikolojinin ilgi alanı olan birçok insan davranış­larını ve bunların sonuçlarını ihtiva etmektedir. Mesela: Kur'ân; İbadet,[86] dua,[87] pişmanlık,[88] suçluluk duygusu sonucunda insanın fizyonomisindeki değişiklik,[89] sıkılma duygusu,[90] stres,[91] şımarık­lık,[92] depresyon,[93] intihar,[94] nankörlük,[95] tartışmacılık,[96] öfke[97] te­menni[98] v.b gibi yüzlerce davranış türünü ihtiva eder. Ayrıca Kur'ân olumsuz insan tiplerinden riyakar,[99] aceleci,[100] zayıf,[101] kıs­kanç,[102] kaba,[103] azgın[104] ve tartışmacı insan;[105] karakter açısından olumsuz insan tipleri arasında da riyakar insan,[106] cimri insan,[107] hasetçi insan,[108] kibirli insan;[109] bunun yanı sıra sevgi ve çeşitleri,[110] acıma,[111] merhamet[112] vb. duyguları da işlemektedir.[113]

Şayet bunlar İslamî bir mantalite ile Müslüman psikologlar tara­fından ele alınmış olsaydı ve bilimsel metodlarla sistematize edilsey­di mükemmel bir İslamî/ Kur'ânî psikoloji meydana gelirdi.

Bilindiği gibi Kur'ân psikolojisi üzerine değişik çalışmalar yapıl­mıştır. Bu çalışmaların yeterli olup olmadığı yönünde bir fikir beyan edemeyeceğiz. Çünkü hem değerlendirebileceğimiz o tür çalışmalar elimizde yoktur; hem de biz bu sahanın uzmanı değiliz.[114]

Elimizde Kur'ân psikolojisi alanında bize iyi bir fikir verebilecek bazı çalışmalar mevcuttur. Biz bunlardan önemli bulduğumuz iki eseri tanıtmakla yetineceğiz. Bu eserleri tanıttıktan sonra tesbit etti­ğimiz diğer eserlerin listesini sunacağız.[115]

 

1- Muhammed Osman Necati-el-Kur'ânu ve İlmun-Nefsi

 

Kur'ân psikolojisi ile ilgili gördüğümüz eserler arasında en derli toplu ve konunun mantığını yakalayıp okuyucusuna kavratma nok­tasında en etkin çalışma budur. Beyrut'ta dördüncü baskısı 1989 yı­lında yapılan bu eser 290 sayfadan meydana gelir. Kitap on fasıldan ibarettir. Birinci faslı Kur'ân'daki davranış faktörlerine ayrılmıştır. Burada şu hususlara yer verilmiştir:

A- Fizyolojik faktörler: Kendini koruma faktörleri, insan türü kalıcılığının iki faktörü

1- Cinsel fak­tör

2- Annelik faktörü.

B- Psikolojik faktörler: mülkiyet faktörü, sal­dırganlık faktörü, yarışma faktörü ve dindarlık faktörü.

C- Bilinçaltı faktörler, faktörlerarası çatışma, faktörler istila etme ve faktörlerin inhirafı (sapması).

İkinci fasılda Kur'ân'daki etkileşimler incelenmiştir. Burada kale­me alman konular şunlardır: Korku ve çeşitleri, öfke, sevgi ve sevgi­nin çeşitleri olan kendisini sevmesi, insanları sevmesi, karşı cinsi sevmesi, ebeveynini sevmesi, Allah'ı sevmesi, Resulullah'ı sevmesi; sevinç, hoşlanmamak, her iki anlamıyla kıskançlık, üzüntü, pişman­lık, diğer bazı etkileşimler, etkileşime eşlik eden fizyonomik deği­şimler, etkileşimlere istila etmek, ölüm korkusuna, yoksulluk kor­kusuna, öfkeye ve sevgiye istila etmek ve diğer bazı etkileşimlere is­tila etmek.

Üçüncü fasılda Kur'ân'daki hissî idraklar kaleme alınmıştır. Bu­rada şu konulara yer verilmiştir: Kur'ân'da hasseler (duyu organla­rı), cildin duyguları, duyguların alanı dışındaki harici duygusal kav­rama, göz yanılması, faktör ve değerlerin uyarma ve duygusal kavra­madaki etkisi.

Dördüncü fasıl Kur'ân'daki tefekküre ayrılmıştır: Problemlerin çözümünde düşüncenin evreleri, düşüncenin hataları:

a- Eski düşüncelere sarılmak

b- Açıklamaların yetersizliği

c- Etkisel ve duygusal sakınma.

Beşinci fasılda Kur'ân'daki öğrenim meselesi incelenmiştir. Bu fa­sılda şu konulara yer verilmiştir: Bilgi kaynağı, dil öğrenimi, Adem (a.s.)ın dil öğrenmesi, karar verebilme ve seçim yapabilme azmini öğrenmesi, taklid, amelî tecrübe, çaba ve hata, düşünce. Kur'an'a göre öğrenimin ilkeleri:

1- Faktör

a- Terğib ve terhible faktörü harekete geçirme

b- Kıssalarla faktörü harekete geçirme

c- Önemli olayların desteğini sağlamak.

2- Tekrar

3- Uyarma

4- Aktif katılım

5- Öğrenimin dağılımı

6- Davranışın düzeltmesinde tedricilik.

Altıncı fasıl Kur'ân'daki ledünî ilme tahsis edilmiştir. Bu başlık altında ilham ve rüyalar incelenmiştir.

Kur'ân'da yer alan unutma ve hatırlama olaylarına tahsis edilen yedinci fasılda şu başlıklar yer almaktadır: Unutma, unutma ve şey­tan, Kur'ân'da unutmanın ilacı.

Sekizinci fasılda Kur'ân'da yer alan insanın sinir sistemi ile beyni incelenmiştir.

Dokuzuncu fasılda Kur'ân'daki kişilik meselesi kaleme alınmış­tır. Bu başlık altında şu konulara yer verilmiştir: İnsanın oluşumu, psikolojik mücadele, kişilikte denge, düzgün kişilik. Kur'ân'da kişi­lik tipleri: Müminler, kafirler, münafıklar, Kur'ân'da aklî hileler, kendi kusur ve zaaflarını başkasına yıkma, meşrulaştırma, tepkinin oluşumu, Kur'ân'da bireysel farklar, Kur'ân'da insanın gelişmesi, do­ğum öncesi gelişme, doğum sonrası gelişme ve bebekte duygunun gelişmesi.

Son fasılda ise, Kur'ân'daki psikolojik tedavi kaleme alınarak bu başlık altında şu hususlar incelenmiştir: îman ve güven duygusu, iman ve cemaata mensubiyet duygusu, Kur'ân'ın psikolojik tedavide­ki yöntemi, tevhid akidesine inanmak, takva, ibadetler (namaz, oruç, zekat ve hac), sabır, zikir ve tevbe.

Bu kitap Kur'ân psikolojisine ilgi duyanların bigane kalamaya­cakları değerli bir eserdir.[116]

 

2-Et-Tıhamî Nakra-Saykolijiyetil-Kıssati fil-Kur'ân (Kur'ân Kıssalarının Psikolojisi):

 

Kitap, Dr. et-Tihami Nakra'nin 1971 yılında Cezair Üniversitesine sunduğu bir doktora tezidir. 1974 yılında Tunus'ta basılmıştır. Kita­bın ana kısmı 594 sayfa ise de, fihristlerle beraber 650 sayfaya ulaş­maktadır.

Kitabın iskeleti birincisi altı, ikincisi beş fasıl olmak üzere iki babdan oluşur. Müellif, iki babdan önce, bir "Mukaddime", "Geçmiş Araştırmalar" ve "Çalışmanın Konusu ve Metodu" başlıkları altında bir "Giriş" yazmıştır. Birinci bab konunun teorik bilgilerini içer­mektedir. Bu babın birinci faslı (s.49-84) Kur'ân kıssalarının kay­nağına dairdir. Bu fasılda yazar, vahy ve nübüvveti, semavî vahyin tesirini, Kur'ân ve kıssalarına dair oryantalistlerin görüşlerini ve Zat-i Nebevi ile Kur'ân vahyini incelemeye tabi tutar. İkinci fasılda (s.85-110) Kur'ân'ın kıssayla ilgili metodunu ele alır. Bu Fasılda üs­lûp, icmal-tafsil, kıssa unsurlarının ortaya çıkarılması ve Kur'ân'la Kitab-ı Mukaddes arasında konuların mukayesesi kaleme alınmıştır.

Yazar,Üçüncü fasılda (s.111-151) Kur'ân kıssalarının tekrarı, sebep­leri, yerleri, hedefleri, amaçları tekrarın stili ve tekrarda çelişkinin olup olmadığını incelemektedir. Dördüncü fasıl (s.156-256) Kur'ân kıssalarının çeşitlerine, Kur'ân kıssalarında efsane ve sembolizmin olmadığına, tarihî kıssalar içinde umumi kanunlara nasıl yer verildiğine, Kur'ân haberlerinde doğruluk durumuna ve temsilî kıssalara dairdir. Beşinci fasılda (s.257-274) Kur'ân kıssalarının bilgi kaynağı oluşuna, bu arada Kur'ân'ın bilgi kaynağı olarak evreni, tarihi ve in­sanın psişik durumunu kullandığını da nazara verir. Altıncı fasılda (s.275-305) da müfessirlerin kıssalar hususundaki tutumlarının bir eleştirisi yer almaktadır. Bu fasılda yazar kıssalarda israiliyatın duru­munu, müfessirlerin ihtilafını ve örneklerini kaydeder.

Yazar, kitabın ikinci babını konunun analizine tahsis etmiştir. Bi­rinci faslı (s.309-347) Kur'ân kıssalarının tahliline ayırarak burada tahlilin genel ilkelerini dinî, insanî, kültür ve sanatsal birikim açıla­rından değerlendirir. Ayrıca kıssanın ciddi mânâda tahlil edilebilme­si için bu kıssalarda davetçi konumunda görünen Hz. Peygamber (s.a.v)'in kişiliğini, kıssaların nazil olduğu çevreyi ve insan unsuru­nu değişik boyutlarıyla ele almanın gerekliliğini vurgulamaktadır.[117] Örnek olarak Salih (a.s) ve Semud kıssasını mercek altına alır ve tahlilini yapar.[118]

Birinci fasıl Peygamber ve kıssalar başlıklı bir konuyla bitmektedir.

Müellif ikinci fasılda (s.348-420) Kur'ânî kıssaların unsurlarını incelemeye alır. Kıssanın unsurları olarak olayları ve kişilikleri ele alır. Kıssaların unsuru olan insan tiplemelerini inceler.[119] Analitik psikolojiye de atıfta bulunarak özellikleri sebebiyle teşekkül eden tipleri sunar.[120] Yazar Kur'ân'ın önemli unsurlarından olan kişiliğin çeşitlerinden, özel konumundan ötürü kadın kişiliğine özel bir yer vermektedir. Çeşitli kıssalarda yer alan kadınların kişiliklerinden örnekler verir.[121]

Kur'ânî kıssaların bir unsuru olan kişilikler arası diyaloga da yer ayırır. Ancak bu unsurun tedricî bir şekilde kıssalarda yer aldığını ve bunun için de ilk inen kıssalarda yer almadığına dikkat çeker.[122]

Yazar kıssalardaki diyalogu çok geniş bir perspektiften değerlen­dirir.[123] Yazar üçüncü fasılda (s.421-508) Kur'ân kıssalarında etkile­menin faktörlerini inceler. Evvela insanları etkileyen faktörlerin çe­şitliliğine dikkat çeker. Daha sonra bu amilleri çok geniş bir yelpa­zede ele alır. Bu fasılda müellif ilginç bazı tesbitlerde bulunur. Şöyle ki; psişik etki, huzuru İlahiyi, kaderi, korkutma ve müjdelemeyi, si­yak sibak ve münasebetin tanınmasını, etkilenme ve duygusal yönü­nü, telkini, karşılaştırmayı, ikna ve sanatsal güzelliği etkilemenin faktörleri arasında saymaktadır.

Dördüncü fasılda şimdiye kadar geçmiş olan teorik bilgileri pra­tiğe çevirmek amacıyla Yusuf (a.s.)'ın kıssasını mercek altına alır. Kıssada olayların gelişmesini, psikolojik yönlerini ve kıssada özel konumundan ötürü özellikle rüyaları inceler. Faslın sonunda kıssa­nın Kur'ân'ı Kerimle Ahdikadim arasındaki mukayesesini sunarak faslı bitirir.

Beşinci fasılda (s.543-597) kıssaların pedagojik yönünü araştırır. Kıssaların inanç ve yaşayıştaki rolüne dikkat çeker. Peygamberin eğitimini ve Kur'ân kıssalarında eğitim yollarını nazara verdikten sonra günahların tevbe ile nasıl tedavi edildiğini açıklamaya çalışa­rak kitabını bitirir.

Kitabın ilmî seviyesi oldukça yüksektir. Kendi sahasında büyük bir açığı kapatmaktadır. Kur'ân araştırmacısının ilgisiz kalamayacağı faydalı bir eser olduğu kanaatindeyiz. Kur'ân psikolojisi sahasında şu eserlerin isimlerini kaydedebiliriz:

1- Abdulvehhab Hammude, el-Kur'ânu ve İlmu’n-Nefsi, Daru'l-Ka­lem, el-Kahire, 1962

2- Şerif Adnan, Min İlmi'n-Nefsi'l-Kur'ânî.[124]

 

B- Konu Birliği

 

Kur'ân 23 sene gibi uzun bir sürede, farklı olaylar nedeniyle, de­ğişik konuları ihtiva ederek muhtelif zaman ve mekanlarda, ayrı inançtaki kitlelere hitap eder vaziyette nazil olmuştur.[125] 114 sûre­den meydana gelen bu yüce kitap yüzlerce ilmî, itikadi, içtimaî, ida­rî, iktisadî, ahlakî ve hukukî konuları ihtiva etmektedir. Bu kutsal kitap, çok zengin bir bilgi mozayiği görünümünü arz etmektedir.

Kur'ân'ın ihtiva ettiği konulardan kimisinin ispatı, Kur'ân'ın asıl amacı iken; kimi konular da, Kur'ân'da başka hususların ispatı için vasıta olarak bahse konu edilmektedir. Kur'ân, üslûbunun karakte­ristik özelliğinin gereği olarak konular arasında seri geçişlerde bu­lunmaktadır. Bunun için her biri, Kur'ân'ın kısa bir hülasası mesabesinde olan birçok sûrede birden fazla konuya yer verilmiştir. Ki­mi sûrelerde ise tek bir konu işlenmiştir.

Kur'ân'ın birden fazla konu ihtiva eden sûreleri, içinde çok güzel kokulu rengarenk çiçeklerin, güllerin, ağaç ve nehirlerin bulunduğu bir bahçeye benzer. Kişi böyle bir bahçeye girer bahçenin çeşitlerini seyrettikçe zevki ve beğenisi daha fazla artar. Usanç şöyle dursun, bahçeye daldıkça derin hazlar duyar ve daha değişik manzaralar görmek ister. Bunun gibi Kur'ân okuyucusunun, sûrenin akışı içeri­sinde farklı konularla karşılaştıkça dikkati daha fazla toplanmış olur. Sûreyi daha bir istekle okur. Sûreye dalıp yeni ve değişik konu­ları yeni üslûplarla aldıkça kalbi, aklı ve zihni daha zinde olur ve bıkkınlığı önlenmiş olur. Özellikle okuma alışkanlığı fazla gelişme­miş olanlarda (ki, Kur'ân okuyucusunun büyük bir kısmı böyledir.) sürekli konu değişikliği bıkkınlığı önlemede mühim bir faktördür. Çünkü o, uzun konulara dalma yeteneğini henüz kazanmış değildir.

İşte yukarıda anlatmaya çalıştığımız hususlardan ötürü Kur'ân'ın küçük sûrelerinin çoğunda tek konu işlendiği halde, orta ve uzun sûrelerde birden fazla konu işlenmiştir. Bu konular karma bir şekil­de ele alınmaktadır. Günümüz kitap te'lif etme geleneğinde olduğu gibi Kur'ân, konuları birbiri peşi sıra düzenli bir şekilde ele almaz.

Aksine ele aldığı konuları sûrenin tamamına serpiştirerek ve araya konuları destekliyecek başka hususları yerleştirerek sunar.

Kur'ân ruhuna iyi nüfuz etmeyen biri, sûrelere ilk baktığında sû­relerin dağınık bilgiler sunduğunu ve bir konu birliğinin olmadığını zannedebilir.[126] Ancak, bu kimse sûrelere iyice baktığında ya bir ve­ya iki yahutta üç, nihayet dört konu etrafında bilgilerin yoğunlaştı­ğını görecektir.[127] Diğer bilgiler bu konunun/konuların çerçevesinde ya tamamlayıcı ve destekleyici veya konunun/konuların bazı parça­larının sonucu olarak yer almaktadır. İşte günümüz Kur'ân araştır­macıları buna konu birliği demektedirler.

Ancak, bu deyimden, sûrelerdeki konu birliği anlaşıldığı gibi, Kur'ân'ın konuları işlerken gösterdiği metod/sunuş birliği de anlaşıl­maktadır. Konu birliği her iki manasıyla da aklî tefsir ekolünün ıs­rarla üzerinde durduğu hususlardandır.

Bu konu daha evvelki dönemlerde sûrenin maksadı adı altında in­celenmekteydi. Geçmiş alimlerimizden gördüğümüz kadarıyla bu konu Şatıbî gibi bazı alimler tarafından -fazla olmasa bile- gündeme getirilmişti. Dr. Zahir b. Avvâd el-Elma'î adlı Riyad'lı bir yazar Dırasatun fi't-Tefsiru'l-Mevdu'i adlı bir çalışmasında konu birliğine genişçe yer vermiştir. Dr Zahir Avvad, bu konu birliğini ilk tesbit edenin İbnu Kayyım el-Cevz'ıyye olduğunu iddia eder.[128] Oysa Dr. Draz'm tesbitine göre İbnu Kayyim'dan önce Razı, Îbnu'l-Arabî ve Ebu Bekr en-Nisaburi konu birliğini tesbit etmişlerdir.[129] Ancak bunu kim baş­latmışsa başlatsın, gördüğümüz kadarıyla konuyu en geniş işleyen ve en güzel inceleyen Firuz'abadî (ö.817/1415)'dir. Her sûrenin bir ana hedefinin olduğunu izaha çalışır. Bunu Besairu Zevi't-Temyiz fi Letaifi'l-Kitabi'l-Aziz adlı altı ciltlik değerli eserinde her sûre için ayrı ayrı kaydeder.

Konu Birliği terimi ise, Kur'ân ilimleri terminolojisine yeni girmektedir. Selef alimleri tarafından işlenmiş olmasına rağmen, günü­müz konu birliği anlayışına uygun olacak şekilde ilmî bir zemine oturtulmuş değildi. Bazı oryantalistlerin kinci ve dar düşüncelerin­den dolayı Kur'ân sûrelerinin birden fazla konuyu karma bir şekilde işlemesine yönelik eleştirilerine[130] tanık olan Müslüman alimler, ko­nu birliğine ilgi duydular. Özellikle yukarda da işaret edildiği gibi aklî tefsir ekolünün müntesipleri Konu Birliğine fazla ilgi göster­mektedirler.[131] Bu ekolun müntesipleri konu birliğini hem sûredeki konu birliği hem de Kur'ân'ın tümündeki konu birliği anlamında kullanırlar.[132] Ayrıca konulu tefsirle meşgul olanlar da konu birli­ğini terime fazla yer vermeden içerik olarak kullanırlar.

Konu birliğini inceleyenlerin başında Dr Muhammed Abdullah Draz gelir. Dr Draz bu konuyu uzun uzadıya en-Nebeu’l-Azlm ve el-Medhal adlı eserlerinde anlatır.[133] Draz, Kur'ân sûrelerindeki konu birliğini o kendisine özgü, orijinal, mantıkî, edebî ve delil dolu ilmî üslubuyla anlatır. Bir konunun diğer bazı konular arasında ilk etap­ta görülmeyecek kadar gizlenip yayılması hususunun şiirde de gö­rüldüğünü vurgular.[134]

Draz, Kur'ân sûrelerindeki konu birliğinin mantığını, felsefesini ve delillerini, anlattıktan sonra el-Bakara süresindeki konu birliğini örnek olarak anlatır.[135]

Sûrelerdeki konu birliği'ni biz de 1992 yılında henüz Draz'ın bu konudaki tezini görmeden evvel Mülk sûresine yazmış olduğumuz Adva'un alâ Sûreti'l-Mülk adlı çalışmamızda Draz'ın söylediğinin ay­nısı olmasa bile, ona çok yakın bir şekilde yazmıştık.[136] Draz'ın dı­şında çağdaş alimlerden Muhammed Reşid Rıza el-Menar'da; Fehd b. Abdurranhman er-Rumî Menhecu'l-Medreseti'l-Aliyyeti'l- Hadiseti fi't-Tefsîr'de; kısmen de Dr. Mustafa Müslim   Mebahisu fi't-Tefsiri'l-Mevzu'î adlı eserinde kimisi konu birliği ismini kullanarak kimisi kul­lanmayarak konuyu incelemişler. Ayrıca aşağıda isimlerini ve bu alandaki eserlerinin adlarını sıralayacağımız simalar da konu birliği mevzu'unu ele almışlar. Ne var ki, konuyu hem ele alış biçimi hem de özünün ne olduğu noktasında birbirinden farklı bir şekilde ince­lemişler. Hem bu farklılığa dikkati çekmek, hem de bu hususun okuyucunun zihnine daha net bir şekilde yerleşmesini temin etmek için kısmen detaylı olarak bu mevzuyu nasıl işlediklerine ışık tut­maya çalıştım. Bu simaların hepsi de eserlerinde honu birliği'ni müs­takil bir başlık altında incelemişler. O simalar şunlardır:

1- Dr. Abdullah Şehhate Ulumu'l-Kur'ân adlı çalışmasında sûreler­de konu birliği adlı bir başlıkta Draz’dan bazı nakillerde bulunur. Sonra el-Bakara sûresinden el-Enfal sûresine kadar olan ve es-Seb'u't-Tıvâl adıyla bilinen yedi uzun sûrenin ana konularını konu birligi çerçevesinde tesbite çalışır.[137]

Ancak, Şehhate'nin çalışmasında şu iki husus dikkatimizi çek­mektedir:

a-) Konu birliği tezinin yeteri kadar ispatını ve mantıkî argüman­larla temellendirmesini yapmadan, aceleci bir tavırla yukarıda anı­lan sûrelerde konu birliği tesbitine geçmiştir. Söz konusu mevzuyla ilgili Draz’dan yaptığı alıntılar az olduğu için doyurucu değildir. Halbuki, böylesine önemli ve ilginç bir mevzuun mutlaka yeteri ka­dar ispatlanması gerekirdi.

b-) Sûrelerde tesbit ettiği konuların sayısında bize göre şişkinlik vardır. Dolayısıyla hedeflenen konu birliği dağılmış olmaktadır. Me­selâ: en-Nisa sûresi için on konu tesbit eder.[138] Oysa bu konuları açıp, sayısını çoğaltarak birliği dağıtmaktansa, şu üç ana konu altın­da toplamak daha uygun olurdu: Akaid, Ahkam ve ehl-i kitabın du­rumu.[139]

Ayrıca konunun işlenmesinde bir dağınıklık da göze çarpmaktadır.

2- Halid el-Akk el-Furkan ve'l-Kur'ân adlı eserinde, Beşinci bahis Kur'ân'ın yüceliği ve konu birliği adıyla bir başlık koymuş. Ancak ne ilginçtir ki, yazar yedi sayfalık olan bu başlığın muhtevasında Kur'ân'da konu birliği'ne tek kelime ile değinmemiştir.[140]

3- Abdülkadir Ata da Kur'ân Yüceliği ve Konu Birliği adı ile bir başlık atmış. Ata burada Kur'ân'nın tümünün bazı temel kavramları ispatlamaya yönelik olduğunu söyler. Bu kavramlar ise: kulluk, in­sanların haşre gönderilmesi, Allah'ın varlığı, insan hürriyeti, kölelik ve adalet vb....dir.”[141]

Abdülkadir Ata'ya göre Kur'ân'da geçen tüm konular, insanın bir fakir kul olduğunu ancak, Allah'ın ona hürriyeti bahşettiği hususu­nu ispata yöneliktir.[142]

Ata, konu birliği denince Kur'ân'ın yukarıda geçen konuları bir­birlerini ispatlayıcı ve destekleyici bir şekilde anlatması hususunu anlamaktadır. Hatta o, bu temel kavramların tümünün de adalet ko­nusunu ispata yönelik olduğu iddiasındadır.[143]

Buna göre Ata'nın sunmaya çalıştığı Konu Birliği ayrı; Dr. Draz'ın ileri sürdüğü konu birliği ayrı; Mahmud Hicazî’nin konu birli­ği ayrıdır. Her üçü de Kur'ân'ın yüceliğini ispatlamaktadır. Ancak Ata'nın ileri sürdüğü birlikte, zorlama açıktır. Ayrıca o, oryantalist­lerin eleştirilerine fazla cevap vermez.

4- Zahir b. Avvad el-Elma'î, konulu tefsir alanında yazdığı Dirasatün fi't-Tefsiri'l-Mavdu'î li’l-Kur'âni’l-Kerim adlı çalışmasında ko­nu birliği mevzuuna değinmektedir. Riyad’lı yazar, çalışmasında Draz’dan alıntı yaparak önce mevzuyu sûre içindeki konu birliği çer­çevesinde inceler. Bu cümleden olarak es-Seb'u't-Tıval, et-Tevbe, Yu­suf, el-Kehf ve en-Nur sûrelerinin konu birliğini kaydeder.[144] Ancak kanaatimizce Riyad'h yazar, sûrenin konu birliğini tesbitte Şehhate'den daha başarılı görünmektedir. Çünkü o, el-En'am sûresinin konularını ustalıkla beşe indirmiştir (tevhid, nübüvvet, haşr, kıssa ve ahlak).[145] Oysa Şehhate'nin en-Nisa sûresinin konularını ona çı­kardığı daha önce belirtilmişti.

Ne var ki, el-En'am sûresinin konularını daha da azaltarak daha fazla birlik sağlamak mümkündür: Akide, tarih ve ahkam şeklinde.

Görülen şu ki, Draz'dan sonra gelen hiç birisi bu hususta Draz kadar başarılı olamamıştır. Görebildiğimiz kadarıyla kitaplarının bir bölümünde konu birliğini inceleyenler bunlardır. Konu birliği alanına tahsis edilmiş bir eser temin edebildik. Şimdi onu tanıtmaya çalışalım.[146]

 

Dr. Muhammed Mahmud Hicazi-el-Vahdetu'l-Mevduiyetu f'i'l-Kur'ânı'l-Kerim (Kur'ân'da Konu Birliği)

 

Kitap, bir doktora tezidir. 1970 yılında Kahire'de basılmıştır. Ese­rin ana metni 408 sahifedir.

Yazar ana konulara başlamadan önce konu birliğinden neyi kast ettiğini izaha çalışır. Kısaca konu birliğinden muhtelif sûrelerde ele alınan konular arasındaki birliği kast ettiğini ifade eder.[147]

Kitap dört bölümden meydana gelir:

Birinci bölüm, Kur'ân'da konuların tekrarına, tekrarın gereklili­ğine, konunun tekrarını gerektiren amillere ve her sûrenin belli sı­nırlarının olduğuna dairdir.

İkinci bölümde konuların bir sûrede tam zikredilmediğine dair­dir. Bu bölümde Kur'ân'ın parça parça nazil oluşunun hikmetlerini ve konunun bütünüyle bir sûrede zikredilmemesinin sebeplerini kaydeder.

Üçüncü bölümde Kur'ân sûrelerinde tekrarlanan konular arasın­da tam bir birlik ve uyumun olduğunu, konu tekrarının adeta Kur'ânî bir özellik olduğunu bir iki misalle anlatmaya çalışır.

Dördüncü bölümde bir konunun sûrede tam olarak anlatılmadığını kaleme alır. Yazar bu istikamette konu birliği çerçevesinde Kur'ân sûrelerini genel bir değerlendirmeye tabi tutar. Kur'ânî ko­nulardan ahd, vefa, Mesih, uluhiyet, teşri', Kur'ân'da kıssa ve kıssa­dan da Musa (a.s.)'ın kıssasını detaylı bir şekilde incelemeye tabi tu­tar.

Yazar, kitabıyla Kur'ân sûrelerinde geçen konular arasında birli­ğin olduğunu ve muhtelif sûrelerde geçen aynı konunun bir birlik oluşturduğunu, bu sayede ihtilaf ve çelişkinin olmadığını ve böylece de konuların çeşitli sûrelerde geçen parçalarının birbirlerini tamam­ladıklarını ispatlamaya çalışır.[148]

Kitap, ciddi bir çalışmanın ürünüdür. Kur'ân'da her hangi bir ko­nu ele alınırken konuyu oluşturan unsurların arasında doğal hiye­rarşiye dikkat edildiği tezini savunması açısından orijinal bir çalış­madır.[149] istifade edilebilir kanaatindeyiz.

Konu birliği sahasında Dr. Abdullah Şehhate'nin Ehdafu Külli Sure­tin ve Mekasiduha adlı çalışması ve Tahmaz, Abdulhamid Mahmud'un Min Mevadi'i Suveri'l-Kur'âni'l-Kerim adlı eserinden başka isim tesbit edemedik.[150]

 

KUR'AN TASVİRİ

 

Kur'an, ahlak ve dinî pratiklerle ilgili durumlardan, cen­net ve cehennem gibi hususlardan söz ederken muha­tabın ilgisini uyandırmak, nimete karşı isteğini, azaba karşı da korkusunu artırmak ve bu vesileyle de verilen emirlerin ye­rine getirilmesini, yasaklardan da kaçınılmasını daha etkin ve daha süratli bir şekilde sağlamak için bazı edebî yöntemler kullanmıştır. Keza tevhid, nübüvvet, haşr... v.b.nın ispatı için kaydettiği deliller­den emin bir şekilde sonuca varılmasını temin amacı ile Kur'ân ken­disine özgü bir üslûp kullanmıştır.[151] Bu üslûbun Kur'ân'a özgü bir­çok yönleri vardır. Bu yönlerden en önemlisi ve en etkini kuşkusuz mânâ tasviridir. Tasvir, muhatabı çabucak mânâya götüren ve beni­nin dile getirilen olaya katılmasını sağlayan kestirme bir yoldur. Tas­vir ne kadar güzel, ilgi çekici ve ustaca yapılmış ise; mânânın so­mutlaşması ve okuyucu, muhatap...vb.nin ben'inin ona katılması o kadar kolay ve süratli olur. Günümüzde düşüncelerin ve olayların sinema, tiyatro, piyes...vb vasıtası ile görüntülenerek verilmesinin amacı seyirci ve dinleyicinin ben'inin bizzat olaya katılmasını ve psi­şik olarak onu yaşamasını sağlamaktır. İşte bu canlı tasvir türüdür.

Kur'ân'ı Kerim'de yukarıda anlatılan konularda çokça tasvire başvurulmaktadır.

Kur'ân soyut bir mânâyı, psikolojik bir durumu, manevî bir vas­fı, insanî bir tiplemeyi, yaşanmış bir olayı, geçmiş bir kıssayı, kıyametin bir manzarasını, bir nimet veya azab tablosunu ve bir tartışma havasını sunarken hep tasvir yöntemini izler.[152] Yani canlılık, hayat, hareket renklilik, tablo, manzara, görüntü ve bütün bunları güzel bir düzenle, ilginç bir tertiple sentezleyerek aktarılmak istenen şeyi tasvir etmek. İşte muhatabın /dinleyicinin aktif olarak olaya katıl­masını, olayın göz önünde canlandırılmasını ve zihnî /hayali olanın hissileştirmesini sağlayan en etkin üslûp bu tasvire dayalı üslûptur.

Bunun için Kur'ân, sunmak istediği herhangi soyut bir mânâyı anlatırken o mânâyı muhatabın hayalinde canlı bir vaziyete, hare­ketli bir şekle sokacak, ona canlılık, hareketlilik ve renklilik kazan­dıracak unsurlar, ta'birler ve tablolar seçer. Birden o soyut mânâ so­mutlaşmış, hareketli ve canlı hale gelmiştir. Sanki o sahnede canlan­dırılan bir tiyatro perdesiymiş gibi görünür bir hal almıştır.[153] Yine bu sayede Kur'ân'daki soyut durumlar, hareketli manzaralara; psiko­lojik haller, görünür tablolara; insanî tiplemeler, diri şahıslara; insa­nî karakterler, gözle görülür durumlara dönüşmüş olurlar.

Buna bazı örnekler verelim:

1. Kur'ân, kafirlerin yaptıkları amellerin kendilerine hiç bir fayda vermeyeceğini ifade ederken şöyle der: Onların yaptıkları amele yö­neldik ve onu dağınık toz haline getirdik.[154] Burada onların yaptıkları ve kendilerine uhrevî bir faydası olmayan amellerinin dağınık bir toz haline getirdik denmesiyle soyut bir durum olan amelin fayda vermeyişi gözler önünde canlandırılmış bir durum haline sokulmuş olur.

2. Kur'ân, Kafirlerin Allah nezdinde hiç makbul olamayacakları ve asla cennete giremeyecekleri durumunu anlatırken şu ilginç ifadeyi kullanmıştır:

"Âyetlerimizi yalanlayıp onlara karşı böbürleneler için gök. kapısı açılmadıkça ve kalın gemi halatı iğnenin deliğinden geçme­dikçe onlar cennete girmezler."[155]

Görüldüğü üzere onların makbuliyetsizliği ve cennete giremeyişleri somut olaylarla anlatılmıştır.[156]

Bu iki örnek gibi Kur'ân'dan daha fazla örnekler verilebilir.[157] Konumuz fazla uzamaya müsait olmadığı için bu kadarla yetinmek durumundayız.[158]

 

A-Tasvır Üslûbunun Özellikleri:    .

 

Kur'ân üslûbunun en önemli unsurlarından biri olan tasvirin bir­çok özelliği arasında şunları sıralayabiliriz:

1. Kur'ân tasvirinin en önemli özelliklerinden biri ibarelerin ter­kibindeki insicamdır. Bu da uygun lafızların seçilmesi ve sonra bu lafızların özenle özel bir kalıba dökülmesi. Bu sayede Kur'ân, fesahetin ve belagatın en üst derecesindedir. Eski alimler bu konuyu za­man zaman tekellüfe varacak şekilde işlemişlerdir.[159]

2. Uygun lafızların seçilip bir kalıba dökülmesinden ortaya çıkan ses ahengi ve ses uyumu. Bu olağanüstü olay Kur'ân'da çok açık ol­masına rağmen eski alimlerin bununla ilgili verdikleri bilgiler onun dış vurgusunu geçmemektedir.

3. Birçok alimin dikkat çektiği belagat nükteleri[160] mesela âyetin son fezlekesi (âyeti bitiren ve bazen Allah'ın bir veya iki ismi ile so­na eren cümlesi ) nin âyetin genel havasına uyması. Örneğin bilgiyi konu eden âyetin son cümlesiyle ve düşmanlık ve aftan söz eden et-Teğabun sûresinin son cümlesinin mağfireti dile getiren şu isimlerle bitmesi gibi; el-Aziz'ül Hakim

4. Âyetin siyakındaki konular arasında uygun ve uyumlu geçiş­ler.[161] Tabiatıyla bu uyumlu geçişler, beraberinde muhatabda tedrici bir şekilde psikolojik bir uyum oluşturur. Eski alimler de buna ken­di üslûpları ile dikkat çekmişler. Mesela Ebu's-Suud (ö.951/1544)'ayetler arasında var olan geçişi ve geçişteki uyumu şu şekilde izah eder: "Evvelki âyetlerde yüce sıfatların Allah için zikredil­mesi, O'nun ibadete mahsus olmasını gerektirir"[162]

 

B- Tasvirin Vasıtaları:

 

Kur'ân'daki tasvirin pratize edilebilmesi için birçok vasıta vardır. Muhayyileyi harekete geçiren, düşünceye hissi suret veren, hareketi hızlandıran ve kalp, akıl ve vicdanın duygularına ulaşan her türlü ta'bir tasvirin birer vasıtasıdır. Öyleyse Kur'ân'daki harfler, kelime­ler, cümleler, edebî sanatlar, vurgular, renkler, hareketler, niteleme­ler, karşılıklı konuşmalar, kelimelerin fonetiği, ibarelerin ve siyakın ses ahengi... bütün bunlar tasvirin birer vasıtasıdır.[163] Bunlar birbir­lerine omuz vererek, reaksiyona girerek Kur'ân'ın i'cazlı tasvirini meydana getirirler.

Ancak bütün bunların bilinebilmesi ve ilmen zevkine varılabil­mesi için Arap dilinde büyük bir edebî birikime sahip olmak gerekir.

Kur'ân tasviri modern edebî çalışmalar sonucunda ortaya çıkmış bir ilim dalıdır. Bunun terkib materyali eski alimler tarafından nazm başlığı altında işleniyordu. Eski alimlerimizin Nazmu'l-Kur'ân başlı­ğı altında sundukları malumat bugünkü Kur'ân Tasviri için bilimsel terkip malzemesini oluşturur. Ancak bu malzemeye bazı yeni mad­deler katılarak değişik bir biçimde ve yeni bir yapı içerisinde işlen­mesi gerekiyordu. İşte bunu Seyyid Kutub et-Tasvîr adlı eseriyle ger­çekleştirdi. Ondan sonra Kur'ân araştırmacıları O'nun yolunu izle­yerek bu konuya ilgi duydular. Kimisi bunu müstakil eserlerde işle­di; kimisi de bunu kitaplarının bir bölümünde işledi.[164]

Gerçek şu ki, biz bu gün Kur'ân ilimleri sahasında çok önemli, hassas, Arap dili ve edebiyatında büyük bir yetenek ve maharet iste­yen ve ciddi bir gayret bekleyen yepyeni iki ilim dalı ile karşı karşıyayız. Birisi Kur'ân Üslûbu diğeri Kur'an üslûbu'nun bir bölümü sayı­lan, ama haddizatında çok kolları ve alt bölümleri olan Kur'ân tasviri'dir. Gördüğümüz şu ki, ikisine de ilgi henüz istenen seviyede de­ğildir. Biz önce Seyyid Kutub'un tasvir alanındaki kıymetli eserini kısmen tanıtmaya çalışacağız. Daha sonra bu sahada tesbit edebildi­ğimiz çağdaş eserlerin isimlerini liste halinde sunacağız.[165]

 

Seyyid Kutub-et-Tasviru'l-Fenniyu li'l-Kur'ân:

 

Kitap, Seyyid Kutub'un te'lifidir. 191 sayfadan meydana gelir. Kur'ân'ın, mânâları, olayları, inançları, insanların bir takım psişik durumlarını, salih amellerin faydalarını, küfrün onarılmaz zararları­nı nasıl ustaca tablolaştırdığını, bazı mânevi ve soyut hususların portresini çizerek somutlaştırdığını ve gözler önüne serdiğini anla­tır. Seyyid Kutub, Fizilâl'ıyla tefsirde aksiyoner yeni bir çığır açtığı gibi, bu kitabıyla da Kur'ân'ın mânâ tasvirinin tekniğine taptaze mü­lahazalarla, ilginç olduğu kadar ideal olan; ideal olduğu kadar da il­mî olan yeni bir Kur'ânî ufkun vetiresini başlatmıştır.

Bu kitap, yazarda çok yüksek edebî bir zevk ve duyarlılığın var olduğunun ifadesidir.

Bizce bu, Kur'ân ilimlerinde yeni ve günümüz alimlerinin ciddiyetle eğilmesi gereken bir konudur. Çünkü daha evvelki çalışmalar­da Kur'ân tasviriyle ilgili böyle disiplinli, sistemli ve metodik bir ça­lışmaya rastlanmamaktayız.

Kur'ân tasviri sahasında şu eserlerin isimlerini zikredebiliriz:

1- Beyyumî, Muhammed Receb, el-Beyanu'l-Kur'ânî, Kahire 1971.

2- Dubel, Muhammed b. Sa'd, en-Nazmu'l-Kur'ânî fi Sureti'r-Ra'd, Kahire 1981.

3- Sa'idî, Abdulmuteal, en-Nazmu'l-Fenniyu fı'l-Kur'ân, Kahire.

4- Seyyid, Kutub, Meşahidu'l-Kiyameh.

5- Şeyh Emin, Bekrî, et-Ta'biru'l-Fenniyu fi'l-Kur'ân, Beyrut 1973.[166]

 

KUR'AN ÜSLUBU

 

“Uslûp" kelimesi lüğatta; uzanan yol, çeşit, vecih, mez­hep, burun kıvırmak, arslanın boynu ve konuşmacının kendi konuşmasında izlediği yol anlamlarına gelir.[167]

İstilahî mânâsına gelince üslûp yeni bir istilah olduğu[168] için, es­ki mustalahât kitapları ve eski ansiklopedik eserler ona yer verme­mektedir. Yeni alimlerden ez-Zerkanî üslûbun istilahî mânâsını şöyle kaydeder: Konuşmacının konuşmasını oluştururken ve kelime ve cüm­lelerin diziliş biçimlerini seçerken izlediği yoldur.[169]

Hasan Tabl: "İnsanın, kullanışın belli bir anında dilin bazı yönlerini diğer bazı yönlerine tercih etmesidir"[170] şeklinde üslûbu tarif eder. Hasan Tabl bu tarifin yanısıra üç tarif daha kaydeder.[171]

Yukarıda terim mânâsını sunduğumuz üslûp bu günkü modern filolojik çalışmalar sonucunda ortaya çıkmış ve kendi başına bir il­mî disiplin haline gelmiştir. Özellikle Arap aleminde üslûp ilmi sa­hasında azımsanamayacak çalışmalar yapılmıştır.[172]

Konumuzun gereği olarak biz burada yeni üslûp ilminin amaç ve kurallarını ele almayacağız. Hemen Kur'ân üslûbunu izaha geçece­ğiz. Yukarıda üslûp için kaydettiğimiz tariften de anlaşılabileceği gibi Kur'ân üslûbu; kelimelerin seçiminde ve cümlelerin tertibinde Kur'ân'ın kendisine mahsus yöntemiyle takip ettiği metottur.[173]

Kur'ân'ı Kerim kendisine mahsus eşsiz üslûbu sayesinde asırlar­dan beri gönüllerde taht kurmuş, düşmanını susturmuş, dostunu se­vindirmiş ve davet ettiği mübâreze meydanında hep galip gelmiştir.

Dün dilciler, konuşmanın konuşulduğu ortama uygun olma nok­tasını ölçü alarak "Belagat" ilmini kurdular ve geliştirdiler. Onun kriterleriyle Kur'ân'a baktılar, eşsiz gördüler ve ona erişilemeyeceği kanaatına oybirliği ile vardılar.

Bugünkü modern dünyada çağdaş dil bilimcileri konuşmacının muhatabını daha fazla etkilemesi için konuştuğu kelime ve cümle­nin seçimini[174] hareket noktası yaparak üslûp ilmi'ni kurdular. Bu yeni bilimin kıstaslarıyla da Kur'ân'a baktılar ve yine Kur'ân'ı eşsiz, erişilmeyecek bir zirvede buldular.

Her konuşmacının, konuşmasında ve yazarın, yazısında takib et­tiği özel bir yöntemi vardır. O özel yöntem onun kendisine özgü üs­lûbunu oluşturur. Kur'ân gibi dünya ile âhireti, yaratanla yaratılanı, küfür ile imanı... v.b. birçok eş ve zıt konuyu kapsayan yüce bir ki­tabın meseleleri, konuları, emir ve yasakları, tavsiye ve öğütleri sunuşta takip ettiği özel bir yöntemi de vardır elbette. İşte bu özel yöntem Kur'ân'ın üslûbudur.

Gerek dünkü belagat ölçüleriyle gerekse modern üslûp kriterle­riyle Kur'ân'ın dil yapısı incelendiğinde kendisine özgü yapısal bir­çok özelliğe sahip olduğu görülür. Ancak hemen şunu kaydedelim ki, daha evvel de değindiğimiz gibi bu ilim dalı yeni olduğu için Kur'ân üslûbu sahasında henüz fazla bir birikim mevcut değildir. Her ne kadar Kur'ân üslûbu sahasında atomcu bir anlayışla nefy, nehy gibi birçok küçük üslûp elemanı çalışması yapılmış ise de; genel bir bakış açısıyla bakıldığında bütün Kur'ân'ın üslûbu hakkında faz­la bir şeyin yapıldığı görülmemektedir. Bu gün bile, birçok Ulumu'l-Kur'ân çalışmasında "Kur'ân üslûbu" konusuna hâlâ yer verilmiş değildir.

Yeni yazarlardan Kur'ân üslûbunu şunlar incelemiştir: Ez-Zerkanî Menahil’de (s.198-226), Draz, en-Nebeu'l-Azim'de (108-142), Halid el-Akk el-Furkan'da (164-173), Dr. Zerzur Ulumu'l-Kur'ân'da (255-298), Dr. Abdülğani Muhammed Said Burke, ed-Davetu'l-Kur'âniye'de (285-352) ve Seyyid Kutub et-Tasviru'l-Fenniyu fil-Kur'ân adlı eserinin "et-Tenasuku'l-Fennî" başlıklı kısımda (69-110). Özellikle Seyyid'in anılan eserinde Kur'ân üslûbunun birçok özellikleri tesbit edilmiştir.

Bu yazarlardan ez-Zerkanî Kur'ân üslûbu için yedi tane özellik saymış ve bunları uzun uzadıya anlatmıştır. Ancak biz ikinci, üçün­cü özelliği pek yerinde bulmadık. Çünkü Kur'ân'ın avam ve havas herkesi memnun ve razı etmesini ve akıl ve duyguyu tatmin etme­sini Kur'ân Üslûbunun ikinci ve üçüncü özelliği saymış.[175] Oysa iyi dikkat edildiğinde görülecektir ki, bunlar üslûb'un özelliği olmaktan daha ziyade üslûpla elde edilen sonuçlardır. Çünkü üslûp kendisini oluşturan mantıkî ve ilmî özellikler sayesinde avam ve havassı, memnun kılar; akıl ve duyguyu tatmin eder. Yoksa durup dururken hiç bir özelliği olmayan bir üslûp ne insanları memnun eder, ne de akıl ve duyguyu tatmin eder.[176]

 

A- Kur'ân Üslûbu'nun Özellikleri: